Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Erdoğan'ın yanıtı yorumsuz






Tufan TÜRENÇ

‘İKİ politika cambazı aynı ipte oynamaz’, ‘‘Hatemi'yi oynayan kravatlı mollalar’’ ve ‘‘Ha Erbakan, ha Erdoğan’’ başlıklı yazılarıma Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatları aracılığıyla gönderdiği açıklama özetle şöyle:

- Seçilir seçilmez İstanbul gibi dünya metropolünün kaldırımlarını yeşile boyamaya kalkıştı, diyorsunuz.

Recep Tayyip Erdoğan, başkanlık yaptığı 4.5 yıl içinde ne öyle bir şey yaptı veya yaptırdı, ne de öyle bir ithama muhatap oldu.

- Belediye başkanlığı döneminde resmi davetlere, yemeklere eşiyle katılmadı, diyorsunuz.

Görevlilerin, davetlere eşleriyle katılıp katılmaması neden eleştiri konusu olur, doğrusu anlaşılır değildir. Bu konuda resmi bir zorunluluk da bulunmamaktadır. Kaldı ki Recep Tayyip Erdoğan, pek çok davete eşiyle birlikte katılmıştır.

- İstanbul'a özgü mekánlardaki içkili meyhaneleri önce kapatmak isteyen, ama güçleri yetmeyince perde asmayı dayatan ilçe belediyelerini durdurmamış, tersine onları teşvik etmiştir, diyorsunuz.

İstanbul'da böyle bir şey olmadı ve yaşanmadı. Meyhane açma ruhsatı vermek ve kapamak, mülki amirlere ait bir yetkidir. Öte yandan Büyükşehir Belediye Başkanları, ilçe belediye başkanlarının amiri değildir. Bu nedenle ne durdurma ne de teşvik söz konusu olabilir. Sonra nerede perde astırılmış? Dolayısıyla bu konudaki ithamlarınız da, hem olgulara ve hem de mevzuata aykırı, nesnellikten uzak bulunmaktadır.

- Belediye başkanlığı süresince İslamcı firmaları sürekli kollamıştır. Yetersiz olmalarına rağmen birçok ihaleyi onlara vermiştir, diyorsunuz.

Ne demek ‘‘İslamcı firmalar’’. Firmalar, İslamcı-gayri İslamcı, laik-antilaik vs. gibi vasıflarla değerlendirilemez. İhale şartnamesine göre ihaleye katılma hakkına sahip olan her firma, ihalelere katılır ve yarışır.

- Tabanına laik, demokratik cumhuriyete kerhen katlandığı mesajını sık sık vermiştir (...) Bütün dava arkadaşları gibi gönlünde bir İslam cumhuriyeti yatmaktadır, diyorsunuz.

Erdoğan'ın, o anlamda yazılı veya sözlü, hiçbir beyanı olmamıştır. Söylenmeyenleri ‘‘söylemiştir’’ diyerek hüküm kurmak, zan ve tahminle hüküm kurmak demektir.

- Yaptığı konuşmalarda demokrasiyi amaç olarak değil, araç olarak gördüğünü söylemiştir, demekte ve eleştirmektesiniz.

O beyan ile anlatılmak istenen şudur: Her iş ve faaliyette esas olan, insanların mutluluğu, huzuru ve güven içinde yaşamalarının sağlanmasıdır. Bunu sağlamak için gerekli ve var olan her sistemin, elemanın araç olduğudur. Yani o cümledeki ‘‘araç’’ sözcüğü, sizin binek aracınız gibi bir ‘‘araç’’ değildir.

- Türkiye'yi yönetmeye talip olmasına rağmen faizin haram olduğuna inanır. Modern bankacılığa bu nedenle karşıdır, demektesiniz.

Bir inanç sisteminin bütünü içinde faize karşı olmak başka bir şey, modern bankacılık başka bir şeydir. Kaldı ki bütün dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde modern bankacılığın, daha doğrusu finans sisteminin en azından teorik olarak ‘‘0’’ faizi hedeflediğini de bilmenin, size yansıyacak ne zararı olabilir.

- Örneğin oğlu Burak'ın düğün davetiyesine yazdırdığı tarih 29 Zilkade 142'dir, demektesiniz.

Söz konusu davetiye ortalama her evde bulunan takvim yapraklarından bir yapraktır. ‘‘Saatli Maarif Takvimi’’ ismi ile bilinen o takvimlerde hem Rumi, hem Hicri, hem de Miladi tarihler mevcuttur. Tasarımcılar, ‘‘özgün bir seçim’’ orijinal takvim yaprağını davetiye olarak tasarlamışlardır. Pek çok gazetede olduğu gibi halen yazılarınızı yazmakta olduğunuz Hürriyet Gazetesi'nde de benzer takvimi, lütfen inceleyiniz.

- Evinde İslami kurallar geçerlidir (...) Eşi, kızları ve gelini tesettürlüdür, diyerek, kendince bu durumu küçümsüyor ve aşağılıyorsunuz.

İslam'ın evle ilgili kuralları nedir ki siz onların evde uygulandığını söylemektesiniz? Recep Tayyip Erdoğan'ın evine konuk olmuşçasına ahkám kesmektesiniz. Yoksa siz, işiniz kalmadı da ev mi gözetlemektesiniz? Kimin nasıl giyineceği, evinde nasıl oturacağından size ne? Bunlar ne insanlığa, ne ahlaka, ne demokratlığa, ne de çağdaşlığa sığacak davranışlar değildir.

‘‘Hatemi'yi oynayan kravatlı mollalar’’ başlıklı yazınızla, hiçbir kural ve ölçü tanımamanın örneğini tekrar sergilemiş bulunmaktasınız.

Çok yakışıksız olarak müvekkilimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan için ‘‘İran'daki mollalardan tek farkı, takım elbise giymesi ve kravat takmasıdır’’ demektesiniz. Böylece önyargının, kafanızı ne denli işgal etmiş olduğunun ipucunu vermektesiniz.

X