Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Yılmaz’ın yanlış eleştirisi

Tufan TÜRENÇ

Mesut Yılmaz dün yaptığı konuşmada Orhan Tokatlı'nın, ‘‘Kırmızı Plakalar’’ adlı kitabından manşet yaptığımız haberi eleştiriyor, bununla da kalmayıp gazetecilik dersi veriyor.

ANAP lideri şöyle diyor:

‘‘... Genel Başkanımıza iftira edilmek suretiyle ANAP yıpratılmaktadır. Üstelik gazete menşetinde yalan diye dolaylı bir duyuma dayanılarak hiç teyit etmeden, araştırmadan böyle bir iddianın ortaya atılabilmesi sadece o gazete adına değil, aslında Türk basını adına bir bühtandır.’’

ANAP liderinin verdiği gazetecilik dersine teşekkür ediyorum ancak kendisi mesleğin dışında bir insan olduğu için bazı incelikleri de anlatmak istiyorum.

Önce Orhan Tokatlı'nın çok deneyimli bir gazeteci olduğunu belirtmek istiyorum. Yıllarca Türkiye'nin en saygın gazetelerinden biri olan Milliyet'in Ankara bürosunun sorumluluğunu üstlenmiştir.

Orhan Tokatlı'nın gazetecilik yaşamının hiçbir döneminde yalan habercilikle ilgili en ufak bir leke yoktur.

Tokatlı'yı, Yılmaz da tanır. Gazetecilik kuralları konusunda ne kadar titiz olduğunu da gayet iyi bilir.

Üstelik Tokatlı Ankara büro sorumluluğunu Türk gazeteciliğinin dürüstlük abidelerinden biri olan Abdi İpekçi'nin genel yayın yönetmenliği döneminde yapmıştır.

* * *

Tokatlı bu olayı Mehmet Altınsoy'dan öğrenmiştir.

Altınsoy, Özal'ın yakınında bulunmuş bir politikacıdır. ANAP'ın kurucusu ve Ankara belediye başkanıdır.

Belediye başkanlığı döneminde partisine ufak bir leke bile sürdürmeyecek kadar da sicili temiz bir insandır.

Üstelik Özal'a hayrandır ve onunla en ufak bir sürtüşmesi dahi olmamıştır.

Özal'ın ölümünden çok sonra partisinden kopmuştur, şimdi bir başka partide politikaya devam etmektedir.

Böyle bir insan çok önemli bir konuda, çok önemli bir iddiada bulunursa bu dünyanın her yerinde yaşayan gazeteci için haberdir.

Böyle bir haberi araştırmanıza da gerek yoktur.

Hıncal Uluç da dünkü yazısında bu ince nüansı anlatmaya çalıştı.

Altınsoy'un beş-altı kişi arasında geçmiş ve sadece onlar tarafından bilinen bir olayı altüst eden iddiasını kimden teyit edeceksiniz?

Tanıklarının bu iddiayı doğrulaması mümkün değil ki.

Sonra Altınsoy gibi bir adam bu iddiayı görgü tanığı olarak ortaya atıyorsa bunun neyini teyit edeceksiniz?

* * *

Yılmaz'a bir anımsatma yapmak istiyorum.

İki hafta kadar önce Sunday Times bir bilim adamının ortaya attığı bir iddiayı haber olarak verdi. Bilim adamının iddiası Robin Hood'un eşcinsel olduğuydu.

Yılmaz'ın mantığına göre Sunday Times'ın bu iddiayı yayınlayabilmesi için bir yerlere teyit ettirmesi gerekirdi.

İyi güzel de kime?

Bir örnek daha...

Turgut Özal'ın kardeşi Korkut Özal, ağabeyinin zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etmişti. Bu iddiaları gazeteler haber olarak verdiler.

Yine Yılmaz'ın mantığına göre bu iddiayı da teyit etmeden vermemek gerekirdi.

İyi güzel de iddia sahibi rahmetli Özal'ın kardeşi. Onun böyle bir iddiada bulunması tıpkı Altınsoy'unki gibi kendi başına bir haber değil mi?

Tokatlı kitabında, ben de oradan alıntı yaparak yazdığım yazıda olayı Altınsoy'un bir iddiası olarak verdik. Yani olayı çarptırmadık.

Haber üzerine çıkan yoğun tartışmalar sonunda akıllara bazı soru işaretleri de takılmadı değil.

Şunu söylemek istiyorum. Bu olayda bir art niyet ya da rahmetli Özal'ın ruhunu rahatsız etmek gibi düşünce kesinlikle yoktur.

Gazeteciler için tek amaç vardır, o da gerçeklerin ortaya çıkması, halkın doğruları öğrenmesidir.



X