Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Akşener İslamcı partide karar kıldı






Tufan TÜRENÇ

Türk siyasal yaşamında bir ilki yaşıyoruz. Ülkücülükten Çiller'in tetikçiliğine, oradan da İslamcı partiye uzanan ilginç bir çizgi.

Meral Akşener, katı bir milliyetçiliğin öngördüğü koyu Türkçülükten İslam ümmetçiliğini benimseyen harekete katıldı.

Bu tercihini açıklarken çok mutlu görünüyordu.

Üstelik Akşener, yeni partiyi kurmaya hazırlananların laiklik konusundaki kötü sicilinden bir kadın olarak en ufak endişe duymadığını açıkladı.

Daha önce yazdığımız yazılarda Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasal geçmişindeki örneklerden hareket ederek İslamcı düşünceye ne kadar bağlı olduğunu sergilemeye çalışmıştık.

Recep Tayyip Bey de avukatları aracılığıyla bana gönderdiği yanıtta çizgisini açıkça ele veriyordu.

Demek ki bütün bunlar Meral Hanım için bir sakınca yaratmıyor.

Akşener, siyasi geleceğini ancak bu harekete katılarak sağlama alacağının hesabını yapmış olmalı.

Hayırlı olsun.

Meral Akşener, Recep Bey'e, yeni İslamcı hareket de Meral Hanım'a mübarek olsun.

* * *

Kamuoyu, Meral Akşener adını, ilk kez genel başkan yardımcısıyken basına savurduğu tehditlerle duymuştu.

O günden sonra Akşener, Türk siyasi yaşamında sürekli gündemde kaldı.

Tansu ve Özer Çiller'in en yakınları oldu.

Onların tetikçiliğine soyundu ve genel başkanı ile eşi için kellesini ortaya koymaktan hiçbir zaman çekinmedi.

Tetikçiliğin sonu olmadığını ve bir gün gözden düşeceğini düşünmeden ablasına ve ağabeyine hizmet etti.

Ablası tarafından İçişleri Bakanlığı'na getirildiği zaman bağlılığını kanıtlamak için cumhuriyet tarihinde ilk kez bir gece yarısı Emniyet Genel Müdürlüğü'nü bastı.

Hatta ablasının yoluna öylesine baş koydu ki, Silahlı Kuvvetler'in içine casus sokmakla bile suçlandı.

Yine ablasına ve ağabeyine yaranmak için telekulak işlerine bulaştı.

Bu yüzden ağır tazminatlar ödemek zorunda kaldı.

Tetikçiliğin bütün gereklerini yerine getirmesine rağmen ablası bir gün onu silkip bir kenara atıverdi.

O da muhalefet bayrağını açtı ve sonunda da partisinden istifa etti.

Meral Hanım şimdi dört gülün dört yaprağı Recep Tayyip Erdoğancı oldu.

Kendisini kutlarız.

* * *

Önceki gün Meral Akşener'le başlayan transfer, dün de MHP'li Sadık Yakut'la devam etti.

Gerisi geleceğe benzer.

Tayyipçilere göre yapacakları transferler parlamentonun dengesini altüst edecek ve Meclis'i seçime zorlayacak.

Bunu başarabilirlerse hükümetin ayakta durması zorlaşır.

Bir erken seçim, ekonomik krizden çıkmak için çırpınan Türkiye'yi nerelere götürür onu da kestirmeye imkán yok.

Demirel'in tam bu dönemde erken seçimin zorunlu olduğu konusunda görüş belirtmesi de ilginç bir gelişme.

Erdoğan hareketi artık partileşmeye doğru hızla ilerliyor. Ancak Recep Bey'in durumu belirsiz.

Kendisi kabul etmese de Tayyip Bey henüz yasaklı. Yasağının kalkması da ancak 2003 yılında mahkeme kararıyla mümkün.

Meral Hanım, Sadık Bey ve bundan sonra harekete katılacak olanlar ne düşündüler bilemem.

Ama bana göre, Recep Bey biraz denizi görmeden paçaları sıvadı gibi...

X