Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türban üzerinden oy avcılığı

Emin ÇÖLAŞAN

Büyük Birlik Partisi'nin Adana mitingi. Yaklaşık bin kadar türbanlı ve kara çarşaflı toplanmış. İstiklal Marşı okunacak. Tam bu sırada bazıları yere çöküp İstiklal Marşı'nı protesto ediyor.

Bu kesim daha önce de benzer şeyler yapmıştı. İstiklal Marşı okunurken yerlerinden kalkmayıp oturmaya devam etmişlerdi.

Bir BBP yetkilisi ise ‘‘Bunlar mitinge sızan kışkırtıcı ajanlar’’ diyor. İş o kadar basit değil canım!.. Çünkü bu yaptıkları ilk değil, son değil.

Tarım Bakanlığı bürokratlarının bu marşı ilahi gibi ve rezil ederek okuduklarını henüz unutmadık.

Bütün ulusal değerlerimizle alay ediyorlar. Onları yok etmeye çalışıyorlar...

Çünkü kafalarında ‘‘millet’’ değil, ‘‘ümmet’’ kavramı var.

***

Recai Kutan şimdi çıkmış ortaya ve ‘‘Seçimlerde din konusunu kullanmayacağız’’ diye ‘‘namus sözü’’ veriyor. Bunu beş yaşında çocuk bile yutmaz.

Onların temelinde din sömürüsü ve din tüccarlığı yatar. Başka çıkışları yoktur. Özellikle kadınlarımızı ve genç kızlarımızı kullanırlar, onları piyon gibi öne sürerler ve bu yöntemle oy avcılığı yaparlar.

YÖK ve üniversiteler, yıllardan beri kanayan yara olan türban konusunu bu yıl büyük ölçüde çözüme kavuşturdular. Sömürü bitmek üzereydi.

Ancak tam bu sırada Mesut Yılmaz ortaya çıktı ve bazı lafları ağzında eveleyip gevelemeye başladı:

‘‘Bana kalsa ben bu işi yumuşatırım’’.

Bu sözleriyle YÖK'ü ve üniversiteleri hedef alıyor, din sömürücülerine son anda yeşil ışık yakıyordu. Kapanmak üzere olan bir yaranın üzerine bir anda tuz biber ekiyordu...

Ve türban konusu bir anda yeniden gündeme geliyordu.

***

Türbanlı genç kızları bazen ekranlarda izliyoruz. Hepsi masum, hepsi sadece okumak istiyor:

‘‘Benim siyasetle hiç ilgim yok. Sadece okumak istiyorum. Bu hakkımı elimden alıyorlar. Bu zulümdür’’.

Hepsi aynı masalı okuyor. Elbette aralarında iyi niyetle örtünenler var. Ama pek çoğu, ortalığı karıştırmak isteyen militanlar ve bunlar, türbanı Fazilet Partisi'nin siyaseti doğrultusunda bir üniforma olarak kullanıyorlar.

Ama tek tek sorduğunuz zaman, hepsi de masum ve mazlum durumda!

O halde bunca olayı kim yaratıyor? Üniversiteleri, eğitim yuvalarını karıştıran kimlerdir?

Bu soruların yanıtı hep açıkta bırakılıyor!

***

Din sömürüsü konusunda Fazilet, ANAP ve DYP arasında hiçbir farklılık beklemeyin.

Bu konuda Fazilet ne ise, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller odur.

Aralarında pek fark yoktur. Tek fark, Fazilet bu işin ustası, diğer ikisi çıraktır.

Miting meydanlarına örtülü resimlerini asan Çiller'le, türbandan yana tavır koyup ortalığı karıştıran Yılmaz, aynı hamurun insanlarıdır.

Kendi özel yaşamlarında din, iman, türban gibi konularla bugüne kadar herhangi bir ilgileri olmamıştır. Ama iş oy avcılığı hikâyesine gelince, bu kavramlara sarılırlar...

Ve safça zannederler ki, o kesimlerin oylarını alacaklar!

Müteahhit dururken, onun taşeronlarına yüz veren hiç olur mu?

***

Ortada yargı kararları var, yasalar ve yönetmelikler var. Üniversitelerde türban takmak yasak. Bunun ‘‘demokrasi’’ ve ‘‘insan hakları’’ ile uzaktan yakından ilgisi de yok.

Recai Kutan diyor ki ‘‘Üniversiteye isteyen türbanla, isteyen mini etekle, isteyen erkek küpeli gitsin’’...

Tümü aldatmaca.

Bunların has adamı Tayyip değil miydi ‘‘Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır’’ diyen?

Yani demokrasi ve insan hakları kavramlarını işlerine geldiği sürece kullanacaklar, yeterince güçlü olduklarına inandıkları anda ‘‘Hop dedik, yapı paydos’’ diyeceklerdir.

Bu oyunu en son olarak İran'da oynamadılar mı?

İşin ilginç yanı, İran'daki dinciler bile bu işten sıkıldılar. Bizimkiler ise aynı oyunu sıfırdan başlayarak Türkiye'de oynamaya kalkışıyorlar.

Çok acıdır, çok çok utanç vericidir ki, bu oyuna Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller gibi iki ‘‘Cumhuriyet çocuğu’’ da katılıyor.

Ne uğruna?

Birkaç oy fazla alabilmek uğruna!

Acaba Türkiye'nin altını oymak isteyenlere nasıl alet olduklarını görmüyorlar mı? Ülkemize şeriat rejimi yerleştirmek isteyenlerin karanlık oyunlarının farkında değiller mi?

Türkiye'nin nereye sürüklenmek istendiğini anlamıyorlar mı?

Onlara bir kez daha anımsatmak istiyorum! Bu oyundan vazgeçsinler. Din sömürüsü yapmasınlar.

Yakışmıyor, sırıtıyor.

Türkiye sırtından hançerleniyor ve bu ikili de bu işe katkıda bulunuyor.

Ayıptır, yazıktır, günahtır.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI