"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

TRT hatıratı

ROBOCOP gibi olmuşum; uzaktan kumanda, kolumun bir uzantısı haline gelmiş. Bir yandan belgesel kanallarında artık kabak tadı veren ‘Mühendislik harikaları... Mucizevi barajlar...

Oha dedirten motosikletler’ gibi programlara söyleniyorum (İstiyorum ki; iri kediler avlansın sürekli, onları seyredeyim), bir yandan kalkıp film koymaya üşeniyorum...

Şuursuz akış sırasında beynim bir ara uyarı yolluyor: ‘Usta, göz bir abukluk yapmadıysa, Bir Başka Gece logosu algıladım ben...’

Hemen TRT1’e dönüyorum. Bir Başka Gece geçmiş ama artık çooook eskide kalmış birtakım görüntüler akıp duruyor... Müzeyyen Senar’la Nilüfer düet yapıyor, Nesrin Topkapı göbek atıyor... Sonra bir yazı beliriyor ekranda: TRT 37 yaşında!

Her sene TRT’nin yaş günü duyurularında ‘Vay be! O kadar olmuş ha!’ derim.

Fakat bu sene, hazırlanan nostalji dozu yüksek tutulmuş tanıtım filminin de etkisiyle TRT görüntüleri girdabına yakalandım...

Evde her gün 50’nci Yıl Marşı çalıyor. Ayağa kalkıp asker selamı veriyor ve sözleri kendimce yorumlayarak eşlik ediyorum: ‘Müjdeler var, yurdumun toplarına taşına... Geldi cumhuriyetim, geldi Nişantaşı’na...’

Ailemizin, komşularımızın, mahalle bakkalının, öğretmenimizin ve haliyle benim en büyük derdim Dr. Kimbıl’ın egavlanmadan hayatına devam edebilmesi. Bu nasıl ısrarlı bir kovalamacadır mana veremiyoruz. Ama hep kaçsın istiyoruz Kimbıl Abi...

Vurdular şerefsiz Ceyar’ı. Ama cavlağı çekecek mi çekmeyecek mi belli değil. Sülalenin en serinkanlı insanı olan dedemin bile tek konuştuğu konu bu.

Anneannemin tül perde alanında bir devrim yaparak Heidi desenli tül alması, açıklanamayan durum olarak aile gündemindeki ikinci madde.

TRT’nin ‘Çocuklara seyrettirmeyin’ uyarılı yayınlarını ilk kez Alfred Hitchcock’un ‘Kuşlar’ını seyrederek deliyorum. TRT’nin uyarısının haklı olduğunu, ne zaman karga görsem beslenme çantamı kafamın üstüne koyarak tepki vermeye başlayınca anlıyorum sonraki günlerde.

Türkiye’de herkesin tanıdığı tek bir popo var, o da Vakıf (Yanılmıyorum di mi?) dizisindeki kadının poposu. Meşhur TRT makasının nasıl olsa gözünden kaçmış. O dönemi hatırlayanların unutması mümkün değildir hálá...

Tarih 31 Aralık 1980. Nesrin Topkapı ekrana çıkan ilk dansöz. Olayın niye bu kadar büyütüldüğünü anlayabilmiş değilim, ama ben de kendimce ilgi gösterme azmindeyim olaya. ‘Kalk dansöz çıktı’ diye uyandırılıyorum, hayal meyal hatırlıyorum o mühim anı...

Henıbıl Heys ve Kid Köri’yi seviyoruz; Bonanza’nın, Kaygısızlar’ın, Görevimiz Tehlike’nin hastasıyız. Macmilyın ve Karısı, Galaktika, Uzay Yolu filan geliyor sonra. Mavi Ay’a kadar gidiyor tabii bu muhabbet. Bayabilir, o yüzden kısa keselim.

Bir kuşak, sadece bir çizgi filmin etkisiyle bir dönemi kollarını ileri geri uzatmak suretiyle konuşabildi. Bu arada ‘Hop hop hop değiş tonton’ diyerek kendini değiştirebileceğine inanan bir arkadaşım bile vardı.

Üç büyüklerin dışında bir üç büyükler listesi yapılsa ortaya şöyle bir şey çıkıyor: Nottingham Forest, Saint Etienne ve Borussia Mönchengladbach.

Bir komşunun ekranın önüne mavi, plastik bir şey koyarak, renkli televizyon elde etme çabası mahallede ‘Büyük fikir’ olarak algılanıyor. Sadece ‘Yav bunun turuncu olanı daha iyi’ diyen ayrılıkçı bir grup var. İlgilenilmiyor...

Bu kadar. Şimdi televizyonunuzu kapatabilirsiniz!
X