Tufan Türenç: Kültüre uzanan yol ince ve uzundur

Tufan TÜRENÇ
Haberin Devamı

Türkiye'nin en yoksul ili Ağrı'dan bazı gözlemlerimi aktarmıştım. Ağrı'ya iki nedenle gitmiştik.

Birincisi, bu kentin ‘‘makus talihinin yenilmesi’’ için verilen savaşı görecektik.

İkincisi, İshak Paşa Sarayı'ndaki ilginç konseri izleyecektik.

Birincisini anlatmaya çalışmıştım.

Bugün de ikincisini, o muhteşem konseri yazmaya çalışacağım.

Önce sarayı anlatayım.

Yapı, Doğubeyazıt'a hákim tepelerden birine kurulmuş bir kartal yuvası.

Sarayın çevresinde eski Doğubeyazıt'ın kalıntıları var.

Kapıları, duvarları nefis oymalarla süslenmiş 300 yıllık saray, insanı büyüleyecek kadar görkemli.

Camisi, haremi, dehlizleri, kuleleri ile tam bir gizemli dünya.

İki avlusu var. Ana kapıdan önce dış avluya, oradan iç avluya geçiliyor.

Konusu, Yaşar Kemal'in Ağrı Dağı Efsanesi adlı romanından alınan opera konser dış avluda verildi.

Yani ünlü yazarın romanındaki hikáyenin yaşandığı mekánda...

Çünkü öykü, paşanın kızı ile bir çobanın aşkını anlatıyor.

Paşanın kızının ilk görüşte áşık olduğu çoban Ahmet, paşaya kafa tuttuğu için sarayın zindanına atılıyor. Öykü, bu aşkı anlatıyor.

* * *

Konser, değişik ülkelerin sanatçılarını bir araya getirmesi açısından da son derece ilginçti.

Konseri seslendiren orkestra, Gürcistan Devlet Senfoni Orkestrası.

Koro, Azerbaycan Devlet Filarmoni Korosu.

Konserin solistlerine gelince...

Ayhan Baran bas, Devlet Sanatçısı (Sofi).

Gülşan Ezizova soprano, Özbekistan Devlet Sanatçısı (Paşanın kızı Gülbahar).

Prof. Şahmardan Abilov bariton, Kazakistan Devlet Sanatçısı (Çoban Ahmet).

Hakan Aysev tenor, (Zindancı Memo).

Hüseyin Muhtarov bas, Kırgızistan Devlet Sanatçısı (Demirci Hasan).

Esen Muhtarova mezzo soprano, Kırgızistan Devlet Sanatçısı (Falcı).

Arda Aktar bariton, (Mahmut Han, Paşa).

Altay Ergezen tenor, (Musa Bey).

Hasan Çelik bariton, (İsmail Ağa).

Solistlerin tümü o gece, o büyüleyici tarihi mekánda muhteşemdi.

Bu olağanüstü etkinliğin mimarı Mehmet Dülger, bestecisi Çetin Işıközlü ile emeği geçen herkesi ve sanatçıları kutluyorum.

* * *

İç avludaki yer sınırlı olduğu için konseri sarayın dışında kurulan dev ekrandan büyük bir kalabalık izledi.

Doğubeyazıt halkı yaşamlarında ilk kez bir opera müziği dinlediler.

Onların kültürleri, böyle bir müzik türünü anlayacak düzeyde değildi.

Ne yazık ki biz, insanlarımızın büyük bölümüne bu müziği sevdirecek kültürü veremedik.

Ama kültüre uzanan yol sabır ve zaman ister. Bu tür konserler cumhuriyetten önce başlatılsaydı bugünkü tablo çok değişik olabilirdi.

Devlet Bakanı Yüksel Yalova, o gece bu etkinliğin sürekli bir festivale dönüştürüleceği müjdesini verince hayıflanmamız biraz olsun hafifledi.

Kültürün neden halka yayılmadığı sorusuna gelince...

Şu 4 rakam bunu açıklamaya yeter sanırım:

‘‘Bugün Türkiye'de 355 kütüphane var. Kahvehane sayısı ise 400 bin...

Yani 170 bin kişiye bir kütüphane, 155 kişiye de bir kahvehane düşüyor.’’



Yazarın Tüm Yazıları