"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Tren notları

Geçen hafta Hürriyet Treni ile Erzincan’dan Kars’a uzun bir yolculuk yaptım. Tabii Hürriyet Treni ekibi için bu hayli kısa bir güzergah sayılır, zira kendileri 10 Haziran’a kadar yollardalar.

Treni www.hurriyettreni.org adresinden takip etmenizi ve şehrinize geldiği zaman gidip ve bir merhaba demenizi öneririm.
Hatta derim ki, önce Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK)’ın deprem simülasyon vagonuna uğrayın. Belki daha önce pek de kıymet vermediğiniz lakin hayatınızı kurtaracak bilgiler edineceksiniz.
Mesela, depremden kurtulmak için depreme dayanıklı, sağlam evlerde oturmanın yeterli olmadığını biliyor musunuz?
Peki ya dolapların, sabit olmayan eşyaların yaratacağı tehlikeyi ve bunlardan korunma yöntemlerini? Ben söyleyeyim.
Bilmiyorsunuz. Hatta bilmemekle birlikte önemsemiyorsunuz. (www. koeri.boun.edu.tr ve www.dask.com.tr adreslerine muhakkak göz atın.)
Trende, her ilde “Muhtarlarla aile içi şiddet çalışması” yapılıyor.
Ben Erzincan’dakine katıldım. Özetle deneyimimin “manidar” olduğunu söyleyeyim sadece. Şiddet, şiddetin çeşitleri ve bu eğitimle öğrendiklerimi önümüzdeki günlerde detaylı olarak anlatacağım. (Ha, tabii vagonumuz sadece muhtarlara değil, herkese açık.)
Haklı kadın Platformu, her ilde (varsa) milletvekili adaylarıyla buluşuyor. “Her konuda, her koşulda eşitlik” diyoruz, sesimizi yükseltiyoruz.
Bu arada, trendeki Aile İçi Şiddet Eğitimi deneyiminde bizzat neye şahit oldum biliyor musunuz? Şehirler değişse de, bulunduğunuz yer bir şehir ya da bir köy olsa da fark etmez.
Erkeklerin kadınlardan beklentileri değişmiyor. Hayat, erkeklerin kafasında “erkeklerin yapacakları” ve “kadınların yapacakları” olarak net bir çizgiyle ayrılmış durumda.
İşte bu yüzden Haklı Kadın Platformu’nun işi hayli zor. Çünkü, erkeğiyle-kadınıyla, ayrımcılık her bireyin aklının derinliklerine sinmiş bir kere... Bunu bulup çıkarma, eşit koşullar yaratma peşinde...

Tabya dediğiniz, bir ahır!

Erzincan’dan sonra dönmeden önce son durağım Kars’tı. Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş ile olan sohbetimize doğal olarak “Ucube” hakimdi. Bozkuş, belediye olarak önceliklerinin, Kars’ın temel sorunlarını çözmek olduğunu söylüyor.
Yani yol, çarpık yapılaşma, kanalizasyon sorunu gibi meselelerden bahsediyor. İnsanların günlük hayatını doğrudan etkileyen yaşamsal birtakım sorunları çözmeden şehrin kültür-sanat faaliyeti ihtiyaçlara geçmenin doğru olmadığını savunuyor.
“Artık film festivali niçin yok” diyorsanız, yanıtı bu.
Şimdi hal böyleyken insan, yapım maliyeti bir yana, yıkımı da hayli masraflı olan İnsanlık Anıtı’nı düşünmeden edemiyor. Madem kültür-sanat lüks, madem belediyenin sinemaya ayıracak bütçesi yok, heykele de ayıracak bütçesi olmamalı değil mi?
Bu sorunun yanıtını merak ediyor, “Madem şehrin çok temel sorunları var, heykelin yıkılması geç bir tarihe ertelense, buna ayrılacak bütçe şehri iyileştirmek için, halihazırda sürdürmekte olduğunuz projelere aktarılsa, daha hayırlı bir iş için kullanılmış olmaz mı?” diyorum. Tatmin edici bir yanıt alamıyorum.
Bu arada, uzaktan fotoğraflara bakınca, açıklamaları dinleyince, her şeye inanmak mümkün lakin insan hakikaten durumu yerine gidip görünce anlıyor.
Misal, heykelin yıkılma sebeplerinden biri olan tabya, lokasyon olarak “heykelin bulunduğu tepenin aşağı kısmında bulunuyor, yani hakikaten heykel tabyanın üstüne dikilmiş sayılır.
Buranın önemi ve tarihi değerinden bahsediliyor ya, gidip görseniz şaşar kalırsınız. O çok mühim tabya, bildiğiniz ahır niyetine kullanılan bir yere dönmüş, her yer tezek içinde. Uğruna heykel yıkılan ve duvarı çatladı diye ortalığın birbirine katıldığı tarihi mekanda manzara bu. İnsanlık Anıtı’nın yani “Ucube”nin yıkımı, Kars’ın öncelikleri ve ihtiyaçları arasında son sıralarda olmasına rağmen hızla devam ediyor.
Memleketteki metro inşaatları, geçit projeleri ve tüm “kaldırım söküp yeniden döşeme” çalışmaları “heykel yıkımı projesi” hızında olsa keşke...
Hakikaten çok makbule geçerdi.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI