Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Ya Ecevit'ten sonrası?

Tufan TÜRENÇ

YILLAR ne çabuk geçiyor. Kırk yılı aşkın bir süre siyasetin zorlu yollarında ilerleme becerisini gösteren Ecevit 76 yaşına geldi.

Kendisine sağlıklı ve uzun daha nice yıllar diliyorum, ama benim gibi pek çok insanın kafasını kurcalayan soruları sormadan da edemiyorum:

‘‘Ecevit'ten sonra DSP ne olacak? Dağılacak mı? Yoksa yoluna devam mı edecek?

Devam ederse birçok ilde doğru dürüst örgütü bile olmadığı halde Ecevit'in karizması sayesinde birinci parti olan DSP aynı gücü koruyabilecek mi?

Ecevit'ten sonra çıkacak lider DSP'nin dağılmasını, erimesini önleyebilecek mi?

DSP meclis grubu ve örgütü, bu kişiyi lider olarak benimseyebilecek mi? Onun çevresinde toplanabilecek mi?

Bu kişi İsmail Cem mi, Hüsamettin Özkan mı? Yoksa bir başkası mı olacak?

Rahşan Hanım ne yapacak?’’

Bu sorulara olumlu yanıt veren insanların sayısı sanıyorum çok az.

Çünkü herkes biliyor ki, oyları alan DSP değil, Ecevit.

Yani yığınlar, son seçimde sandığa gittiklerinde Ecevit'in dürüstlüğüne, ülke sevgisine, uyuşmadan yana olan hoşgörülü politikasına oy verdiler ve DSP'yi birinci parti yaptılar.

* * *

Bütün bu bilinmezlerin tek bir nedeni var. Bu neden aslında Türk siyasetinin ana sorunu.

Lider kendinden sonraki insanı seçip çıkarmıyor. Onu yanına alıp yetiştirmiyor.

Bizdeki liderler nedense hep ‘‘Benden sonra tufan’’ egoizminden bir türlü kurtulamıyorlar.

Ecevit de öyle. Kendinden sonra partinin başına geçebilecek bir isim seçmiyor, onu yanına alıp yetiştirmiyor.

Aynı olay DYP'de de yaşandı.

Demirel'den sonra partide bir boşluk oldu ve bu kaostan Çiller çıktı.

Çiller acemiydi, hiçbir stajdan geçmeden gelip liderlik koltuğuna oturdu ve başbakan oldu.

Bu yüzden ülke çok ağır faturalar ödedi.

Çankaya'dan bu acıklı durumu seyreden ve vicdani rahatsızlık duyan Demirel, zaman zaman ne kadar büyük hata yaptığını yakınlarına itiraf etmek zorunda kaldı.

Eğer Demirel, yerine adam yetiştirseydi, ülkenin yazgısı çok başka türlü şekillenebilirdi.

* * *

Evet 60'lı, 70'li yılların umudu Ecevit bugün 76 yaşında...

Onu ilk kez 1966 yılında genel sekreter olduktan sonra İstanbul'da bir üniversite öğrencisi olarak dinlemiştim.

Sultanahmet'te CHP il merkezi olan hemen caminin yanındaki iki katlı ahşap köşkün bahçesinde konuşmuştu.

O ev, o sırada il başkanı olan Erdal İnönü'nün kayınpederi Ali Sohtorik'e aitti.

Bahçe tıklım tıklımdı ve çoğunluk benim gibi üniversite öğrencisiydi.

Simsiyah saçları olan Ecevit o sıralarda 42 yaşındaydı. O gün uzun uzun ‘‘ortanın solu’’nu anlattı.

‘‘Emek’’ dedi, ‘‘işçi hakları’’ dedi, ‘‘hakça bölüşüm’’ dedi, ‘‘sömürü bitecek’’ dedi.

Güzel, akıcı konuşuyor, delikanlı yüreğimizdeki kıvılcımı ateşliyordu.

Ondan sonraki yıllarda Ecevit'i bir gazeteci olarak çok yakından izledim, gezilerine katıldım.

1973 seçimlerinde Karaoğlan'ın bir umut olarak doğuşunu adım adım izledim.

CHP örgütünün dağlara taşlara nasıl ‘‘Umudumuz Ecevit’’ yazdığına tanık oldum.

O ne heyecandı? O ne renkli, coşku dolu kampanyaydı?

Şimdi düşünüyorum da aradan tam 27 yıl geçmiş. Ama Ecevit hálá umut...

Daha garibi, ondan sonrası da belirsizlik içinde.

X