Ege Haberleri

EGE

    Turizm kapıda bekletiliyor

    Mete Tamer OMUR / HÜRRİYET
    13.09.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Bir yanda 1915 destanın simgesi Çanakkale Şehitliği, öte yanda Truva, Asos, Kazdağları, Aynalı Çarşı ve adalarıyla Çanakkale, önemli bir turizm potansiyeliyle dikkat çekiyor.

    Çok güçlü destinasyonlara sahip olan Çanakkale, turizm pastasından hak ettiği payı alamamaktan şikayetçi. Bunun birçok nedeni var aslında. Sektör temsilcileri, kentte turizmin bir sahibinin olmaması, profesyonelce tanıtım eksikliği, turizmi geliştirmek adına koordineli çalışılmaması ve turiste karşı davetkar olunmaması gibi nedenleri gösteriyor. Galiba en önemlisi de, Çanakkale, turizm potansiyelinin ve kazanabileceklerinin farkında değil. Ama bütün negatif hallere rağmen son yıllarda başlatılan çalışmalar değişimin sinyallerini veriyor. Özellikle yüzünü denize çeviren kent, buradan gelecek kruvaziyer turistle yeni bir aşamaya geçmek istiyor. Tabii, kruvaziyer turisti çekmek için birçok eskiliğinde giderilmesi de şart. Yoksa sadece kente kruvaziyer limanı yaparak turizm pastasından pay almak yeterli olmayacak gibi. Bir diğer konu da Çanakkale Savaşları’nın 100’üncü yılı etkinlikleri. Sektör temsilcileri, kentin olimpiyatları olarak nitelendirdikleri bu organizasyon için hızlı hareket edilmediğinden şikayetçi.

    Turizm kapıda bekletiliyor

    Çanakkaleye yerleşmek istiyorlar

     Kentin turizm alanındaki fotoğrafını çekmek için ilk konuğumuz TÜRSAB İl Temsilcisi ve Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi İsmet Balkan oluyor. Balkan, büyük potansiyel gördüğü Çanakkale’de 12 senedir sektöre katkı koymak için uğraş veriyor. İsmet Balkan, Çanakkale’nin konumu itibariyle dünyanın en güzel şehri olduğunu belirterek, “Şehir merkezi, doğası, denizi, insanı, tarihi zenginliğiyle ayrı bir güzel. Dolayısıyla Çanakkale’ye gelen turistler, iyi hizmet aldığı zaman bu değerlere hayran kalmalarının ötesinde bölgeye yerleşmek istiyor” diyor.
    Çanakkale turizminde birçok şeyin eksik olduğunu ifade eden Balkan, “Çanakkale’de turizm kapıda bekletiliyor” ifadesini kullanıyor. Zengin toprakların mutsuz ve fakir bekçileri gibi bir hissiyatın olduğunu dile getiren İsmet Balkan, “Doğru adımlarla, başkalarının yaptığı hataları yapmadan burayı bir turizm şehri haline getirebiliriz. Eksiklerin etrafından dolaşmak yerine bir yol haritası oluşturmamız gerekiyor. Turizm kolay bir sektör değil, profesyonellik istiyor. Herkes biliyormuş gibi davranıyor. Turizmi profesyonelce bu kente oturtmamız gerekiyor. Burada biraz bocaladık. Turizmde iyi bir patrona ihtiyaç var” diye konuşuyor.
    Son 3-4 yıldır turizm alanında adımların atıldığını belirten Balkan, “Eskiden hep konuşuluyordu. Ama bir sonuç alınamıyordu. Şimdi değişim başladı. Tabii burada eksik ve şansızlıklarımız var. Devletten turizm adına aldığımız doğru dürüst bir katkı yok. Her şeyi kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Truva’dan yeterince yararlanamıyoruz. Oysa müthiş bir değer. Türkiye, dünyadaki Truva bilinilirliğinden çok uzakta. Truva’yı yabancılar seviyor diye önemsiyoruz. Yerli turist ise ‘Taş’ diye bakıyor. Truva’da müzenin bulunmamasını ve çevre düzenlemesinin olmayışını yabancıya anlatmakta zorlanıyoruz. En son bir Alman turist ayağını kırdı. Ankara’nın buraya sahip çıkması gerekiyor. Asos’un yolları tarla gibi. Devletin kontrolünde olan yerlerde sıkıntılar var. Bu alanların daha profesyonel olması gerekiyor” görüşünü dile getiriyor.
    Müzenin olmaması büyük ayıp
    Bölgenin uluslararası arenada en önemli değerlerinden birinin Truva olduğunu belirten İsmet Balkan, “Ama böyle önemli bir değerin eserlerinin sergilendiği Truva Müzesi yok. Bu, Türkiye’nin ayıbı. İlgili bakanlığın çalışmaları var ama bir gelişme söz konusu değil. Buranın hazineleri şu anda Moskova Puşkin Müzesi’nde sergileniyor. 1.5 milyon kişi ziyaret ediyor. Bizde olsa bu 2 milyonu rahat bulur diye düşünüyorum. Bir diğer konu ise, Truva’da 15 yıldır verimli bir kazı çalışması var. Buradan çıkan bulguların nerede olduğunu sormak lazım. Eserlerin oksitten temizlenmesi için Almanya’ya gönderildiği söyleniyor. Truva’da önümüzdeki yıl kazılara Amerikalıların devam edeceği konuşuluyor. Dolayısıyla Almanya’ya giden eserlerimizin akıbeti merak konusu. Bunlar tarihin bize emaneti. Sahip çıkmak gerekiyor” diyor.

