Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tunus’ta sarışın olmak

Geçen hafta, henüz Tunus karışmamışken bu muhteşem ülkedeydim. Bence tüm sarı saçlı kadınlar hayatlarının bir döneminde ‘Tunus Terapisi’ almalı

Saçınızın sarısı boya da olsa fark etmez... Şarışın bir kadının hele de Türk’se kendisini ‘Miss Globe’ hissetmesi için Tunus’ta iki gün geçirmesi yeterli!
Baştan başlayayım; geçen hafta küçük bir grup Tunus’a gittik. Henüz ülkede protestolar şiddetlenmemiş, sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlamamıştı...
Havalimanından çıkar çıkmaz, yüzümüze vuran yasemin kokulu ılık havanın yarattığı mutluluk sarhoşluğu eşliğinde taksi kuyruğuna girdik. İki ayrı taksi sırası var. Biri beyaz, üzerinde turistik yazıyor, diğeri sarı taksi. Beyazlar yepyeni, sarılar oto sanayiden hurdaya çıkmak için gün sayıyor... Sarıya bindik, adresi verdik. Meraklı ama bir o kadar da endişeli gözlerle etrafı incelemeye başladık. (Çünkü trafikte kural diye bir şey yok. Çarpışan arabalara binmiş gibiyiz...) Dikiz aynasını arkadaki iki sarı saçlı kadını aynı anda görebileceği gibi ayarlayan ve Türk olduğumuzu öğrenince Murat Alemdar (Polat Alemdar’ın oradaki adı), Recep Tayyip Erdoğan ve Kıvanç Tatlıtuğ’u sorup, sevinç çığlıkları atan şoförümüzün aynı coşkun duygular içinde bir anda taksiyi durdurup inmemizi istemesini de hiç yadırgamadık.
Namaza gidecekmiş...
Bir başka taksiyle devam ettiğimiz Tunus gezimizin en eğlenceli kısımlarından biri, yeni taksi şoförümüzün de sarı saçlarımıza büyük ilgi göstermesi oldu. Elindeki, en az bir haftadır yıkanmadığı her halinden belli olan çay bardağı içindeki kahvesini paylaşmak istemesi gerçekten gururumuzu okşadı.
Oturduğumuz bir kafede Ajda Pekkan’ın ‘Yan’ şarkısına eşlik etme fırsatını yakalamamızla katlanan neşemiz, şehrin ana caddelerinden birinde yaptığımız yürüyüşle iyice arttı. Özetle, şu ahir ömrümüzde bir kez podyuma çıkmanın zevkine vardık. Asla taciz etmeyen ama beğeniyle bakan onlarca göz özgüvene tavan yaptırıyormuş!
Şehir sade, belki fakir ama duygular, kalpler çok zengin...

UMRUMDA MI KİLO

Tunus’un el yapımı, sanat eseri gibi tek tek işlenmiş tatlılarının lezzet avına çıkan Karafırın’cılara takılıp, şehirdeki pastaneleri de gezdim. Karafırın’ın Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Karal senede birkaç kez değişik lezzetleri keşfetmek için çeşitli ülkeleri ziyaret ediyor. Tunus’a da bu sebeple gelmiş, buranın yemeğe kıyamayacağınız minik tatlıları yakında Karafırınlar’da satılmaya başlanacak. Karal ve İş Geliştirme Müdürü Şeniz Baş’la tatlıları denemek için bir gusto edasıyla oturduğum pastanede erken pes etmem onları çok güldürdü. Meğer tadımlıkmış; ben onca pastayı bir anda önümde görünce, çatalın sefer sayısını fark etmeden artırmışım...
Ne kilo kaygısı ne güzel görünme çabasını umursamıyorsunuz Tunus’ta. Saçlarınız sarıysa başka şeye gerek yok, zaten en güzel sizsiniz...
Gittiğimiz gece kulübünde sahneye çıkan şarkıcının onca kişi arasından masamıza gelip, önümüzde eğilip ‘Habibi’ diye elini kalbine vura vura söylediği şarkıdan sonra karar verdik; kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız, saçınızı sarıya boyatıp Tunus’a gidin. Havasından, suyundan, insanından, samimiyetinden, bir anda ruhunuz iyileşiveriyor...
Sadece aklımın değil, kalbimin de kaldığı ülkenin bir an önce huzura kavuşmasını diliyorum. Tunus’tan gelen haberlere çok üzülüyorum...

Gerçekten evlendirecek!

Necati Şaşmaz ile röportaj için buluştuğumda reklam filminde oynadığı UKRA İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Atila Yavuz ile de tanıştım. Atila Bey yıllardır ‘Kurtlar Vadisi’nin ve Şaşmaz’ın hayranıymış. Sonra da diziye sponsor olmuş. Firmasının bilinirliği-güvenilirliği önceki yıllarda yüzde ikiyken, ‘Kurtlar Vadisi Pusu’ sponsorluğundan sonra 52’ye yükselmiş. Atila Bey bunun üzerine ‘Kurtlar Vadisi Filistin’ filmine de sponsor olarak imza atmış, ardından da Şaşmaz ile reklam filmi için anlaşmış.
Reklam filminin devamı gelecekmiş ve 7-8 dilde tercüme ettirip yurtdışında da yayınlatacakmış.
“Hayatımızın en akıllı kararını verdik ve hepimiz kazandık” diyen Atila Bey’den reklam filminin karşılığında Şaşmaz’ın kaç daire aldığını bir türlü öğrenemedim. Ancak o dairelerden birinde oturacağını Şaşmaz’ın kendisi söyledi.
Bu arada, reklamda ‘Necati Şaşmaz’ı evlendirdik diyorlar ya; Atila Bey’in en büyük arzusu Şaşmaz’ı gerçekten evlendirmek. İstiyor ki bu daireye ‘aile’siyle taşınsın, burada çoluk çocuğa karışsın. Bir ‘aile büyüğü’ olarak Atila Bey bu işi ciddi ciddi ele almış, benden söylemesi...

Arabesk kimi uyuşturuyor

Hani Fazıl Say’ın açıklamalarıyla başlayan, duyanın geldiği bir arabesk tartışma yaşanmıştı geçen yıl... Orkestra şefi Gürer Aykal da dahil olmuştu bu kaosa ve şunları söylemişti: “Say yerden göğe kadar haklı. Uyuşturucu bir müzik türü yaygınlaştırıldı, alışkanlık haline getirildi. Tüm dünya tarihinde ilerlemenin ilk hareket noktası olarak görülen müzik; Türkiye’de kaderciliğin, razı olmanın, sinikleşmenin, alın yazısının simgesi oldu. Elbette arabesk müzik insanın beynini uyuşturmakta, zihni yavaşlatmakta, mücadele azmini yok etmektedir.”
E Allah’ın sopası yok gerçekten, Aykal geçen hafta elinden bir operasyon geçirmiş ve anesteziden bir türlü uyanamamış. Doktoru da Aykal’a Hakkı Bulut şarkısı dinletmiş ve Aykal anında gözlerini açmış. ‘Arabeskten rahatsız oldu’ diye verdi gazeteler bu haberi ama ne olursa olsun, uyuşturduğunu düşündüğü müzik türü onu uyandırdı.
Hakkı Bulut’u aradım, gülerek dedi ki “Şarkımla uyanmış, hayat bulmuşsa bundan mutluluk duyarım.” Ve son derece kendine has kibar bir üslupla sitemini de ekledi: “Ama eğer dalga geçiyorlarsa, bu haber kurmacaysa Gürer Aykal’ın sanat ruhuna, vicdanına olumsuz fikirler iletirim...”

X