Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Kafalardaki ince hesaplar

Tufan TÜRENÇ

Cephelerin kemikleştiği 1980 öncesi yıllarda bir falcı Demirel'e 1993'ten bu yana yaşadıklarımızın olacağını söyleseydi yüzde yüz Süleyman Bey İsmet Paşa'nın ünlü sözünü tekrarlardı:

‘‘Hadi canım sende...’’

Falcı ‘‘Bir gün gelecek Çankaya'ya çıkacaksın. Senin oraya çıkmanı da İsmet Paşa'nın oğlu sağlayacak’’ deseydi CHP ile kanlı bıçaklı olan Süleyman Bey buna hayatta inanmazdı.

Hele aynı falcı ‘‘7 yıl cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra bir beş yıl daha yapman için Ecevit öncülük edecek’’ deseydi herhalde Süleyman Bey şaşkınlıktan küçük dilini yutardı.

Yaşananlar ve gelinen koşullar insanları nerelerden nerelere sürüklüyor, düşünce yapısında nasıl inanılmaz değişiklikler oluşturuyor.

Ecevit bugün, bir zamanlar bir araya bile gelemediği, Anıtkabir'e çıkıp Atatürk'e şikáyet ettiği Süleyman Bey'in cumhurbaşkanlığının devamı için çırpınıyor.

Bakalım Bülent Bey'in ülke çıkarları uğruna giriştiği bu çaba sonuca ulaşacak mı?

Çünkü bazı liderler Çankaya sorununa Ecevit'in duyarlılığı ile yaklaşmıyorlar.

Her birinin ince hesapları var.

Kimi Çankaya hayaliyle yanıyor.

Kimi bir yandan hálá sağın tek lideri olma düşleri görürken, bir yandan da Demirel'in Güniz Sokak'a inip başına iş açacağı korkusuna kapılıyor.

Kimi de bu furyada siyasi yasakları kaldırtma uyanıklığına soyunuyor.

* * *

Her şey bir yana, eğer dört lider içtenlikle istese Demirel'in 5 yıl daha Çankaya'da görev yapması için en ufak bir engel çıkmaz.

Çünkü Fazilet Partisi dışındaki partilerin Meclis'teki sayıları 434...

Bu sayı Anayasa değişikliği için fazlasıyla yeterli.

Ama sorun başta ANAP olmak üzere parti gruplarının ne kadar fire vereceğinde düğümleniyor.

Eğer 68 milletvekili oy vermezse Anayasa değişikliğinin halk oylamasına sunulması gerekecek.

105 milletvekilinin oy vermemesi durumunda ise Anayasa değişikliği reddedilmiş sayılacak.

Bu noktada şu soruya yanıt aramak gerekiyor: ‘‘Acaba liderler bu fireleri önlemek istiyorlar mı?’’

Örneğin Mesut Yılmaz ANAP grubunda Demirel'e karşı bir husumet olduğunu söyleyerek bu işin olmayacağını mı anlatmak istiyor?

Böyle konuşan liderin grubuna hákim olmak için içtenlikle uğraştığına inanmak zor.

Tansu Hanım kararlı gibi görünüyor ama nedense Anayasa değişikliğini önce imzalıyor, sonra vazgeçiyor.

Bu da DYP grubunun nasıl hareket edeceği konusunda net bir fikir vermiyor.

MHP kapalı kutu. Ne yapacaklarını kestirmek zor.

DSP, Ecevit'in tutumu nedeniyle en karalı parti gibi duruyor. Ama ‘‘Onlardan da fire çıkar’’ deniyor.

FP ise her olayda olduğu gibi buz üzerinde dans ediyor.

* * *

Bu koşullarda Demirel'in durumu bir sarkaç gibi ‘‘olacak-olmayacak’’ arasında gidip geliyor.

Anayasa değişikliğinin reddedilmesinden sonra sorunun bir krize dönüşmesi, istikrarı çok zor yakalamış olan Türkiye'ye büyük zarar verebilir.

Dileriz kendi kendini feshetmemek için Meclis 4. turda abuk subuk bir adayı cumhurbaşkanı olarak Çankaya'ya göndermek durumunda kalmaz.

Yetersiz bir cumhurbaşkanı çok kritik bir dönemden geçen Türkiye'ye pahalıya patlar.

Demirel seçilirse değişen bir şey olmaz, ama ya seçilmez de Güniz Sokak'a inerse ne olur?

Onu da bir başka yazıda irdelemeye çalışacağız.

X