Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Turgutreis’te güneş deniz ve müzik...

MARİNA’nın hemen yanındaki futbol sahası büyüklüğündeki çekek alanında 5 binden fazla klasik müzik tutkunu biraz sonra başlayacak konseri merakla bekliyorlar.

Türkiye’de bir klasik müzik konseri için bu kalabalık bir rekor.

Bu yıl beşincisi yapılan D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali’nin fikir babası ve gerçekleşmesinde öncülük eden Aytaç Yalman Paşa büyük bir mutlulukla şöyle diyor:

“Talep 7 bindi. Ancak 4500 sandalye bulabildik. Ama müzik tutkunları ayakta izlemeye razılar. Onun için bine yakın insan da konseri ayakta izleyecek.”

Bu rekoru kırmanın onuru, dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ı dinlemek amacıyla Turgutreis Marina’nın bu festival için özenle hazırlanmış çekek alanını dolduran müzikseverlere ait.

İtiraf edeyim ki ben Aytaç Paşa’dan daha heyecanlıydım. Ayrıca bu kadar insanın böyle bir etkinliğe koşup gelmesi beni ülkemin geleceği açısından sevindirdi.

Şurası gerçek ki, bütün çabalar boşuna, Türkiye’yi hiçbir güç geriye götüremez, yeniden karanlıklara sürükleyemez.

* * *

Festivalin açılış konserine Fazıl Say’ın piyanosu ve besteleri damgasını vurdu ve alanı dolduran binlerce insanı eşsiz bir mutluluğa taşıdı.

Keman sanatçısı Patricia Kopatchinskaja üstün yeteneğiyle büyük bir beğeniyle dinlendi ve uzun uzun alkışlandı.

Fazıl-Patricia ikilisinin çaldıkları parçalar ise sıra dışı bir müzik dinletisiydi.

İki sanatçıya eşlik eden İzmir Devlet Senfoni Orkestrası çok iyi bir performans sergiledi.

Orkestranın gösterdiği bu gelişme klasik müzik severler için büyük bir mutluluk oldu.

Ertesi gün “Günbatımı Konseri”nde piyanist Hande Dalkılıç özenle seçilmiş parçaları seslendirdi.

Bu konseri Turgutreis’teki dostlardan ayrılamadığım için izleyemedim. Ama aklım orada kalmadı desem yalan olur.

Konseri izleyen dostlardan edindiğim izlenim Chopin ağırlıklı dinletide Hande Dalkılıç harikaymış. Gece konserinde ise müzikseverler büyük ve büyüleyici bir sürprizle karşılaştılar.

İzmir Devlet Senfoni, Çinli bir soliste eşlik ediyordu.

Sun Huang, Erhu (Arhu okunuyor) adlı yerel bir enstrüman çalıyor. Erhu piton derisinden yapılmış küçük bir altıgen silindirden ve ince bir saptan oluşuyor.

Bin yıllık geçmişi olan bu çalgı bizim kemençe gibi çalınıyor.

İki teli olmasına karşın büyüleyici bir sesi var. Sun Huang Türkiye’de ilk kez dinlenen bu çalgıyı inanılmaz bir ustalıkla seslendirdi. Onu ağlattı, inletti, zaman zaman da coşturdu.

Konserin sonunda İzmir Senfoni’nin seslendirdiği Handel’in Kraliyet Havai Fişek Müziği olağanüstüydü.

* * *

Yazının son bölümünü de Doğuş Grubu’na ayırmak istiyorum.

Konserin fikir babası ve beyni Aytaç Yalman Paşa ama bu olağanüstü etkinliğin gerçekleşmesinin bütün rolü de Doğuş Grubu’na ait.

Bu grubun patronu Ferit Şahenk başta olmak üzere bütün çalışanlarının sanata karşı gösterdikleri duyarlılık ve yaptıkları katkılar övgüye değer.

Doğuş Grubu, festivali izleyen binlerce insanın mutluluğunu sanırım yüreklerinde duyuyorlardır.

Şunu bilsinler ki, onların ülke sanatına, sosyal yaşamımıza, toplumumuzun çağdaşlaşmasına yaptıkları katkı çooook ama çok büyük.

 

X