"Reşat Kutucular" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Reşat Kutucular" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Reşat Kutucular

Trilyon dolarlar uçuşurken

Trilyon dolarlar uçuşurken

AMERİKAN Merkez Bankası FED’in bilançosu 4 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştı ulaşacak. Buraya 800 milyar dolardan geliyor. Yani 5 yılda piyasaya 3 trilyon dolardan fazla para verdi.


Hala daha ayda 85 milyar dolarlık tahvil alımı yapıyor. Bu da bir yılda 1 trilyon dolar demek.


FED’in alım miktarını 15-20 milyar dolar azaltacağı beklentisi oluşunca gelişmekte olan piyasalara satış gelmişti. Bizde de dolar 2 TL’nin üzerine çıkmış, faizler %10’u aşmıştı.


Çarşamba günkü toplantıda sürpriz bir kararla FED, alımı azaltmayacağını açıklayınca bu kez piyasalar coştu. Döviz düştü. Faizler 9’un altına indi.


Tabii, mantıklı düşünürseniz trilyon dolarların havada uçuştuğu bir ortamda FED’in 10 milyar eksik ya da fazla vermesi neyi değiştirir ki? Efendim bu algı meselesidir denebilir. Ancak yine de bu miktarlar için böyle sert dalgalanmalar hayra alamet değil.


Piyasalar derinde psikolojik olarak gergin demek ki. Duygusallık daha baskın... Oyuncular çabuk korkup, çabuk coşabiliyor. İleri derecede para bağımlılığı gözleniyor. Küresel olarak 7-8 trilyon dolar ortalıktayken üstelik.
İleride ne bekliyorsunuz diye soracak olursanız. Bu piyasalardan her şeyi beklenir derim!

***

Küresel inovasyon endeksi

ŞAHSEN inovasyonu mal veya hizmette yapılmış bir yenilik, yenileme, açılım, farklı sonuç elde etme olarak görüyorum.


Akademik tanımı biraz yorucu: Yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet), veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.


Bugünün rekabetçi iş ikliminde inovasyon hayati öneme haiz. Büyüme hikayenizin devam edebilmesi için inovasyonda başarı yakalamanız şart.


Geçenlerde 142 ülkede yapılmış olan çok kapsamlı inovasyon araştırması sonuçları açıklandı. İsviçre’nin birinci, Yemen’in sonuncu olduğu listede biz 68’inci sırada yer aldık. Şaşılacak bir şey değil.


Pek çok kritere bağlı bir değerlendirme yapılmış. Biz dengesiz bir ülkeyiz. Bu net. Bazı açılardan ilk 30’dayız bazı açılardan son 30’da.


Örneğin; basın özgürlüğünde 123’üncü sıradayız. Sürpriz mi? Hayır...


Buna karşılık araştırmacılar konusunda 41’inci, yerel rekabette 15’inci sıradayız. İşçi verimliliğinde 6’ncı.


Ne zaman şöyle dengeli olarak 40’lı, 30’lu sıralara yerleşeceğiz acaba.

***

Ona aday buna aday

FORMULA 1’i alalım. Çok iyi tanıtım olur. Aldık. Nereye? İstanbul’a tabii. Olmadı, seyirci gelmedi, iade edelim. Edelim.


İzmir’e EXPO’yu alalım. UNIVERSIADE’ı yapmıştı İzmir. Çok yatırım gelir. Kent uçar. 2015 olmadı. 2020’yi alalım.


2020’de olimpiyat da var. İstanbul aday olsun. Olsun, yakışır. Daha önce 4 kez aday oldu gerçi, ama bu sefer olur belki.


Olimpiyatlar olmadı, Avrupa futbol şampiyonasının final maçı olsun.


EXPO 2020 de olmazsa... Tekrar Akdeniz Oyunları’na döneriz olmadı. Ya da “1. Türk ve Müslüman Ülkeleri Olimpiyatları”nı İzmir’de yaparız. Projeler bitmez bizde.

Uzun vadeli planlamaktan ziyade “ne modaysa onu düzenleyelim” kafasıyla ortaya çıkan tablo bu.


Kaça patladı acaba, bütün bu denemeler? Önemli değil, ama değil mi? Bu da bir nevi tanıtım! İyi de oluyor. Heyecan yaratıyor.


Peki doping skandalları, UEFA cezaları üzerinden gelen olumsuzlukları silebilir mi, bu adaylık histerisi? O biraz zor işte!


Formula 1 olmasa bile otomobil sporlarında bir kıpırtı olsaydı bari. O da olmadı. Ülkede olimpik ruh karşılık bulmaya başlasaydı. Öyle bir şey hissediyor musunuz?


EXPO konusuna ise hiç girmeyeyim. 2020’yi İzmir’e verirlerse endişe duyacağım. Bir sorun olmalı ki, İzmir’e verdiler diye!

***


Profesyonellik

Trilyon dolarlar uçuşurken

REAL MADRID maçını bu kez televizyondan izledim. Tuhaf bir maçtı. Alınacak çok ders, yazılabilecek çok şey var.


Örneğin; yapılan hataların benzerleri bir önceki Antalya maçında da yapılmıştı. Hatta ondan önceki maçlarda da... Bu seviyede yapınca affetmiyorlar. Haddini bildiriyorlar.


Çünkü, karşı takımda gerçek profesyoneller var. İş ahlakı yüksek futbolcular. Kazanmaya odaklı oyuncular bunlar.


Ronaldo’ya bakıyorsunuz. Adam iki gün önce kulüple yeni sözleşme imzalamış. Aylık € 1 milyondan fazla kazanacak. 2018’e kadar. Bankada herhalde € 100 milyon parası da vardır.


Maç 5-1 olmuş ve son dakikalar geliyor artık. 2 gol atmış. Görevini yapmış. Topu alıyor, iştah aynı iştah. İki kişiyi çalımlayıp üçüncü golünü atıyor. Çocuk gibi seviniyor üzerine.


Böyle bir profesyonel olduğu için o kadar para alıyor işte. Başka türlü bir iş yapma biçimi mümkün değil onun için.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI