Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tüketmek ayıp değildir

İKTİSATTA temel amaç sahip olunan kaynakların en verimli bir şekilde kullanımıyla toplumun refahını azamiye çıkarmaktır.

İktisat diye bir bilimin ortaya çıkmasının tek nedeni kaynakların sınırlı, buna karşılık arzuların sınırsız olmasıdır.

Sınırlı kaynakların kullanımıyla refahın azamiye çıkarılması aslında tüketimin azamiye çıkarılması anlamına gelir. Tüketmeyen bir toplumun refahından söz edilemez.

Günlük hayatta en çok kullanılan cümlelerden biri "yatırımı unuttuk, hep tüketiyoruz" gibi ne anlama geldiğini pek bilmediğimiz kalıplaşmış yargılardır. Aslında, yatırım, kıt kaynaklarla üretilen malların belli bir dönem içinde tüketilmeyen kısmıdır. Yani, toplum, üretilen bazı malları tüketmeyerek belli bir dönemde daha az refah içinde yaşamaya razı olmuş demektir.

KISA VADECİLİK

Toplumların belli bir dönemde tüketmeyip yatırım yapması ilerideki dönemde daha fazla tüketebilme arzusundan kaynaklanır
. Kısacası, yatırımın da amacı tüketimi belli bir süre içinde azamiye çıkarmaktır.

Belli bir dönemde daha fazla yatırım aynı dönemde tüketimden fedakarlık anlamına gelir. Toplumlar bu fedakarlığı ancak ileride daha fazla tüketebileceklerine inandıklarında yaparlar. Amaç, her zaman belli bir zaman boyutunda tüketimi azamiye çıkarmaktır.

Özellikle gelişmekte olan toplumlarda tüketimi ayıp bir şeymiş gibi göstermek moda olmuştur. Halbuki, iktisadi refah tüketim yoluyla gerçekleşmektedir.

Gelişmekte olan ekonomilerde tüketim düzeyi gelişmiş ekonomilere göre mutlak anlamda çok azdır. Bu ekonomiler de tüketimlerini azamiye çıkarıp gelişmiş ekonomiler düzeyinde refaha, yani tüketim düzeyine erişmeyi arzu etmektedirler. Bu iki farklı gelirdeki ekonomiler arasında bir anlamda bir yarış söz konusudur. Yarış, daha fazla tüketme üzerine kuruludur.

Gelişmekte olan toplumların çoğu kısa vadecidir. Kısa vadecilik aslında bir yılda değil de, daha uzun bir dönemde refahı azamiye çıkarabilmenin önündeki en büyük engeldir. Kısa vadecilik, örneğin, bugün bir birim fazla tüketmeyi yarın iki birim fazla tüketmeye göre daha çekici yapmaktadır. Toplumun bakış açısı böyle olunca, uzun bir dönemde toplam tüketimin azamiye çıkarılması yerine içinde yaşanan dönemde tüketimin azamiye çıkarılması tercih edilmektedir. Bunun anlamı her hangi bir dönemde yatırımlar yoluyla tüketimden fedakarlık etme eğiliminin az olduğudur.

KAYNAK YARATILMASI

Her yıl tüketimini azamiye çıkarıp yatırımlarını asgaride tutan bir toplum
, örneğin on yıllık bir perspektif içinde, başlarda daha az tüketip daha fazla yatırım yapan bir topluma göre, toplamda daha az tüketmek durumunda kalacaktır. Çünkü, bugün yatırım yaparak kıt kaynakları artırmak her yıl tüketimini azamiye çıkarmaya çalışan bir toplumda çok fazla mümkün olmayacaktır. Yatırım, üretimde kullanılacak kaynakların artırılmasıdır.

Toplumlar kısa vadede değil, orta-uzun vadede refahını azamiye çıkarma gibi bir strateji içinde olduklarında vade perspektifi önemli bir parametre olmaktadır. Kısa vadecilik üretimde kullanılacak kaynakların yaratılmasını sınırlamaktadır. Çok uzun vadecilik ise nesillerin kabul edemeyeceği bir feragat anlamına gelebilmektedir.

Bazı makro ekonomik dengelerin oluşumunu, kısmen de olsa, "kısa vadecilik" perspektifiyle açıklamak mümkün olabilmektedir. Bu konulara daha sonra gireceğim.
X