Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: DYP'de zorlu mücadele

Tufan TÜRENÇ

Sanırım ekranlarda o görüntüleri izlediniz. Bu ülkede başbakanlık yapmış bir insanın ne durumlara düştüğüne herhalde tanık oldunuz.

Ülkenin yazgısını yıllarca elinde tutan bu insanın, partisinin genel merkezine gelememesi ve toplantıya katılacak cesareti gösterememesi hüzün vericiydi

Aynı zamanda politikacılar için ibret alınacak bir dersti.

Şimdi görüntüleri anlatmaya çalışalım.

Doğru Yol Partisi Genel Merkezi...

Genel İdare Kurulu Toplantı Salonu ve 40 kişilik U şeklindeki masa...

Bir zamanlar ülke ve demokrasi için çok önemli kararların alındığı bu masanın tam ortasındaki genel başkana ait koltuk boş duruyor.

Koltuğun sağına ve soluna genel başkanın partinin başından gitmesi için mücadele eden GİK üyeleri oturmuş.

DYP'yi kurtarmak için yola çıkan 19 üye genel başkanın gelmesini bekliyor.

Katılanların hepsi Genel Başkan Çiller'in gelmeyeceğini, daha doğrusu gelemeyeceğini adları gibi biliyor.

Onlar esas söz veren iki üyeyi bekliyorlar.

Eğer sözlerini tutup da gelirlerse olağanüstü kongre kararı alınacak.

Bu karar, baraj sınırına kadar gerilemiş olan partinin yazgısını belirleyecek tarihi bir karar olacak.

* * *

Aynı saatlerde Tansu Çiller büyük olasılıkla Bilkent'teki villasında o iki üyenin gelip gelmediğini heyecanla izliyor.

Beklenen iki üye sözlerinde durmayıp toplantıya gelmiyorlar.

Olağanüstü kongre kararı da alınamıyor.

Çiller bunu öğrenince bir dahaki GİK toplantısına kadar rahatlıyor.

Kendi aralarında konuşan 19 üye şu karara varıyor:

‘‘Partiye zarar vermeden mücadele en sert bir şekilde sürdürülecek ve kongrede Çiller devrilecek. Bütün küskünler partiye çağrılacak ve parti toparlanacak.’’

DYP'yi Çiller'den kurtarmak için harekete geçen 19 GİK üyesi adına açıklamayı yakın zamana kadar Genel Başkan'ın sağ kolu olan ama şimdi onun karşısında yer alan Nahit Menteşe yapıyor.

Aslında bu bir açıklama değil düpedüz bir günah çıkartma:

‘‘Bu partiyi çok güç koşullar altında kurduk. Gözlerime inanamıyorum. Benim partimi ne hale getirdiler. Önce oylarını yüzde 12'ye, ardından da mahkemelere düşürdüler. Gönül isterdi ki genel başkan bu toplantıya katılsın ve bize başkanlık yapsın. Konuları görüşelim, sorunları çözelim. Ben onun yerinde olsam koşa koşa gelirdim.’’

* * *

Nahit Bey'in bu gecikmiş itiraflarını yine son zamanlara kadar Çiller'in en yakınındaki isimler, Cihan Paçacı, Rıza Akçalı, Meral Akşener ve İsmail Karakuyu da başlarını sallayarak onaylıyorlar.

Bilmiyorum o anı yaşarken acaba geç kalmanın pişmanlığını yüreklerinde duyuyorlar mıydı?

Eğer bu etkili isimler zamanında tavır koysalardı bugün DYP de, Türk siyasi yaşamı da bambaşka noktalarda bulunabilirdi.

Ülkenin sıkıntıya düşmesinde büyük rol oynayan merkez sağdaki çökme de yaşanmazdı belki...

Hadi bütün bunlardan vazgeçtik.

Hiç değilse seçim gecesi veya ertesi gün partinin yaşadığı deprem üzerine Tansu Çiller'in istifasını isteselerdi partinin kaybı yine bu kadar büyük olmazdı.

Eğer DYP ile ANAP örgütleri şok seçim sonuçlarından sonra liderleri ve yöneticileri hakkında demokratik reflekslerini etkili bir şekilde gösterebilselerdi bugünkü koalisyonun yapısı da bambaşka olurdu.

Şimdi lidere kul köle olmanın günahını ödemeye çalışıyorlar.

Bundan sonra DYP'yi aile partisi olmaktan kurtarıp halkın partisi haline getirmek o kadar kolay bir iş değil.

Ama yine de Türk demokrasisi için bu savaşı vermeye değer.



X