Türk bankacılığı 1 trilyon lirayı aştı şube ve personelde tarihi rekor kırdı

Hürriyet Haber
19 Ocak 2011 - 00:00Son Güncelleme : 18 Ocak 2011 - 22:09

Türk bankacılık sektöründe 2010 yılında şube sayısı ve çalışan sayısı açısından tüm zamanların rekoru kırıldı.

2009 yılı sonunda 9 bin 27 olan şube sayısı 2010  sonunda 9 bin 465’e, 172 bin 403 olan çalışan sayısı da 178 bin 504 kişiye yükseldi. Tüm bankaların katılım bankaları dahil toplam aktifleri de 2010 yılı sonunda henüz kesinleşmeyen son verilere göre 1 trilyon TL’yi aştı.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, bankacılık sektöründe 2010 yılını değerlendirdiği toplantıda, “Yıl sonu itibarıyla ulaşılan en yüksek çalışan sayısı ve şube sayısı ile 2010 yılında tüm zamanların rekoru kırıldı. Nüfusa oranla çalışan ve şube sayısı artıyor. Bu açıdan  verilerde iyileşme görüyoruz. Bankacılık sisteminde 2010 yılı sonunda toplam aktiflerin, katılım bankaları  dahil, 1 trilyon 15 milyar lira civarında olmasını tahmin ediyoruz” dedi.
KOBİ’lerin yılı oldu
2010 yılında bankacılık sektöründe kredilerin son çeyrekte diğer 3 çeyrekten daha hızlı arttığını, hatta son çeyrekte neredeyse ilk yarıdaki artış kadar bir artışın söz konusu olduğunu belirten Keskin şunları syledi: “Özellikle KOBİ kredilerinde ciddi bir büyüme göze çarpıyor. Kredilerdeki yüzde 39’luk artışla 2010 KOBİ’lerin yılı oldu. En büyük artış ise orta büyüklükteki işletmelere kullandırılan kredilerde oldu. Bu kategoride kullandırılan kredi oranı yüzde 48 arttı. KOBİ niteliğindeki müşteri  sayısı da yüzde 9 arttı .”
Bankacılık sektöründe öz kaynak karlılığının 2010 yılında 2 puanlık bir gerilemeyle yüzde 16’ya düştüğüne dikkati çeken Keskin, bankaların öz kaynak kârlılığının bugünkü verilerle 2011 yılında yüzde 12 civarında olmasını beklediklerini söyledi. Mevduatın vadesinde ise bir değişme olmadığını belirten Keskin,  “Mevduatın vadesi ortalama 3 ay. Ama bir mevduat sahibinin bankaya geldikten sonra o bankada kalma süresi 5 yıldan aşağı değil. Faizler yükselirse, bu bankaların kârlılıklarını önemli ölçüde etkileyecek” diye konuştu.

Takipteki kredilerin oranı düştü

TÜRKİYE Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin’in aktardığı veriler şöyle:
Aralık 2010 itibarıyla bankacılık sisteminde TL mevduatının yüzde 84’ü TL krediye, yabancı para mevduatının ise yüzde 79’u da krediye dönüştürüldü.
2009  sonunda yüzde 5.7 olan tahsili geçikmiş alacakların kredilere oranı Aralık 2010’da yüzde 3.9’a geriledi.
Takipteki tüketici kredilerinin oranı da 2009’daki yüzde 4.3’den 2.8’e, takipteki kredi kartları oranı ise, yüzde 11.6’dan 8.7’ye, geriledi.
Takipteki kurumsal krediler de 2009’da yüzde 5.3 iken 2010’da yüzde 3.6’ya  geriledi.
KOBİ’lere verilen kredilerde tahsili gecikmiş alacaklar tüm kategorilerde düştü. En fazla düşüş yüzde 16 ile küçük işletmelere kullandırılan kredilerde görüldü. İşletme başına kredi miktarı bir KOBİ’de 100 bin liranın altında gerçekleşti.
2010’da tüketici ve konut kredileri yüzde 38, bireysel kredi kartları yüzde 21 arttı. Konut kredilerindeki  artış yüzde 35, taşıt kredilerindeki artış yüzde 28 oldu.

Risklerin tepesinde krediler yer alıyor

EKREM Keskin, Türk bankacılık sektörünün risklerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Şu anda bilançonun yüzde 50’den fazlası kredi riski. Dolayısıyla bankacılık sisteminde  risklerin en tepesinde kredi riski bulunuyor. Vade yapısından dolayı eğer faiz  oranları yukarı doğru giderse, bankacılık faiz riskiyle de karşı karşıya kalır.  Yani faiz riski de bankacılık sisteminin gündeminde. Net pozisyon olarak  baktığınızda ise yüksek bir kur riski yok. Ama bankaların müşterilerinin  kullandığı yabancı paradan dolayı bir risk olursa, bu kredi performansını da etkileyebilir. Likidite riskini ise daha alt sıralarda görüyorum. Çünkü, Merkez  Bankası her zaman sektörü rahatlatan bir tutum içinde olmuştur.”

Ortam iyiyken bankalar kredi vermeyip ne yapsın

EKREM Keskin, banka kredilerindeki artışa ilişkin şunları söyledi: “2010’da enflasyon hedefi tuttu, faiz oranı düşmeye devam etti, TL’ye olan talep güçlü kaldı, sermaye girişi hızlandı ve kredi notumuz yükseldi. Böyle bir ortamda bankalar kredi vermesin de ne yapsın?” Merkez Bankası’nın izlediği politikaya da işaret eden Keskin, şöyle konuştu: “Bankacılık  sistemi, 2008’den itibaren Merkez Bankası hangi sinyalleri gönderdiyse o sinyallere göre hareket ediyor. Yani Merkez Bankası’ndan gelen sinyaller  bankacılık sisteminde değerlendiriliyor. Kısa vadede kredilerin büyümesinde bir risk yok. Merkez’in uyarısı cari açıktaki artıştan.”

Bankaların büyümesi bu yıl yavaşlayabilir

EKREM Keskin, bankacılık sektöründe  2011’in ilk çeyrek beklentileri için  şunları kaydetti:
Bankacılık sistemi hâlâ güçlü bir kredi verme potansiyeline sahip. Yeterli öz kaynakları var. Bankalar  hala kredi verecek müşteri arıyor.
Büyüme hızında yavaşlama bekleniyor. Talep yavaşlamadan finansman imkanlarının sınırlandırılması, fiyat hareketlerini ve ekonomik istikrarı etkileyebilir.
Kamunun borçlanma ihtiyacının
düşmesiyle kredi arzı artacaktır. Kurumsal kredi talebi ve bankalar arasında rekabet güçlü kalmaya devam ediyor.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı