"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

TSK’ya ve Bayraktar’a ‘karakol’ öğretileri

TÜRKİYE’nin yurtdışındaki birçok projesinde imzası olan yüksek mühendis Aslan Özmen, mühendislik konuları üzerinde hem bilgilerini arttırır, hem de eleştirilerini yollar sık sık... Bu kez kaleme aldığı yazı ‘sınır karakolları’.

Özmen diyor ki:
“Ben 2 yıl Güney Irak Basra-Rumailah petrol sahasında çalışan bir mühendisim. BP ve SHELL elemanları olarak Amerikan işgal kuvvetlerinin karargâhında iki ay kadar kaldık. Koruma iki fazda yapılmaktaydı.
1- Tüm garnizonun etrafı 2 metre genişliğinde, 5 metre yüksekliğinde, 30 cm eninde betonarme geçmeli duvarlarla çevrili idi. Bu koruganlar taşınabilir idi. Bu beton koruganlar kurşun geçirmezdi. Beton koruganlar, yatay atışlara karşı % 100 emindir.
2- Düşey havan taarruzlarına karşıda garnizonun ortasında, elektronik İnterceptor top, tüm roket mermilerini düşmeden yakalayıp, havada imha ederdi. Çünkü Saddamcılar her gün 3-4 tane roket saldırısı yapar ve bize içeri girmemiz için alarm verilirdi.
Bu dizayn Amerikan Ordusu Corps of Engineers ve Hulliburton firmalarınca yapılmıştır. Her iki firma dünyanın 1 ve 2 numaralı mühendislik firmalarıdır. Bilahare bu dizayn bizim petrol kamplarında ve sivil kuruluşlarda da uyarlanmıştır. İlaveten duvarların etrafı hendeklerle çevrilmiş, 4 köşesine nöbetçi kulübeleri dikilmiştir. Türkiye’nin yaptığı karakol dizaynı son derece sofistike ve inşaatı güç, muhtemelen pahalıdır. Yapımı çok zaman almaktadır. Prefabrik koruganlar dışarıda dökülüp hızla monte edilebilir.
Aşırı insan zayiatı ve karakolların savunmasız durumu bizi utandırmaktadır. Korunmasız binlerce evladımızı boş yere şehit etmektedir. Amerikan ve İngiliz işgal kuvvetleri Irak’ta 8 yıl içinde tek tük ölü vermişlerdir. Sadece Bağdat’ta intihar bombacılarına karşı toplamda 1000 ölü...
Öte yandan birliklerin hareketi bizim gibi ölüme açık tenteli arabalarda değil zırhlı arbalarda yapılmakta; araçların önüne 10 metre uzunluğunda mayın tarayıcılar takılmaktadır. Bu araçların kolayca temin edileceğini sanıyorum.
Karakolların yapımına müteahhitlerin isteksiz olduğu haberi üzücüdür. Eskiden müteahhit mi vardı? Ordu istihkam takımları inşaatları kendi yapardı. Bizde de ordu kendisi yapmalıdır. Orduda mühendisi, işçisi, iş makineleri mevcuttur. Amerikan Ordusu Corps of Engineers-(İstihkam Kolordusu) bu tip işleri kendisi yapmaktadır. Tüm sınırın Türkiye tarafından 1954 yılında mayınlandığı bir Suriye’ye karşı, sınırdaki mayınlar temizlenmeden nasıl bir askeri hareket yapılacaktır? Mayınları temizlemek için, ordu müteahhit mi arayacaktır? Mayın temizlemeyi ordu yapar. Nitekim Basra petrol sahasındaki Saddam Hüseyin’in döşediği 3 milyon mayını, gerektiği kadar, Irak ordu birlikleri temizlemekte ve kuyuların açılması için BP’ye teslim etmektedirler. Bilindiği gibi geçen yıllarda, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi işinden, Ordu beklenmedik şekilde sarfı nazar edip, az kalsın 3 milyar dolara bir Belçika firmasına ihale edecekti!”

Biliyor musunuz

LDP Genel Başkanı Cem Toker’in ‘piyasa ekonomisini ve çalışma haklarını’ savunduklarından ötürü “Halk arasında ‘korsan’ olarak adlandırılan ama büyük de bir talep duyulan Alternatif Ulaşımcılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyeleriyle dayanışma içindeyiz” dediğini...
ANTAKYA’nın Yeşilpınar beldesinde 9. Defne
Kültür ve Sanat Festivali’nin, ‘acı, can sıkıcı ve kasvetli günlere’ (25-26 ağustos) rastlaması nedeniyle barış çığlığını büyütmek amacıyla ‘Kardeş kanına hayır’ etkinliklerine dönüştürüldüğünü (yesilpinaretkinlik@gmail.com)...

Hacettepe Cerrahpaşa ve Çapa krizde!

Çıkmazın nedeni Prof. Akdağ

EKONOMİK Koordinasyon Kurulu’nun üniversite hastanelerini rahatlatmak için bazı kararlar alacağı söyleniyor.
Bu önlemin fazlaca bir etkisinin olmayacağının bilinmesi gerekmektedir. Üniversite hastanelerinde asıl problem, gelir ve giderler arasındaki açıktır. Üniversite hastanelerinin gelir-gider dengesinin bozulmasının baş sorumlusu, maalesef Sayın Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın bazı konulardaki artık umutsuz vaka haline gelmiş yanlışları ve bu yanlışlardaki ısrarını inatla sürdürmesidir.
Üniversite hastaneleri, ne kadar destek verilirse verilsin çıkmazdan kurtulamıyor. Önce çıkmaza girdi. Şimdi de Cerrahpaşa ve Çapa ciddi ekonomik sıkıntıda görünüyor, Hacettepe ve ödemelerini yapamıyor.
Sayın Sağlık Bakanı’nın yanlışı, üniversite hastanelerini düz devlet hastanelerine benzetme yanlışıdır.
Üniversite hastaneleri düz devlet hastaneleriyle yarışamazlar. Arkada kalırlar ve açık verirler.
Çözüm, SGK üzerinden üniversite hastanelerine daha fazla ödeme yaptırmak değildir. Bu zaten kısmi olarak yapılmaktadır. Ancak çözüm olmuyor. Çünkü SGK, bu yükleri taşıyamaz. Sayın Sağlık Bakanı’nın her gideri SGK’ya yükleten politikaları nedeniyle, SGK’nın neredeyse canı çıkmaktadır. Tek çözüm, halkın da katkısıdır.
Üniversite hastanelerinin ekonomik çıkmazı mevcut politikalarla çözülemez. Yeni bir politika gereklidir. Bu politika da Sayın Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın politikası değildir. Çıkmazın nedeni zaten o politikadır.
Dr. Paşa GÖKTAŞ

Evcilleşiyorum

12 Eylülcüler Türkiye’yi ehlileştirmek amacıyla ülkeye Türk-İslam sentezini dayattılar, başarılı oldular da. Başta sendikacılar, sosyal demokratlar, solcular ehlileştirildi. Ne var ki Türk-İslam sentezine karşılık ortaya çıkan Kürt-İslam sentezcileri, PKK, El-Kaide, Hizbullah vb. bırakın ehlileşmeyi ‘gem‘i azıya’ aldılar.
ABD’de çıkan basın organları Türkiye’yi ehlileştirmek isteyen TSK’nın ‘evcileştirildiğini’ yazıyor.
Güler misin, ağlar mısın?
Canım acıyor canım!
Zekai BULUÇ

Bodrum’un ‘ucubesi’

CENNET Koyu’na bakıyorum, orada bir beton ‘ucube’ yükseliyor; ama yakınına gittiğinde çok sayıda beton villa ve Mandarin Otel...
Hiç şüphe yok ki yapanlarına, izin verenlerine, inşaatçılarına büyük rant sağlamıştır ve sağlayacaktır.
Ömür kısa, torunlar da mutlu olacaklardır. Ancak daha sonra ömür bittiğinde... Bu beton ucube orada gerçek bir cennet olan o koyda ‘doğa’nın katili olarak kalacaktır. Ben sadece şunu soruyorum, bu imar izinleri nasıl veriliyor? Bu topraklar nasıl bu kadar sahipsiz, isteyen her istediği yeri bir ‘ucube’ haline getirebilir mi? Ben çok üzülüyorum.
(Dileriz, Kuruçeşme Arena arazisini de satın alan Astaş Holding, oraya bir beton blok değil de, (‘Ucube’ hiç olmasın) uluslararası yarışma ile belirlenecek bir proje, açık hava konseri verilebilecek fonksiyonlara sahip bir yapı yapar... Ne dersiniz!)
Belgin DOLAY

X