Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Türban yasaklarından içki yasaklarına Gri Türkler

    Naci Cem Öncel
    02 Haziran 2013 - 00:00Son Güncelleme : 01 Haziran 2013 - 21:44

    Toplumsal mağduriyetlerin tarihini yazacak biri için Türkiye’nin sadece son çeyrek yüzyılı bile öylesine bol malzeme sunuyor ki. Ama ben herkesçe iyi bilinen mağduriyetlere değil, tüm bu mağduriyetlerin ortasında kalan, düşük derecede ama kesintisiz şekilde mağdur olmuş bir kesime dikkat çekmek istiyorum: Gri Türkler!

    'Beyaz Türklerle Siyah Türkleri biliyoruz da Gri Türkler kimdir derseniz, tanıştıralım: Yakın çevreleri tarafından, baş örtüsü mağdurlarına hak verince ‘dinci’likle, Kürtlerin mağduriyetlerine empatiyle yaklaşınca ‘bölücülük’le, Türklüğü sevip Türklük kavramının acımasızca yerilmesine, hor görülmesine karşı çıkınca ‘faşistlik’le, azınlık haklarını savununca ‘liboşluk’la ya da ‘hainlik’le, Ergenekon ve tüm benzeri davalardaki uzun tutukluluk sürelerine ve cezaevlerinde yaşanan her türlü acıya merhamet gösterince ‘postalcılık’la ya da ‘anarşistlik’le, evrensel değerlerin insanlığın ilerlemesindeki yerini dile getirince ‘yabancı uşağı olmak’la, İslamiyet’i (ve dolayısıyla tüm kadim dinleri) yermeden, olduğu gibi kabul edince ‘cahillik’le veya ‘gericilik’le, dini taassuba mesafe koyunca ‘zındıklık’la, inanç ve ibadet özgürlüğünün yanında inanmama hakkının da olduğunu savununca ‘kâfirlik’le, ibadet edince ‘şeriatçılık’la, insanı ve kainatı anlamaya çalışıp sorgulayınca ‘ateistlik’le, düzene ve kanunlara saygılı olunca ‘koyunluk’la, aynı düzene itiraz edince ‘rejim düşmanlığı’yla; Atatürk’ün tarihte eşine zor rastlanır liderlik yeteneklerini ve değerini vurgulayınca ‘dogmatiklik’le, ‘fanatiklik’le veya tam tersine ‘saflık’la, Cumhuriyet’in ilk dönemlerine ezberden bakmayınca ‘nankörlük’le, Atatürk’ten Erdoğan’a ayrım yapmaksızın bir hükümetin icraatını takdir edince ‘yalakalık’la, eleştirince ‘her şeye muhaliflik’le, Batı’yı sevince ‘kimliksizlik’le, Doğu’yu sevince ‘köhnelik’le, sıradanlığı sevince ‘banallik’le, özgünlüğü sevince ‘marjinallik’le, tarihin her devrine sevgiyle ve hayranlıkla, ama aynı zamanda şüpheyle yaklaşınca ‘ne idüğü belirsiz olmak’la suçlanan; son olarak da alkol satışına getirilen yasaklar ve betonlaşma karşısındaki tavırlarıyla ’dinsiz’ veya ‘toplum düşmanı’ diye suçlanma olasılığı hayli yüksek olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin her daim arada kalan, gönlü mağdur vatandaşlarına Gri Türkler denir. Atalarımız, Gri Türkler için yüzyıllar öncesinden “bunlar ne İsa’ya yaranabilir, ne Musa’ya” diyerek konuyu gayet kısa ve net bir şekilde anlatmışlar.

    NE YER, NE İÇERLER?

    Bir Gri Türk olmanın en zorlayıcı yanlarından biri sürekli izahat vermek durumunda kalmaktır. Sadece bu bile demokrasimizin düzeyini ölçmek için yeterli. Bu arada yeri gelmişken belirteyim: Ben içki içmiyorum. İşte tam da bu noktada, içki içmeyen biri olarak son alınan kararlara karşı çıkıyorum. Eğer Meclis’teki Salı toplantıları 22.00 – 06.00 arasına alınırsa, eğer 22.00 – 06.00 arasında trafik kazası olmayacaksa, sokakta hır gür çıkmayacaksa, doktorlarımız, sağlık görevlilerimiz dövülmeyecekse; daha da önemlisi tavsiyeye uyup evinde içen arkadaşlarımız ‘kafayı bulup’ eşlerini dövmeyecekse, çocuklar gözlerinin önünde yaşanan bu acı anları belleklerine kaydetmeyecekse, yani devletimiz vatandaşlarını tüm bu melanetlerden koruyacaksa, ben de bu yasağı can-ı gönülden destekleyeceğim. Vatandaşınız, kardeşiniz olarak sözüm söz. Ama eminim, bu ülkeyi yönetenler daha aklı başında öneriler getirecektir.

    NE İSTERLER, KAÇ KİŞİDİRLER?

    Bu ülkenin geçmiş yöneticilerine ‘gelişigüzel’ biçimde ‘iki ayyaş’ diyebilen Sayın Başbakanım ve üslup konusunda onunla yarışan Sayın ana muhalefet partisi Genel Başkanım başta olmak üzere, tüm siyasi liderlerim ama hepsinden önemlisi tek renkli olmakta fevkalade ısrarlı kardeşlerim, ablalarım, abilerim... Sarhoşlukların en tehlikelisi mutlak iktidar ya da mutlak itiraz sarhoşluğu değil midir? Lütfen, Gri Türklerin sessiz ve saygılı çığlığını duyunuz. Bugüne dek kimse bizi parmakla saymadı belki ama hiçbir örgütü, kulübü, derneği, partisi olmayan biz Gri Türkler, bu ülkede tahmin edemeyeceğiniz kadar kalabalığız. Evet bugüne kadar parklarda protestolara katılmamış, mitinglere koşmamış, meydanlarda toplanmamıştık... Slogan atmamış, pankart taşımamıştık... Ama haberlerde gördüğümüz abartılı şiddeti, tazyikli hiddeti, nefessiz kalan bebekleri mutlaka bir kenara not ettik. Çünkü bu ülkede özgür seçimler olduğu sürece iktidarın sahibini son tahlilde biz belirledik, biz belirleriz. Parti/görüş fark etmez, biz mağdurları severiz. Öte yandan mağdur edeni iyi bilir, fırsatını bulunca da başımızdan göndeririz.  (Bkz. 1950’den sonraki tüm seçimler).
    Biz berberiz, profesörüz, yazılımcıyız, sarrafız... İmamız, barmeniz, öğrenciyiz, güvenlikçiyiz. Hacı olanımız da var, haç takanımız da. Bıyıklı olanımız da var mavi saçlımız da... Biz hiç birbirimize benzemeyiz. Uyumlu olmayı severiz ama bizi tek tip yapmaya çalışanlardan ömrü billah haz etmedik, etmeyiz. Biz, yüzlerce farklı tondaki grileriz.    
    Gelin, şu günlerde hepimiz az biraz daha gri olalım... Enseyi bu kadar karartmayalım ama sütten çıkmış ak kaşık rolü de yapmayalım. Öncelikle, ‘geri adım atarak karizmayı çizdirme’ kaygısından kurtulalım; ‘nasıl çizerim’e değil ‘nasıl çözerim’e odaklanalım. Lütfen, her mağduriyetin yeni bir mağduriyete yol açmasını önleyecek temel ilkelerde anlaşalım. Geleceğin tarihçilerine “bu arkadaşlar 1876’dan 1999’a kadar tüm keskin dönemeçlerin öncesini, sonrasını ve en fenası da 2013-2023 arasını kötü kaçırmışlar” dedirtmeyelim.

    NEYE İNANIRLAR?

    Siyahıyla, beyazıyla ve grinin yüzlerce tonuyla hayat her koşulda devam ediyor. Bu koşulları iyileştirme şansı da yine bizim elimizde. Öyleyse, umudun sonu yoktur... Başarmak için ‘muhtaç olduğumuz saygı, kalplerimizdeki asil duygularda mevcuttur’.

    Büyük çoğunluk gri tonlarda ADİL GÜR

    Bu ülkenin insanlarının büyük çoğunluğunun gerek yaşam tarzları, gerekse siyasi, iktisadi hayata dair pek çok konuda siyahla beyaz arasında değil, gri tonlarda olduğu söylenebilir. Mesela “Faiz haram mıdır?” sorusuna yüzde 90 “evet” diyor ama yine çok önemli bir bölümü trediyle ev, araba alıyor; alışveriş yapıyor.
    Yine aynı şekilde toplumun yüzde 80’i “namaz kılarım” diyor ama yüzde 67 kürtaj yasağına karşı çıkıyor. Toplumun sadece yüzde 23’ü “içki içerim” diyor ama buna karşılık çok büyük bir çoğunluk içki yasağını ‘yaşam tarzına müdahale’ olarak görüyor. Toplum örf ve âdetlerine, milli değerlerine bağlı ancak bir yandan da modern yaşama ayak uydurmaya çalışıyor: AB’ye destek yüzde 60 civarlarında. Özetle şehirleşme, eğitim seviyesinin yükselmesiyeni zengin zümrelerin gelişmiş olması, toplum düzeninde gri tonların artmasını da doğal olarak beraberinde getiriyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı