Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Trajik bir olay

Tufan TÜRENÇ

Hikmet Uluğbay en zor görevleri üstlenmiş bir bakan. Devletine, ulusuna ve toplumuna karşı ağır sorumluluklar yüklenmiş.

Ülkenin geleceğini çizecek yaşamsal konular ona emanet edilmiş.

İsteyerek, severek kabul ettiği bu zor görevi bugüne kadar da onuruna, kişiliğine en ufak bir gölge düşürmeden yürütmüş.

Gerek Milli Eğitim'de, gerek ekonomiden sorumlu bakanlıklarda yaptıklarıyla yobaz takımının dışında tüm toplumun sevgisini, güvenini kazanmış.

Böyle bir insanın başına trajik bir felaketin gelmesi doğal olarak tüm toplumu şoke etti.

İlk haberler, olayın intihar girişimi olduğu, Uluğbay'ın yaşamına son vermek için kendini vurduğu şeklindeydi.

Ancak ameliyatı yapan doktorların, ‘‘Kurşun alından girip çeneden çıkmış görünüyor, çünkü alında küçük, çenede ise büyük bir delik var’’ şeklindeki açıklamaları kafaları karıştırdı.

Bu görüş adli tıp tarafından da doğrulanırsa Uluğbay'ın kendini vurmadığı anlaşılacak.

O zaman bakanın, oğlu tarafından vurulma kuşkusu gündeme gelecek.

Eğer olay böyle çıkarsa bu da başka bir trajedi.

* * *

Burada olayı iyice karmaşık hale getiren bir başka iddia daha var.

Savcının açıklamasına göre tavanda iki mermi deliği ile iki kovan bulunmuş.

Bu durumda, Uluğbay'ı yaralayan kurşunun alından girip çeneden çıkması savı hemen hemen imkánsız hale gelir.

Olay her iki açıdan da tam bir trajedidir.

Bakanın son günlerdeki olaylara üzülüp intihar girişiminde bulunması veya oğlu tarafından vurulması...

Uluğbay gibi kusursuz bir insanın, böylesine kritik bir dönemde umutsuzluğa düşüp yaşamına son vermeye kalkması vahimdir.

Çünkü toplumlarının yazgısını elinde tutan insanlar kendileri için değil, ülkeleri ve ulusları için yaşamak zorundadırlar.

Bu, toplumda ve devlette derin yaralar açar.

Yok, oğlu tarafından vurulmuşsa bu da bir aile faciasıdır.

* * *

Ben, Hikmet Uluğbay'ı Milli Eğitim Bakanı olunca 8 yıllık zorunlu eğitim yasası için Meclis'te verdiği savaş sırasında tanıdım.

O zorlu, bıktırıcı maratonda, azgın Refah Partililer karşısında gösterdiği direnç ve kararlılığa hayran oldum.

Daha sonra kendisini tanıdım.

İlkeli, dürüst, birikimli, ülkesini seven bir insan olduğunu gördüm.

Giriş katındaki evinde son derece mütevazı bir yaşam sürdürdüğünü öğrenince, kendisine duyduğum saygı daha da arttı.

Geçmişi tertemiz ve yararlı hizmetlerle dolu olan bürokrat kökenli bu dürüst ve onurlu politikacının, devleti sırtında taşıyan isimsiz kahramanlardan biri olduğunu anladım.

Bu nedenlerle Hikmet Uluğbay'ın adı benim hem gönül, hem de meslek defterimde ilk sayfaya girdi.

Bir gazeteci olarak ona saygı ve sevgi duyuyorum.

Toplumun büyük bölümünün de benim duygularımı paylaştığına eminim.

Olay eğer intihar girişimi çıkarsa Uluğbay'a duyulan saygı ve güven ciddi yara alır.

İkinci olasılık gerçek olursa o da toplumu üzer.

Durum bir-iki gün içinde aydınlanacaktır.

O zaman daha sağlıklı değerlendirmeler yapılabilecektir.

Dilerim Uluğbay kısa zamanda sağlığına kavuşur ve görevinin başına dönebilir.

Ülkenin onun gibi namuslu, onurlu, donanımlı bir evladının hizmetlerinden mahrum kalmaması sevindirici olur.



X