    Turizm kapıda bekletiliyor

    100. yıl için yavaş kalındı

    Çanakkale Savaşları’nın 100’üncü yılı kapsamında yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Balkan, “Bu, kentin tanıtımı için ciddi bir fırsat. Yedi ülke önemli bir hazırlık içinde. Bir taraftan da bizim çalışmalarımızı izliyorlar. Burada yapılan çalışmalara göre potansiyeli belirleyecekler. Toplamda 100 bin kişinin gelmesi gündemde. Onlar harıl harıl çalışırken, biz biraz kapalı kutuyuz. Onların gerisinde kaldık” diye ekliyor.
    İsmet Balkan, “Turizmciler olarak, konaklamada yaşanacak sıkıntıyı çözmek adına proje başlatıyoruz. Bölgedeki yazlıkları turizme açmak için çalışma yürütüyoruz. İspanya modelini inceliyoruz. Bine yakın evi ilgilendiren bir proje. Hem yazlığı olan kişilere ek gelir sağlanacak hem de yatak sorunu çözülmüş olacak. 5 bin yatak kapasitesi ortaya çıkar diye düşünüyoruz. Burada işletmeyi seyahat acenteleri yapacak. Bir internet sitesi üzerinden pazarlama planlanıyor. 2015’e kadar yapmak istiyoruz” diyor.
    Bölgede dalış turizm açısından önemli potansiyelin varlığına dikkat çeken Balkan, dünyada gemileri batırarak hem balıkçılığa hem de dalış turizmine katkı konulduğunu dile getirip sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bizim doğal batıklarımız var. Ama dalamıyoruz. Bürokratik sorunlar var. Çözülmesi halinde kent turizmine büyük katkı sağlar.”

    Turizm kapıda bekletiliyor

    Bütün olarak tanıtalım
     Bölge turizm için enerji sarf eden bir diğer isim ise Kazdağı Otelciler Derneği (KAZOD) Başkanı ve Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Mehmet Öngen... Öngen, Kazdağları’nın bulunduğu Yeşilyurt Köyü’nde önemli başarıya imza atmış, soft turizm alanında önemli model yaratmış biri. Bölge turizmiyle ilgili çarpıcı tespit ve görüşlere sahip olan Mehmet Öngen, önce Kazdağları ile ilgili açıklamalarda bulunuyor. Kazdağları’nı ayrı bir destinasyon olarak nitelendiren Öngen, Çanakkale’nin merkeziyle bu noktada bir ayrışım olduğuna dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam ediyor:

    Turizm kapıda bekletiliyor

    Fuara katılmak demode
    “Bir kesim turizmi sadece kent merkezine odaklı düşünüyor. Her toplantıda bunu dile getiriyorlar. Ama bizim Kazdağları ekseninde yarattığımız tanıtım ve marka değeri kent merkezinin çok çok üstünde. Bugün dünyanın her yerinde şehir otelciliği var. Ama biz burada bir farkındalık yarattık. Soft turizm için mücadele ediyoruz. Dolayısıyla Çanakkale’yi bir bütün olarak görmek ve bu yönde tanıtım ve pazarlamasını yapmak gerekiyor. Ulusal ve uluslararası platformlarda çok ortak hareket edilmiyor. Bunu aşmak gerekiyor.”
    Tanıtım konusunda da fuarlara katılımı demode olarak nitelendiren Mehmet Öngen, “Tanıtım için iki yıl önce ABD’deki televizyon yapımlarına verilen Emmy Ödülü sahibi uluslararası belgesel yapımcısı Thomas Selim Walner ile aday olan sanat yönetmeni Irene Vandertop’un burada düğününü yaptık. Altı ülkeden 150 kişiyi ağırladık. 180 uluslararası internet sitesinde haberlerimiz çıktı. Dolayısıyla artık fuarlara katılarak, broşür dağıtarak tanıtım yapmak bana göre demode. Tarkan yedi yıl önce tali için Yeşilyurt’a geldi. Bir anda Türkiye, burayı duydu. Tanıtım alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor” diyor.

    Turizm kapıda bekletiliyor

    Turizm konseyi kurulsun

    Turizmin önünde engeller olduğunu, bunu da sektörün bileşenleri arasında koordinasyonun bulunmamasına bağlayan Öngen, “Yıllardır, her zeminde turizmle ilgili toplantı, seminer, çalıştaylar yapılıyor. Sektör de son derece iyi niyetlerle bu çalışmalara katılıyor ve görüşlerini belirtiyor. Ama bunun ardından her şey unutuluyor ve günlük rutine dönülüyor. Bunun çözümü için yapılması gereken en önemli şey, Turizm Konseyi kurulması. Bu konseyin çalışması ve işleyişiyle ilgili olarak temel unsur öncelikle bir liderin var olması gereği. Aksi takdirde yıllardır süregelen bu dağınıklığın ve kopukluğun önüne geçilmesi mümkün olamaz. Olmadığını da zaten hep birlikte görüyoruz. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Herkes dilediği tarafa çekiyor. Tanıtımda    veya  bir marka yaratmada hangi değerlerin öne çıkarılacağı konusunda ortak bir karar oluşturulamıyor. Bir fuar etkinliğine katılırken her yıl hangi zenginliklerimizi öne alacağımız konusunda kaos yaşanıyor. Bu dağınıklığın sonunda etkili, vurucu     ve kalıcı bir imaj yaratamıyoruz” ifadesini kullanıyor.

     

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı