Gündem Haberleri

    Türk çakır dikeninin istila ettiği ABD’yi bizim çoğalttığımız haşere kurtaracak

    Hürriyet Haber
    23.10.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İç ve Doğu Anadolu’da yetişen çakır dikeni, 19. yüzyılda yanlışlıkla gittiği Yeni Dünya’yı sardı. Amerika’da doğal düşmanı olmayan diken, 3.7 milyon hektar alana yayıldı ve tarıma büyük zarar verdi. 1969’dan beri dikenle mücadele etmeye çalışan Amerikan Tarım Bakanlığı, yıllar sonra çareyi yine Türkiye’de buldu: Ceratapion basicorne adlı bir haşere.

    Amerikan desteğiyle 4 yıldır konu üzerinde çalışan Atatürk Üniversitesi, böceği çoğaltma aşamasına geldi. Şimdi bizden giden çakır dikenini yok etsin diye bizde bulunan böceği yollayacağız.

    Erzurum Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rüstem Hayat, 4 yıldır bir böceğin cinsel yaşamını inceliyor. Birbilerini nasıl buluyorlar, nasıl aşk yapıyorlar ve en önemlisi aşklarının meyvesi yumurtalarını sonra ne yapıyorlar? Halbuki bu haşere, Türkiye’de yaşayan herkesin evinden-bahçesinden bildiği, önemsiz bir böcek: Ceratapion basicorne. O kadar önemsiz ki, bu parlak, siyah kabuklu, sevimsiz yaratığa Türkçe isim bile vermemişiz.

    Ceratapion basicorne, bizim için önemsiz bir haşere ama Rüstem Hayat’ın bu böcekle yaptığı çalışmalar ABD’de büyük heyecan uyandırıyor. Son olarak Amerikan Tarım Bakanlığı’ndan Prof. Dr. Lincoln Smith, İtalyan ve Fransız bilim adamlarını da yanına alıp Hayat’ın elde ettiği sonuçları incelemek üzere Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne geldi. Çünkü üniversitenin Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü’nde 2001’den beri bu böcek üstüne Amerikan destekli bir proje sürüyor.

    HABİTATI ASLINDASADECE AVRASYA

    ABD’nin bu böcekle bu kadar yakından ilgilenmesinin nedeni aslında yine Türkiye’de hepimizin bildiği ama pek önemsemediği bir bitki: Centaurea Solstitialis. Bildik adıyla çakır dikeni ya da peygamber çiçeği.

    Çakır dikeni bir Avrasya bitkisi, yani Amerika’da bulunmuyor. Türkiye’de en çok İç ve Doğu Anadolu ile Adana’nın kuzeylerinde yetişiyor. İşte bu diken, 19. yüzyılın ortalarında bir tohumunu ‘özgürlükler ülkesi’ne yollamayı başardı. O bir tek tohum, yaklaşık bir asırdır yeni yuvasında çoğalmaya devam ediyor. Tarımsal üretime büyük zarar verdiği için ABD Tarım Bakanlığı 1969’dan bu yana dikenle mücadele etmeye çalışıyor ama bütün çabalar nafile. Çakır dikeni 23 eyalette toplam 3.7 milyon hektar alanı işgal etti. Çünkü bu yeni yuvasında hiç doğal düşmanı yok.

    İşte bizim haşerenin libidosu da tam burada devreye giriyor.

    PARLAK KANATLARIDİŞİYE SEKSİ GELİYOR

    Bahar aylarında dişi bir basicorne’un aklındaki tek şey, parlak erkek kanatları. Erkek basicorne’un kanatları ne kadar parlaksa, dişi o kadar baştan çıkıyor, samanlık o kadar seyran oluyor.

    Bize göre kısa sayılacak bir aşkın ardından, ağzı burnunda dişi, karnında aşkının meyveleriyle en yakın çakır dikeninin yolunu tutuyor. Ve henüz tohumlanmakta olan dikenin kök başını yumurtalarına beşik yapıyor. Kısa süre sonra yumurtadan çıkan afacanlar, doğruca bitkinin gövdesine giriyor ve ilk gençliklerini burada geçiriyor. Basicorne’un bu larva dönemi çakır dikeninin ölümüne giden yolu açıyor.

    Erzurum’daki çalışma ise bu böceğin ABD’de işe yarayıp yaramayacağı konusunda yürütülüyor. Sonuçlar çok başarılı. Yapılan bütün deneyler gösterdi ki, böcek çakır dikeninden başka beşik kullanmıyor. Yani ABD’ye götürülürse başka bitkilere saldırmayacak. Amerikalılar 4 yılda 30 milyon dolar harcadılar ama sonuçtan memnunlar. Çünkü ‘Basicorne Projesi’ artık küçük basicorne’ları çoğaltıp, doğaya salma aşamasına geldi.

    TARIMSAL ZARARLILARLA EN ETKİN SAVAŞ, BİYOLOJİK MÜCADELE

    Tarımsal zararlılarla mücadelede gelinen son aşamaya biyolojik mücadele deniyor. Bu yöntemde, kontrol altına almak istediğiniz bir zararlıya karşı, kimyasal ilaçlar, zehirler, yakma yöntemi kullanmak yerine onun doğal düşmanı kullanılıyor. Böylece doğaya en az zarar verilmiş oluyor. Mantığı şöyle işliyor: Eğer bütün yılanları öldürürseniz sonunda fareler çoğalır. Peki zararlı azalınca doğaya salınan düşman ne oluyor? Beslendiği kaynak azalınca zamanla o da azalıyor. Ancak bu yöntemin riskleri de var. Türler mutasyona girebilir ve istenmeyen başka türlere zarar verebilir. İşte Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde 4 yıldır yürütülen proje bu olasılıkları değerlendirdi.
    Savaş ÖZBEY
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı