"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Türbanın boyun kısmı çözülüyor mu

GEÇEN cumartesi günü Başbakan Tayyip Erdoğan’la Kayseri ve Balıkesir’e gittik.

Kendisiyle yaptığımız mülakatı dün okudunuz.

Bugün bu geziyle ilgili izlenimimi anlatmak istiyorum.

Önce Erdoğan’dan başlayayım.

Son dönemde 8 kilo vermiş ve 98 kilodan 90 kiloya inmiş.

Üzerinde koyu mavi bir gömlek, hafif çizgileri olan bir ceket vardı.

Kravat takmamıştı.

TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise takım elbise, kravat giymişlerdi.

Erdoğan’a, "Devlet kravatlı, millet kravatsız" diye espri yaptım.

* * *

Uçağa binerken Başbakan’ın çevresinin hedefi Kayseri’de 250 bin kişiyi toplamaktı.

Meydanın üçte ikisi doluydu.

Kaç kişi olduğu konusunda iyi bir tahminci olmadığım için bir şey diyemeyeceğim.

Ancak yol boyunca sokaklar çok canlıydı.

Erdoğan, gerçekten karizmatik bir liderlik özelliğine sahip.

"Halka dokunmayı"
biliyor.

Yollarda özellikle kadınlar, çocuklar ve gençler canlıydı.

Kayseri’de kadınlara dikkat ettim.

Çoğunluğunun başında örtü vardı.

Ama bir şey dikkatimi çekti.

Örtülerin çoğu, klasik türban gibi değildi.

Bana sanki, başörtüsü, boyun kısmından başlayarak "yumuşuyor" gibi geldi.

Ayrıca kadınların ve kızların elbiseleri gayet rahattı.

Tabii eski durumu çok iyi bilmediğim için karşılaştırma yapamıyorum.

O nedenle genellemeden de kaçınıyorum.

Ama Kayseri’de gördüğüm başörtülü kadınların, Ankara’da milletvekillerinin eşlerinde gördüklerimden çok farklıydı.

Eskiden beri savunduğum görüşüm, Kayseri’de biraz daha güçlendi.

Eğer siyasiler germez, bir süre gündemden düşürürse, türban konusu kesinlikle gündemimizden çıkacaktır.

Erdoğan yollarda oyuncak bebek ve araba dağıtıyor.

Bebekler Çin, arabalar Türk malıymış.

Bir de ilginç ajanda var.

Her sayfasında, merak ettiğiniz bir sorunun cevabı yer alıyor.

Ama öyle siyasi ve dini konular değil. Tamamen pratik bilgiler.

Erdoğan, bu broşürleri atmada çok beceri kazanmış. Ön camdan fırlattığı her kitap, mutlaka yerini buluyor.

Burada bir parantez açıp Kayseri’den söz etmek istiyorum.

Bu şehre son defa iki yıl önce gitmiştim.

Her gidişimde biraz daha güzelleşmiş, biraz daha modernleşmiş görüyorum.

Kayseri tam anlamıyla bir Batılı şehir olmuş.

Geniş caddeleri, yeşil kaldırımları, parkları, konservatuvarı, adliye sarayı ve otelleriyle örnek şehir.

Mitingden sonra, otobüsle bir daire çizip yine meydana geldiğimizde, meydan neredeyse tamamen temizlenmişti.

Bütün pet şişeler, broşürler öbekler halinde toplanmış ve çöp kamyonlarına konuyordu.

Bu şehir eskiden beri belediye başkanları bakımından hep şanslı olmuş.

Dikkatimi çeken bir başka nokta da, şehirde çirkin cami bulunmayışı.

İstanbul’da son yıllarda yapılan camilerin çirkinliği gözümün önüne gelince, Kayseri’nin bu bakımdan da çok şanslı olduğunu anladım.

Konya için de aynı şeyleri düşünüyorum.

Bu şehirleri bu duruma getiren herkese, bir Türk vatandaşı olarak teşekkür ediyorum.

Türkiye’nin şehirlerinin yarısı bu düzeye getirilse, gelişmişlik göstergelerimizin birden yükseleceğine inanıyorum.

* * *

Tekrar, Başbakan’ın uçağına dönüyorum.

Erdoğan, Genelkurmay Başkanı ile ilişkilerinde son derece dikkatli bir üslup kullanıyor.

Dolmabahçe sohbeti konusunda bütün ısrarımıza rağmen ağzından tek kelime kaçırmıyor.

"Hiçbir dargınlığım yok" diyor.

Ve üstüne basa basa, "Sadakat esası üzerinde birlikte yürüyeceğiz" diyor.

Ancak konu Anayasa Mahkemesi’nin kararına ve özellikle gerekçesine gelince, üslubu birden değişiyor.

O kararı içine sindiremediği çok belli.

Hatta bize de sitem ediyor.

"Mahkemenin gerekçesi üzerine sizin de birkaç satır yazmanızı beklerdim" diyor.

Erdoğan’la o gün 10 saate yakın birlikte olduk.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Gerçek anlamda karizmatik bir lider olmuş.

Eğer önümüzdeki dönem, sinir kontrolünü biraz daha başarılı biçimde yapabilirse, hem kendisi hem Türkiye kazanır.
X