Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Politikacı-Derviş kavgası bitmez






Tufan TÜRENÇ

SAINT Benoit Fransız Erkek Lisesi'ne yeni başladığım yıldı. ‘Sürekli yatılı’ öğrenciydim.

Bir çarşamba günü, bir arkadaşımla birlikte yarım günlük izinden dönüşte bir dakika geç kalmıştık.

Okula vardığımızda kapı duvardı.

Ne kadar yalvardıysak kapıcı bizi içeri almadı ve Fransız müdüre haber verdi.

Müdür gelir gelmez, ikimiz birden sadece bir dakika geç kaldığımızı ama kapıcının bizi içeri sokmadığından dert yandık.

Müdür o her zamanki sert suratında en ufak bir yumuşama olmadan, hiç unutmam aynen şöyle söyledi:

‘‘Saat saattir. Hafta sonu cezalısınız ve okulda kalacaksınız. Şimdi girin içeri.’’

Kös kös içeri girip çalışma salonunun yolunu tuttuk ve hafta sonu o arkadaşımla birlikte cezalı olarak izne çıkamadık.

O zaman bu olay beni çok etkilemişti.

Bu kadar küçük bir suça ceza verilmesini mantığım bir türlü kabul etmemişti.

Fransız müdüre büyük bir öfke duymuştum.

O zamanlar ilkelerin çok önemli olduğunu ve onlara harfiyen uyulması gerektiğini bilmiyordum.

Batılılarla, Doğulular arasındaki en önemli farkın bu olduğunun da bilincinde değildim.

* * *

Kemal Derviş'le politikacılar arasında sık sık yaşanan kavgaları gördükçe, yıllar önce yaşadığım bu olay aklıma geliyor hep...

İlkelerin önemli olduğu ve onlara uyulması gerektiği gerçeği...

Derviş Amerikan mantığı ile hareket ediyor. İlkelerine sıkı sıkıya bağlı. Onlardan ödün vermiyor.

Bizim politikacılar ise hálá ‘‘Canım Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz’’ mantığına sıkı sıkıya bağlılar.

İşte bu nedenle politikacılarla, Derviş arasında hemen her konuda çıkan kavga bitmez.

Bir gün gelir Derviş'in sürekli gerilen sabır teli kopuverir. Basar istifayı.

Ortada bir program var. Bu program IMF ve Dünya Bankası ile anlaşılarak hazırlandı.

Biz bu programı eksiksiz uygulama sözü verdik, IMF ile Dünya Bankası ise parasal destekte bulunma garantisi...

Şimdi bizim politikacılar uyanık ya, ‘‘Biz bunları uyutur, yapıyor gibi yapıp, paraları kaparız’’ zannediyorlar.

Derviş de diyor ki, ‘‘Olmaz. Bunu yapamayız. Söz verdik. Buna uymalıyız. Yoksa paraları alamayız.’’

O zaman bizimkiler öfkeleniyor:

‘‘Kardeşim sen IMF'nin memuru musun?’’

* * *

Doğulu mantığı işte...

Amaç, ortaya konan ve üzerinde anlaşılan programı, orasından burasından çekiştirerek uygulanamaz hale getirmek.

Seçmenlere şirin görünmek için paraların bir bölümünü oraya buraya dağıtmak.

Yani yıllardan beri sürdürülen yozlaşmış, kapkaç düzeni sürdürmek.

Derviş buna engel olmaya çalıştığı için, bizim politikacıların nefretini çekiyor.

Ellerinden gelse onu bir kaşık suda boğarlar.

Ama ülkeyi iflas noktasına getirdikleri için IMF ve Dünya Bankası'na karşı elleri kolları bağlı.

Buna rağmen bazıları yine bildiğini okuyor.

Bu zor dönemden geçerken bile popülist politikalardan vazgeçemiyorlar.

Ülke çıkarlarını partisel çıkarların önüne koyamıyorlar.

Yani akıllar, bir türlü hırsların önüne geçirilemiyor.

X