Türban yerine peruk takıyorlar

Hürriyet Haber
12.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Bunu gözümle görmüş değilim. İnandığım bir dostum söyledi. ‘‘Üniversitelerde başlarını açmaya mecbur edilenler, türban yerine peruk takıyorlar’’ dedi.

Ve bu konuda inandırıcı birtakım örnekler verdi. Bu uygulamanın özellikle üniversiteyi bitirmiş ve hastanelerde çalışmaya başlamış başörtülü hekimler arasında yaygın olduğunu sözlerine ekledi.

Bu sözler bana hiç de gerçeğe aykırı gelmedi. Bu konuda yapılacak bir araştırmanın her şeyi ortaya çıkaracağına inanıyorum.

Ve sanıyorum ki, başörtüsüz fotoğraf getirmeye zorlananların önemli bir kısmı da, bunları kendi saçları üzerine peruk takarak çektiriyorlar.

Belki peruk satın alıyorlar, belki bir peruk birkaç kişi tarafından kullanılıyor.

Belki de ‘‘tesettür fotoğrafçıları’’ türedi. Bunlar birkaç tane perukla birçok genç kızın fotoğraflarını çekiyorlar.

Eğer bütün bunlar doğruysa, yakında peruk satışları patlayacak demektir.

Türban yasağı perukçulara yarayacak demektir.

* * *

Benim, insanların başlarını örtüp açmalarına karışmaktan yana olmadığımı artık sağır sultan biliyor.

Ben kafaların dışıyla değil, içiyle uğraşıyorum. İnsanların inançları gereği yaptıkları hiçbir şeyin yasaklanmasından yana değilim.

Başları örtülmüş genç kızlarımızın sanat ve sporda geri kalacaklarını düşündüğüm için onların başlarını açmalarını istemiştim. O zamanlar bana yüzlerce mektup, telgraf yağmıştı.

Fikrimi değiştirmiş değilim. Bence önemli olan bu çağda, kafanın dışı değil içidir.

Nice başı açık kadın gördüm ki, kafalarının içi maalesef örümcek bağlamıştı. Nice başı bağlı kadın gördüm ki, kafalarının içi pırıl pırıldı.

Ama asıl gördüğüm, kadınların başları açık ya da bağlı olmasının onları birbirine düşman etmeye yetmediğiydi. Onlar üniversitelerde de, çeşitli kuruluşlarda da kardeş kardeş yaşıyorlardı.

Ne başı örtülü olan açık olana, ‘‘örtün’’ diyor, ne de başı açık olan örtülü olana, ‘‘aç’’ diye buyuruyordu.

Çünkü birisi diğerine baskı yaparsa, karşısındakine de aynı hakkı vermiş olacağını biliyordu.

* * *

Ben tüm baskı ve yasakların, haklılıktan değil, yetersizlikten kaynaklandığını biliyorum.

Birtakım değersizlik duygularının dışa karşı düşmanlık şeklinde yansıdıklarını görüyorum.

Biliyorum ki, birileri dişlerinin keseceği kesimler, insanlar arıyorlar. Çünkü asıl diş geçirmeleri gereken kesim ve insanlara asla diş geçiremiyorlar.

Bilakis onlar tarafından kullanılıyor olmanın acısını yaşıyorlar.

Eğer bir ülkeyi, korku ve düşmanlık temelinde yönetmeye kalkışırsanız, sürekli olarak korku içinde yaşarsınız.

Ama sevgi, saygı, güven temelini atarsanız mesele değişir.

O ülkede özgürlük ve kardeşliğin sonsuz çiçekleri açar.

Ve asla solmaz.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı