Gündem Haberleri

    Turizm’de başarılı Kültür’de başarısızdı

    Hürriyet Haber
    18.02.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    BERLİN’de çok ilginç bir bina var. Binanın en büyük özelliği, her tarafının cam olması. Dışardan bakınca tuvaletler dışında binanın her tarafı görülebiliyor.Önden arkayı, arkadan önü görmek bile mümkün. Binanın içinin dışının camla kaplanmasının mantığı, içerde yapılanların tamamen şeffaf olduğunu göstermek... Bu ilginç yapı, Alman anamuhalefet partisi Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) genel merkezidir. Doğrusu halkın gözünün önünde olan bir partiye yakışır bir felsefe. Siyasi yaşama atıldığında bizim Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) de aynı iddiadaydı. Onlar da ‘Biz şeffaf bir parti olacağız’ diyorlardı. Belki her tarafı camla kaplı bir genel merkez kiralamalarının nedeni de CDU’nun binasından esinlenmiş olmalarıydı. Ama bu camlar CDU’nunkiler gibi saydam değil.İçerden dışarının görülebildiği ama dışardan içerinin görülemediği ayna camlar. Neyse ‘O kadar fark olur. Hiç önemli değil. Önemli olan kafaların, anlayışların saydam, yani şeffaf olmasıdır’ diyebilirsiniz. Kuşkusuz doğrudur bu yaklaşım ama acaba gerçekte öyle mi?* * *AKP bildiğiniz gibi kısa bir süre önce CDU’nun üye olduğu Avrupa Halk Partileri (EPP) örgütüne de katıldı. EPP, Avrupa’daki Hıristiyan Demokrat partilerinin bir araya geldikleri çatı örgüt.Erkan Mumcu’nun, ondan önce Reyhan Balandı’nın, ondan önce de Emin Şirin’in ayrılmalarının gerçek nedeni AKP’nin şeffaf bir parti olamaması değil miydi? Aslında AKP, Erdoğan ve onun güvenine mazhar olabilen çekirdek bir kadronun ‘kapalı devre’ yönettiği bir parti.Kararların alınması, politikaların belirlenmesi sadece Erdoğan’a ve bu çekirdek kadroya ait.Milletvekilleri, hatta bakanlar bile bu kararlar ve politikalar konusunda bilgilendirilmiyorlar.Partide ‘bizden olanlar, olmayanlar’ ayrımı egemen. Doğal olarak ‘bizden olmayanlar’ yönetim mekanizmalarının dışına itiliyorlar. Bakan olsalar bile...AKP’den kopan üç milletvekilinin hepsinin bu dışlanma psikolojisi içine sürüklendikleri, yaptıkları açıklamalardan anlaşılıyor. Bu rahatsızlığın Meclis grubu ve parti örgütü içinde yaygın olduğunu söylemek de abartılı bir değerlendirme olmaz. * * *Erkan Mumcu’nun kopuşuna neden olan psikolojiyi yaratan da hiç kuşkusuz kendilerini AKP’nin ‘esas sahibi’ sayan çekirdek kadroyla olan doku uyuşmazlığı.Bu psikolojinin başka milletvekillerini de partiden koparacak kadar etkileyip etkilemeyeceğini zaman gösterecek. Erkan Mumcu başarılı bir Turizm Bakanı olarak kabul edilebilir. Ama Kültür Bakanı olarak başarısızdı.Onun döneminde kültür ve sanat kurumları en kötü dönemlerinden birini yaşadı. (Bundan sonra kolay kolay da düzelmez.) Yerine gelecek kişi onu da aratabilir. Çünkü hepimizin bildiği gibi AKP’nin kültür ve sanatla başı hiç de hoş değil.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı