Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Biat, itaat ve cihat dönemi sona erdi

Tufan TÜRENÇ

Fazilet Partisi'nin ASKİ'nin dev salonundaki kongresi sonuç açısından değil, ama partinin Erbakan'ın altından hızla kaydığını göstermesi bakımından önemliydi.

Dünkü kongredeki hava, Hoca'nın bir dahaki sefer pek esamesinin okunmayacağını açıkça ortaya koydu.

Sanırım Abdullah Gül salona girdiği zaman bu genç politikacıya gösterilen büyük ilgi ve sevgi Hoca'nın kalp atışlarını epeyce hızlandırmış olmalı.

Türkiye'de insanların değişim istediği artık bir gerçek. Bunu görmek ve bazı güçleri elinde tutmak için ısrar etmek boş.

Aslında ‘‘Yenilikçiler’’in hangi yenilikleri getireceklerini kendileri de bilmiyorlar ama olsun...

Onlar toplumdaki değişim özlemini yakalamışlar.

Tabii bu hareketin gerçek liderinin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söylemeye gerek yok.

İyi güzel de, Recep Tayyip'in hangi yönü, hangi düşüncesi yenilikçi doğrusu onu bilmiyorum.

‘‘Referansım İslam’’ sözü mü?

‘‘Benim için demokrasi amaç değil, araçtır’’ şeklindeki cevheri mi?

Yoksa bu çağda kadının örtünmesini savunması, onu ikinci sınıf insan olarak kabul etmesi mi?

Ya da sosyal yaşamın din ağırlıklı kurallarla yeniden şekillenmesini savunması mı?

Özetle, ‘‘Yenilikçiler’’in adlarından başka gelenekçilerden farklı bir yanları yok.

* * *

Dün ASKİ salonunun içi ve dışı il örgütlerinin taşıdığı otobüsler dolusu insanla tıklım tıklım doldurulmuştu.

Doğal olarak bunların ancak bir bölümü salona alınabildi. Dışarda kalan binlerce insan döner yiyip ayran içerek dev ekranda kongreyi izledi.

Salonun bahçesindeki görünümler Fazilet kitlesinde değişimin çok yavaş olduğunu gösteriyordu.

Çevre tam panayıra dönmüştü. Yiyen içen binlerce insan, artıkları yere atıyor, her tarafı çöplüğe çeviriyordu.

Kimi yerlerde oturuyor, kimi toprağın üzerinde uyuyordu.

Bahçenin dışı ise tam bir curcuna... Ankara'daki bütün seyyar satıcılar sanki buraya toplanıp tezgáh açmış.

Görünüm Türkiye'den çok, bir Ortadoğu ülkesini, bir İran'ı andırıyordu.

Salonun içi ise biraz daha düzenliydi. Ama Fazilet kitlesi düzene pek alışık olmadığı için zaman zaman görevlilerle aralarında tartışmalar oldu.

Ama her şeye rağmen salonun içinde iyi kötü bir düzen vardı.

En uygar uygulama da sigara içilmemesiydi.

Ama kadınlarla erkeklerin salona ayrı ayrı kapılardan alınmaları ve ayrı tribünlerde oturtulmaları dünkü kongrede de aynen sürdürüldü.

Dedim ya; değişim bu kitlenin mantığında o kadar yavaş gelişiyor ki...

* * *

Bir Fazilet milletvekili kongrenin değerlendirmesini şöyle yaptı:

‘‘30 yıllık geleneğin değişmesi kolay değil. Ama ben yine bu kadarını da çok olumlu görüyorum.’’

Ben Abdullah Gül'ün, daha doğrusu Recep Tayyip Erdoğan'ın zamanlamasının çok doğru bir seçim olduğu inancında değilim.

Şunun için; Erbakan'ın yasaklı yani mağdur olduğu bir dönemde ona karşı bayrak açılması Hoca'nın delege üzerindeki ağırlığını daha da artırdı.

Parti hakkındaki kapatma davasının kritik bir safhada olması da Erbakan'ın işini kolaylaştırdı.

Üstelik ‘‘Yenilikciler’’ bu mücadeleye esas liderleriyle değil de onun emanetçisiyle girdiler.

Recep Tayyip Erdoğan'ın telgrafı okunduğu zaman gösterilen sevgi gösterisi İstanbul eski belediye başkanının aday olması durumunda Erbakan'a rağmen rahatlıkla seçilebileceğini gösterdi.

Dünkü kongre Fazilet Partisi'nde ‘‘Büyükler emreder, taban biat, itaat ve cihat eder’’ anlayışının bundan böyle geçerliliğini yitirdiğini gösterdi.

X