Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Koçaryan adlı fanatik cahil

Tufan TÜRENÇ

5 Haziran 1998 günü Yalta Oteli'nin dev salonunda yapılan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Zirvesi sakin sakin sürerken birden beklenmedik bir hareketlenme oldu.

Salonda Ermenisten Cumhurbaşkanı Koçaryan'ın Demirel'le görüşmek istediği haberi dolaşmaya başladı.

Hemen arkasından da Demirel'in bu teklife olumlu yanıt verdiği ve görüşmenin biraz sonra gerçekleşeceği öğrenildi.

Toplantıyı izleyen gazeteciler büyük bir heyecanla ayrıntıları öğrenmeye çalışırken görüşmelere ara verildiği duyuruldu.

Daha ne olduğunu tam anlaşılmadan Demirel'in yerinden kalktığı, arkasında bir danışman ve koruma ordusuyla çıkış kapısına yöneldiği görüldü.

Yüze yakın gazeteci Türkiye Cumhurbaşkanı'nın peşine takıldı.

Demirel, sorulan soruları duymazlığa gelerek hızlı hızlı buluşmanın gerçekleşeceği odaya doğru ilerliyordu.

Korumalar Demirel geçtikten sonra odanın bulunduğu koridorun girişini tuttular.

Orada beklemeye başladık.

Aradan 20-25 dakika geçtikten sonra bu kez koridorda bir hareketlenme oldu.

Önce Demirel çıktı odadan ve salona girdi.

Cumhurbaşkanı gazetecilerin sorularını yanıtlamadan masaya yöneldi ve oradaki yerini aldı.

* * *

Hemen ardından Koçaryan çıktı odadan, o da salona girdi.

Gazeteciler önünü kesince durdu ve soru sorulmadan ‘‘Görüşme çok iyi geçti ama Sayın Demirel'le görüş birliğine varamadık. Yine de yararlı oldu’’ dedi ve o da masaya geçti.

Daha sonra görüşmenin içeriği konusunda bilgiler sızmaya başladı.

Dönüş yolunda Demirel odada neler konuştuklarını ayrıntıları ile anlattı.

İki cumhurbaşkanı arasındaki konuşma özetle şöyle geçmişti:

Koçaryan- Sayın Cumhurbaşkanı, geçmişte ulusumuz çok acı olaylar yaşadı. Bu acı olayları kabul edin ve Ermeni ulusundan özür dileyin, biz de olanları unutalım ve dost olalım.

Demirel- Bak sen daha çok gençsin. Ben bu konuları senden önceki cumhurbaşkanları ile de konuştum. Onlara da anlattım. Azerbaycan'la ilişkilerinizi düzeltin ve Türkiye ile dost olun. Bu Ermeni ulusunun yararınadır. Hiçbir zaman bunu unutmayın.

Koçaryan- Biz de Türkiye ile dost olmak istiyoruz ama soykırım için ulusumuzdan özür dileyin bu iş kapansın.

Demirel- Türkiye olmayan bir olayın nesi için sizden özür dileyecek. Bunları bırakın. Bunlar Ermeni ulusuna bir şey kazandırmaz. Bak sana bir nasihatte bulunayım. Sakın tarihden husumet çıkarmaya kalkmayın. Bunun büyük zararını görürsünüz.

* * *

Görüşme böyle noktalanmıştı.

Koçaryan bu görüşmeden sonra Demirel'in verdiği bu tarihi dersi anlamış göründü ve soykırım iddialarını bir süre unuttu.

Ancak geçtiğimiz günlerde yapılan ‘‘Milenyum Zirvesi’’nde BM kürsüsüne çıkıp Türkiye'yi soykırım yapmakla suçladı.

Koçaryan ya Demirel'in verdiği dersi unuttu ve fanatikliği depreşti, ya da ülkesindeki zor koşullar onu böyle bir davranışa itti.

Koçaryan genç ve deneyimsiz biri.

Türk-Ermeni ilişkileri konusunda kendi ulusunun çıkarlarını sağlıklı bir şekilde düşünemeyecek kadar da fanatik...

Ermeniler'in, Amerikan Kongresi'nde tarafsız dünya tarihçilerinin gerçek olmadığını belgeleriyle kanıtladığı soykırımı tescil ettirme planları Türkiye'nin öfkesini kazanmaktan başka bir işe yaramaz.

Koçaryan ve onun gibi fanatikler bunu anlamayacak kadar da cahiller.

Ermenistan ve dünya üzerindeki Ermeniler şunu unutmasın.

Ermeni ulusu, dünyaya açılan nefes alacağı tek pencerenin Türkiye olduğunu göremeyecek kadar fanatik kafalara sahip cahillerden kurtulamadığı sürece düzlüğe çıkamaz.

X