Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Gara gelen ikinci ama son Avrupa treni olabilir

Tufan TÜRENÇ

AVRUPA Birliği ile ilişkilerden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın son zamanlarda çeşitli platformlarda dile getirdiği sıkıntıların ciddiye alınması gerekir.

Bu sıkıntıların kasım ayı içinde verilecek olan ‘‘Katılım Ortaklığı Belgesi’’ hazırlanırken giderilmesi zorunludur.

Çünkü ‘‘Katılım Ortaklığı Belgesi’’, Türkiye'nin topluluğa tam üye olabilmek için izleyeceği yol haritasını oluşturacaktır.

Ondan dönüş olamaz.

Bugün bulunduğumuz noktada AB ile ilgili olarak belli kesimlerin kafalarında hálá var olan tereddütlerin giderilmesi gerekmektedir.

Yılmaz bugün siyaseten güçlü değil.

ANAP, üçlü koalisyonun seçimden en fazla kan kaybına uğrayarak çıkmış ortağıdır.

Bu yüzden de hükümet içinde sesi gür çıkmamaktadır ve AB konusunda kafalarında çeşitli rezervleri olan kesimleri iknada da etkili olamamaktadır.

Onun için Yılmaz medyadan, sivil örgütlerden, iş áleminden destek ve yardım istemektedir.

Kamuoyunu hareketlendirmeyi onlardan beklemektedir.

Haklıdır da...

AB konusunda kafasındaki strateji doğrudur.

Yılmaz'a herkesin yardımcı olması gerekir.

* * *

Eğer 1980 öncesi Avrupa trenini nasıl kaçırdığımızı bilirsek, bugün aynı hataları yapmamayı da öğreniriz.

Bu dramatik olayı Emekli Büyükelçi Tanşuğ Bleda'nın kitabından okuyalım:

‘‘... Yunanistan 1975 yılında tam üyelik için müracaat etmişti. Bakanlık teknik kadroları olarak bizler de aynı talebi yapmamız gerektiğine inanıyorduk. Sonuçta ya ikimizi birden alırlar, ya reddederlerdi, ama her halükárda Lozan'dan başlayıp savaş sonrası aramızda oluşmuş denge bozulmamış olurdu. Konu teknik açıdan enine boyuna tartışıldıktan sonra karar için siyasi otoriteye sunulmuştu. Başbakan Ecevit, sonuçta tüm ilgilileri bir akşamüstü eski bakanlar kurulu odasında topladı. Ortak Pazar nezdindeki daimi temsilcimiz Tevfik Saraçoğlu'nun da Brüksel'den gelerek katıldığı toplantıda herkes siyasi mülahazalarda bizim de tam üyelik müracaatını yapmamız gereğini vurguladı.

... Herkes görüşlerini açıklamış ve sıra başbakanın kararını açıklamasına gelmişti. Salonda çıt çıkmıyor ve hepimiz Ecevit'in ağzına bakıyorduk. Ancak başbakan konu hakkında değişik görüşler bulunduğunu, dolayısıyla küçük bir komisyon kurularak konunun daha derinlemesine incelenmesini isteyince şoke olduk. Zamana karşı yarışıldığı bir ortamda işin bir komisyona havalesinin ne anlama geldiğini hepimiz biliyorduk. Kaldı ki bu komisyon bildiğim kadarıyla hiç toplanmadı veya toplandıysa da konuyu izleyen genel müdür olmama rağmen benim haberim olmadı. 12 Eylül 1980 askeri müdalesi ise AET ile tüm ilişkilerimizi dondurarak kaçırılan bu tarihi fırsatı perçinledi. Yunanistan ise ekonomik durumu bizden çok daha zayıf olmasına rağmen 1 Ocak 1981'de topluluk üyesi oldu.’’

* * *

Evet olayı yaşayan Emekli Büyükelçi Tanşuğ Bleda, 1980 öncesi Avrupa trenini nasıl kaçırdığımızı böyle anlatıyor.

Şimdi ikinci kez gara yanaşan o trene binebilmek için elli takla atıyoruz.

Topluluk içinden önümüze binbir engel çıkarılması yetmiyormuş gibi...

Bizim bir an önce halletmemiz gereken bir sürü eksiğimiz yokmuş gibi...

Şimdi bir de içerideki bazı kesimlerin kafalarındaki rezervleri giderip toplumsal konsensüsü sağlamak için uğraşmamız gerekiyor.

Treni gara ilk gelişte o zamanki bazı kesimlerin kafalarındaki rezervler yüzünden nasıl kaçırdığımızı okuduk.

İkinci ve büyük olasılıkla son kez gelmiş olan treni de kaçırırsak Avrupa hedefine elveda dememiz gerekebilir.

Herkes bu gerçeği takkesini önüne koyup iyice düşünsün.

X