Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Tuborg hálá güçlü bir marka

    Hürriyet Haber
    18 Kasım 2001 - 00:00Son Güncelleme : 18 Kasım 2001 - 00:01

    BİR süredir marka ligine ara verdik. Bu hafta size, ramazan ramazan biralar arası marka liginden söz etmek istiyorum. Ne yapalım, araştırma bu, yayınlamasak bayatlayacak. Araştırmayı yine bizim için PİAR Taylor-Nelson Sofres gerçekleştirdi.Eylül 2001'de 2006 kişi ile gerçekleştirilen Trendpoll araştırmasında bireylere hatırladıkları ilk üç bira markası sorusu soruldu. Bireylerin % 74'ü en az bir bira markasını hatırladılar.Hatırlanan markalar arasında Efes Pilsen % 98 ile birinci sırayı aldı. Tuborg ise % 76 ile ikinci sırada yer aldı. Bu sonuçlar Efes'in basketbol sponsorluğu, basın ve açık hava reklamları ile ne kadar doğru işler yaptığını, Tuborg'un ise hálá çok güçlü bir marka olduğunu ve eğer istenirse fırça darbeleriyle nasıl tehdit oluşturabileceğini gösteriyor.Troy'un üçüncülüğüne de bravo. Bu genç bira markasının çok kısa sürede belleklerde kalıcı yer alması, ona yapılan iletişim yatırımlarını haklı çıkarıyor. Ama ‘‘durmayalım, düşeriz’’ sözünü de unutmamak gerekiyor.Carlsberg ve Miller bira pazarımıza yeni giren yabancı markalar biliyorsunuz. Miller'ın durumu iyi. Carlsberg de TV'de bira reklamı yasak olduğundan kriz dinlemeden ‘‘adını belletmek’’ için hem basını hem de açıkhava ve kapalı alan reklamlarını yoğun olarak kullanıyor. Kısa süre içinde de en çok bilinen 8'inci marka haline gelmesi doğru işler yaptığını gösteriyor. Özellikle spor sayfalarına yönelik reklamları oldukça etkili. Etkinin fazlalaşması için Efes gibi sponsorluklara da ağırlık vermesi zorunlu görünüyor. Bizden önermesi.Umarım 47 yıl daha beklemezsiniz!Milli Takım'ın 5-0'lık Avusturya galibiyeti ve sonucunda elde edilen dünya kupasına katılma hakkı bütün markalarımıza ‘‘akıllı iletişim’’ fırsatı sağladı. Zafer gecesinin sabahı gazeteleri açtığımızda Dışbank, Hyundai, Pepsi, Carlsberg ve Sarar'ın akıllı iletişim fırsatını değerlendirdiklerini gördük. Öncelikle bu markaları böyle bir fırsatı krizi bahane etmeden değerlendirdiği için kutluyorum.Hyundai'nin reklamı, reklamdan çok aceleye gelmiş bir ‘‘duyuruyu’’ andırıyordu. Biraz daha hazırlıklı olmak lazım.Sarar'ın ‘‘takım elbiseleri’’ ve ‘‘Milli Takım’’ arasında bağlantı kurduğu, ‘‘bu takım dünya kupasına gider’’ dediği reklamı hoştu. Sarar, Milli Takım'ın takım elbise sponsoru ve bu fırsatları hiç kaçırmıyor. Bir de bu tür reklamlarını genel ‘‘Sarar’’ konseptine oturtabilse daha başarılı olacak. (* * * *) Pepsi'nin, değişik boydaki şişeleri ile milli takımımızın her geçen gün artırdığı performansını birleştirmesi, en büyük boy şişesi ile ‘‘dünya kupasını’’ ve ‘‘daha fazlasını iste’’ sloganı ile geleceğe yönelik başarıyı ima etmesi tam anlamı ile akıllı bir iletişimdi. (* * * * *) Diğer bir akıllı iletişim ise Dışbank'ınkiydi. İdeal kart için hazırlanan reklamda, ‘‘İstanbul-Tokyo-İstanbul’’ uçak bileti gösterilerek ‘‘Milliler için İdeal’’ deniyordu. Kısa süre önce başlayan İdeal kart lansmanının mesajı böylelikle, bu özel iletişim fırsatı aracılığıyla pekiştirildi. (* * * * *) Carlsberg'in ‘‘Teşekkürler milli takım’’ dediği reklam düz bir metindi ama hem cesaretli boyutu hem de Carlsberg'in genel stratejisini desteklediği için takdir edilmeyi hak etti. (* * * *) Çoğu marka için bu çok önemli ‘‘akıllı iletişim’’ fırsatı kaçtı. Umarım böyle bir fırsatı değerlendirmek için 47 yıl daha beklemek gerekmez.Hadi bi sivil toplum kampanyası yapalım!Sivil toplumu mindere çekmek için sürekli ‘‘Hadi bir kampanya yapalım’’ deyip sloganlar, logolar üretiliyor. Amaç sivil toplumun batı toplumlarında olduğu gibi ülke yönetiminde daha fazla inisiyatifi ele almasının istenmesi. İsteyenler de sivil toplum düşünürleri... Kusura bakmayın ama bir sivil toplum hareketi böyle taşıma suyla dönmez. Bunun doğal bir oluşum süreci, bir yayılma süreci vardır. Sadece slogan ve amblemin doğal altyapıyı hazırladığı daha tarihte görülmemiştir. ‘‘Bu Ülke İçin Seve Seve..’’ kampanyası için de aynı şey geçerli. Bu slogan biraz gündemde kalır, sonra unutulur. Çünkü doğal altyapıyı oluşturan koşullar yok. Tabii ki Türkiye için seve seve ölürüz ama, her gün öl öl de günün sonunda elde kalan ne be birader! Biraz yolsuzluk, biraz rüşvet, biraz beceriksizlik, biraz verimsizlik, biraz adam kayırma, biraz da minare gölgesi. Yalan mı? ÇekirgelikBir makine sıradan 50 adamın yaptığı işi yapabilir ancak hiçbir makine sıradışı bir adamın yaptığı işi yapamaz. (Elbert Green Hubbard)
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı