Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Bu testi artık su tutmaz

Tufan TÜRENÇ

İslam devriminin lideri Ayetullah Humeyni, Abdi İpekçi'nin öldürüldüğü gün İran'a dönmüş ve ülkenin tek egemeni olmuştu.

Tarih 1 Şubat 1979...

Oluk gibi kan akıtan İran İslam Devrimi, o gün resmen başlamıştı.

Aradan tam 20 yıl geçti.

Şah döneminin zulmünden bunalan İran halkı, Humeyni'nin kurduğu molla rejimine umutla sarılmış, özgürlüğü yakaladığını sanmıştı.

Ama yanıldığını ve yeni bir cehenneme düştüğünü kısa sürede anladı.

1 Şubat 1979'a, o uğursuz perşembe gününe dönelim.

İpekçi o gün öğleden sonra Ankara'dan dönmüş, Humeyni olayını köşesinde değerlendirdikten sonra evine gitmek için gazeteden ayrılmıştı.

Bu, İpekçi'nin gazeteden son ayrılışıydı. Bir daha da geri dönemedi.

Evine 50 metre kala Nişantaşı Karakol Sokağı'nın köşesinde silahlı saldırıya uğrayarak otomobilinin içinde 5 kurşunla öldürüldü.

Türk basını o gün büyük bir darbe yemişti.

Bu darbenin yarattığı deprem, belki ilk günler pek anlaşılamamıştı ama sonraki yıllarda Babıáli bunun faturasını çok ağır ödedi.

İran halkı da başına gelecek felaketleri bilmeden o perşembe Humeyni'nin dönüşünü coşku ile karşılamıştı.

* * *

Humeyni ve mollaları İran'ı bir zalimin elinden kurtardılar, ama onu çağa yani demokrasiye, özgürlüğe, hukuk devletine, refaha taşımak yerine binlerce yıl geriye, ütopik bir dünyaya götürmeye kalktılar.

Çağdışı rejimi oturtabilmek için insanlara acı çektirdiler, binlerce insanı sokaklarda sallandırdılar.

Yüz binlerce insan cehennemden kaçar gibi ülkelerinden kaçtı.

Bununla da yetinmediler, ülkeyi anlamsız bir savaşa sürükleyerek milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine neden oldular.

Ülke, molların çağdışı kafaları yüzünden varlık içinde yokluk çekmeye başladı.

İran, Tanrı'nın bahşettiği petrol zenginliği bile kullanamaz hale geldi.

Gençlik, en güzel yıllarını dünya nimetlerini tatmadan yaşamak zorunda kaldı.

Humeyni ve molları bununla da kalmadı, çağdışı karanlık rejimlerini komşu ülkelere de ihraç etmeye kalktı.

Buna rağmen mollaların elindeki din silahı o kadar güçlüydü ki, inançlı İran halkı tam 20 yıldır bu cehennem hayatına olağanüstü bir sabırla katlandı.

Ama sonunda yüreklerde biriken öfkeler patlayıp sokağa taştı.

* * *

Bu testi artık kolay su tutmaz. Bombanın fitili bir kez ateşlendi.

Yeni bir yüzyıla uçarak giden dünyada, bir toplumu cadı kazanına tıkmak ve orada tutmak olanaksızdır.

İran'da böyle bir patlama her an bekleniyordu.

Şimdi mollalar ne kadar vahşileşirlerse vahşileşsinler, özgürlük isteyen insanları o cenderenin içinde tutamazlar.

Gönülleri İran'daki çağdışı rejim için yanıp tutuşan bizim akıl yoksunu insanlarımıza bu yaşananlar ders olsun.

* * *

Uluğbay çok büyük bir felaketi mucize olarak çabuk atlattı ve iyileşti.

Birlikte yaptıkları basın açıklamasında Ecevit'in mutluluğuna toplumumuzun büyük bölümü de yürekten katılıyor.

Uluğbay'ın uzun süre dinleneceğini ve bundan sonra ağır sorumluluklar üstlenmek istemeyeceğini sanıyorum.

Bunun için Uluğbay'a ısrarcı olmamak gerekir. Daha sakin bir yaşam, sanırız kendi sağlığı ve mutluluğu açısından çok önemlidir.

Uluğbay'a bugüne kadar yaptığı hizmetler için teşekkür etmek ve bundan sonraki yaşamında da sağlık ve mutluluk dilemek en doğru yol olacaktır.



X