Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Para bulamayan Özal intiharı bile düşünmüş

Tufan TÜRENÇ

YAKIN geçmişte, Türkiye'nin ekonomik krize girdiği dönemlerde, Batılı ülkelerin, bu kez olduğu gibi, anlayışlı davrandığına hatta yardım etmek için birbirleriyle yarıştıklarına ilk kez tanık oluyorum.

IMF, Dünya Bankası ve Batılı bankalar Türkiye'yi ekonomik krizden kurtarmak için birbirleriyle yarışıyorlar ve milyarlarca dolar kredi veriyorlar.

Onların bu çabalarını izlerken şaşkınlık içindeyim.

Ve doğrusu acaba düş mü görüyorum diye de zaman zaman kendi kendime çimdik atıyorum.

Biz bu ülkenin 70 sente muhtaç olduğu günlerde Batılıların 1 dolar için bizi nasıl kapılarda beklettiklerini de gördük.

Ne acı, ne onur kırıcı günlerdi o günler...

Yıl 1980... Durum facia...

Türkiye Cumhuriyeti'nin hazinesinde bir kuruş yok.

Turgut Özal ekonomiden sorumlu... Ha bire Avrupa'nın finans merkezlerinde borç para arıyor.

Ama yüzüne bakan yok. Bütün kapılar duvar.

Günlerce dil döküp yalvarmalar sonunda buluna buluna 15 milyon dolar borç bulunabiliyor.

Lüksemburg'un lütfen verdiği o ünlü 1 milyon dolar da bunun içinde.

* * *

Batılı ülkeler sadaka gibi ancak bu kadar borç verebileceklerini açıkladıkları zaman Özal ve arkadaşları yıkılıyorlar.

Olayın bundan sonrasını o yıllarda Özal'ın ekibinde uzman olan Burhan Özfatura şöyle anlatıyor:

‘‘Ben kendimi tutamadım, sinirimden ağlamaya başladım. Turgut Ağabey de ağlıyordu.

Bir ara bana ‘Burhan ne yapalım? Çıkalım şu binanın tepesine kendimizi aşağı atalım' dedi.

Yemin ediyorum eğer dinimiz intiharı yasaklamasaydı o gün Turgut Ağabey'le intihar edecektik. O kadar onurumuz kırılmıştı.’’

O zor günlerde Batılılar böylesine insafsız davranmıştı da İslam ülkeleri çok mu anlayış gösterip yardım etmişti sanki...

Yine Burhan Özfatura anlatıyor:

‘‘Başbakanlık'ta 24 Ocak kararlarını hazırlıyorduk. Ülkenin bir doları bile yoktu. Petrol ithalatı yapılamadığı için yakıt yoktu ve Başbakanlık buz gibiydi. Paltoyla çalışıyorduk. Rahmetli Turgut Ağabey ısınalım diye sık sık salep getirtiyordu.

Bir tanker petrol 15 milyon dolardı. Bütün dövizler toplanmış ancak 12 milyon dolar bulunmuştu.

Irak'ta bir tankerimiz bekliyor ama parayı yatıramadığımız için dolum yapmıyorlardı. Kamran İnan'a Taha Yasin Ramazan'a telefon ettirildi. İnan Yasin'e aynen şöyle dedi: ‘Siz tankeri doldurmaya başlayın, biz 12 milyon doları yatıralım. Tanker dolana kadar da 3 milyon dolar bulur yollarız.'

Hiç unutmam Taha Yasin öneriyi reddetti ve ‘Para peşin. 15 milyon dolar yatırılmadan bir gram petrol vermeyiz' dedi.’’

* * *

Bu acı olayın gerisi de var. Yine Özfatura anlatıyor:

‘‘Taha Yasin'in bu davranışı çok ağırımıza gitmişti. Aradan yıllar geçti ve Tanrı'ya şükür o zor dönemler acı birer anı olarak geride kaldı.

Yıl 1985... Bir heyetle Bağdat'a gittik. O sırada Irak'ın bize tam 3 milyar dolar borcu vardı. Bunu ödeyemiyorlardı. Taha Yasin havaalanına karşılamaya gelmişti. Bize ne iltifatlar ediyordu görülmeye değerdi.

3 milyon dolar eksik diye tankeri doldurmayan o adam şimdi önümüzde bin takla atıyordu.

Arkadaşlara ‘Ben bu herife birkaç kelime edeceğim' dedim. Yemin billah ettiler ve ‘Ayıp olur' diye beni engellediler. O gün bana bu günleri gösterdiği için Tanrı'ya şükürler ettim.’’

O günler gerçekten de çok zor günlerdi. Bu ülke, bu ülkenin insanları ne özverilere katlandılar.

Bari bu kez olsun yaşadığımız acı günleri anımsayıp aklımızı başımıza toplayalım da bir daha kimseye muhtaç olmayalım.

X