Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tüketim yararlı bir faaliyettir

<B>ESKİDEN</B> kalma alışkanlıkla bazı çevrelerde hálá bir tüketim düşmanlığı var.

Örneğin, 2000 yılı programının çökmesinin ardında düşük kurla özendirilen borçlanma yoluyla tüketim savurganlığı olduğu iddia ediliyor. Halbuki, tüketim olmadan üretim olmaz. O nedenle tüketimi kötü bir şey olarak görmeyelim.

Tüketimin borçlanma yoluyla yapılması da mutlaka kötü bir şey değildir. Borçlanma, ileride elde edilecek gelirlerin bugünden harcanmasıdır. Gelirinizle orantılı borçlanma yaparak tüketmek de normaldir.

Bizim gibi ülkelerde, döviz gelirleriyle tutarlı olmayan dış borçlanmalar yoluyla yapılan tüketim sonucunda krizler çıkar. Dış borçlanmada tıkanıklık olduğunda döviz krizi çıkar ve iç talebi düşürücü politikalar uygulanır. Yine de, bu krizlere bakarak tüketimi kötüleyemeyiz. Çünkü, bütün kriz ülkelerinde asıl sorun vatandaşların değil, devletin önlenemez

AÇIKLAR

Ekonomideki önemli bilanço eşitliklerinden biri özel sektör ve devletin tasarruf açıklarının toplamının dış açığa eşit olmasıdır. Yani, iç tasarruflardaki eksiklik, dış tasarrufların ithali yoluyla (cari işlemler açığı) kapanır.

Bizim gibi ülkelerde devletin her zaman tasarruf açığı vardır. Devletin açığı, özel sektörün tasarruf fazlasıyla kapandığı sürece dış açık yoktur. Kazara, özel sektör, tüketimini artırıp tasarruf fazlasını azalttığında, devlet tasarruf açığını azaltamadığından dış açıklar oluşur. Çözüm, daima devlet ve özel sektörün tasarruflarının artırılması, yani tüketimlerinin kısılmasıdır.

Tasarruf açığını kapatamayan, hatta artıran bir devletin olduğu yerde, ekonomik istikrar daima özel sektörün tasarruf fazlasını artırmakla sağlanabilmektedir. Türkiye'nin son yirmi yıllık ekonomik tarihi de bu gerçeği açıkça göstermektedir. Devletin küçülemediği yerde özel sektör küçülmektedir. Bu durum da sürdürülebilir değildir.

Aynı gelir grubu ülkelerle karşılaştırdığımızda, Türkiye'de tüketim çok düşüktür. Örneğin, kişi başına elektrik, süt, sağlık, vitamin ve kitap tüketimi en az olan ülkelerden biri Türkiye'dir. Kültürel farklılıkların yanında, özel sektör tüketimini caydırıcı politikalar da bu durumun nedenlerindendir.

Devletin sübvansiyon vermesi yoluyla özendirilen üretim, özel sektörün tüketimini kısması yoluyla kösteklenmektedir. Birçok durumda, sübvansiyonlarla artırılan üretim, özel sektör tüketiminin kısılmasıyla düşen üretimden daha az olmaktadır. Öyle olmasaydı, bugün sosyalist düşünce yapısı bütün dünyaya egemen olurdu.

Tüketimi hor görmeyelim. Tüketim olmadan üretim olmaz. Üretim olmadan da gelir olmaz. Gelir olmadığında tüketecek kaynak kalmaz. Önemli olan, tüketimin sürdürülebilirliğidir. Bunu sağlamak için de devletin harcamalarının, vatandaşlarını vergilendirebildiği sınırı geçmemesi gerekmektedir.

Unutmayalım. Refahın ölçüsü tüketimdir.
X