Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tükenmiş Apo yeniden Apo oldu

APO futbol oynamayı çok seviyor. Kaldığı evin yanında mutlaka futbol sahası var.

Bütün toplar onda toplanıyor, gol atsın ve kimse ona engel olmasın.

Şam’da oturduğu evin yanındaki sahada o gün Apo PKK’lılarla yine top oynuyor. Arka arkaya golleri sıralıyor. Saha kenarında oyunu izleyen PKK’lı Mehmet’i, attığı golleri saymakla, görevlendiriyor.

Maç bitiyor, Apo Mehmet’e kaç gol attığı soruyor. Mehmet “12 gol” deyince, Apo küplere biniyor:

“Serseri, nasıl olur da, attığım gollerin dördünü atlarsın? Sen aşağılık bir adamsın. Dört golü unutmak dört savaşçıyı unutmak gibidir. Dört savaşçıyı unutmak, dört Türk askeri öldürmeyi unutmak demektir. Bu da, devrimi unutmak ve Kürdistan’ı unutmak anlamına gelir”. (Aliza Marcus, PKK ve Kürt Hareketi, s.356).

Bu muhteşem analize ekleyecek bir şey yok, parmak ısırtıyor.

Dağdan kaçan PKK’lıların  tuttukları günceler Apo’nun kimliği konusunda müthiş bilgiler aktarıyor. Marcus’un aktardığı gol öyküsü o günlüklerden birinde yer alıyor. Olay birebir yaşanıyor.

DTP’NİN GÜVERCİNLERİ

Apo bugünlerde yine gol atmak peşinde. Kürt açılımı için neler yapılması gerektiğini açıklayacakmış.

Yakalanmadan önce hiç normal olmayan bir ruh hali. Kendi adamlarına göz kırpmadan ölüm cezası veriyor, kendi iktidarı için, kardeşi dahil, en yakınlarını birbirine düşürüyor, öldürtüyor, kimseye söz hakkı tanımıyor, söylemeye kalkan hayatıyla ödüyor.

Yakalanmasıyla birlikte, ruh hali iyice karmaşık ve korku dolu. Daha önemlisi, PKK çözülüyor, günlükler piyasaya dökülüyor. Dağdaki gerçekler gün yüzüne çıkıyor.

Yakalanması ve yargılanma sırasında dile getirdiği pişmanlıklar ciddi bir sonuç yaratıyor, PKK ve Kürt Hareketi 1999-2005 arasında Apo’dan ayrışıyor.

Türkiye, Kürt sorununa karşı, son yıllardaki en büyük hatalarından birini işte o dönemde yapıyor. Hiç bir şey yapmamakla.

El el üstünde oturmak, hepimize pahalıya patlıyor. Apo ve PKK, PKK ve Kürt Hareketi yeniden birleşiyor.

YALNIZLAŞMAK

Apo Kürtlerin yeniden ağzına baktıkları kişi oluyor. “Bu adamdan artık bir şey olmaz” düşüncesinden geriye dönüş başlıyor.

AKP’nin önündeki büyük sınav şimdi şu. Apo sürecini durdurmak, bir noktada kırmak ve kendi programı ne ise, onu açıklamak. Bunu başarırsa, DTP’deki güvercinlerin de önü açılacak. Yoksa, açılım her geçen gün saçılıma dönüşüyor.

Oysa, bu en önemli sorunu çözmek gerek. Çözme düşüncesi doğru, ne var ki, “nasıl bir çözüm” sorusunda AKP çuvallama halinde. Derdini kimseye anlatamıyor ve hızla yalnızlaşıyor.

15 Ağustos 2009 bir ölçü mü

COŞKULU bir anma töreni. 25 bin kişiye ulaştığı öne sürülen kalabalık. Benzeri kurtuluş günlerinde sergilenen geçit töreni.

Siirt’in Eruh ilçesi. PKK’nın adını duyurduğu ilk saldırıyı gerçekleştirdiği yer. 25 yıl önce, 15 Ağustos 1984’te PKK Eruh’ta bir karakola saldırıyor. Dönemin Başbakanı Özal dahil, saldırıyı önce kimse ciddiye almıyor. Benzer saldırılar birbirini izleyince, PKK adı öne çıkıyor ve sonra bildiğiniz süreç.

15 Ağustos 2009 günü, yani on iki gün önce, PKK Eruh’ta saldırıyı anma töreni düzenliyor. Sanırsınız ki, Eruh’un düşmandan kurtuluş günü.

PKK bayrakları ve flamalar eşliğinde, saldırıya katılmış bir PKK militanı alandakiler tarafından selamlanıyor.

Törene katılan bir DTP milletvekilinin yaptığı konuşma bölücülük tezlerine tuz biber ekiyor.

Asıl tuz biber eken sahne ise, Eruh kaymakamının hali pür melali. PKK saldırısının 25. yılının kutlandığı törende kaymakam bey de hazır ve nazır.

Gerçi, PKK’lılar için saygı duruşuna katılmıyor, yerinde oturuyor ama, devletin kaymakamı o anda orada.

Aradan on iki gün geçiyor, dikkat ediyorum, bu sahnenin üzerinde ne kimse duruyor, ne de ne olduğunu kaymakama ya da hükümete soran kimse var.

Kürt açılımı ile birlikte, bu sahnelere mi alışacağız? Tanınması düşünülen kültürel özgürlükler arasında bu sahneler mi yer alacak? İç barış bu sahnelerle mi sağlanacak?

O zaman başkaları da çıkıp, PKK’lıları öldürdükleri yerlerde törenler düzenlerse, ne olacak?

X