Dünya Haberleri

DÜNYA

    Tren kazası olamaz

    Zeynel LÜLE
    24.08.2006 - 00:00 | Son Güncelleme: 24.08.2006 - 00:11

    Avrupa Birliği Genel Sekreteri Oğuz Demiralp, Avrupa Birliği ile müzakerelerde "tren kazasının" yaşanabileceği dönem olarak adlandırılan sonbahar dönemi öncesinde Hürriyet’e konuştu.

    Brüksel ile ilişkilerde kritik bir dönemeç olarak kabul edilen sonbahar dönemi öncesinde AB Genel Sekreteri Oğuz Demiralp, hem Türkiye’yi hem de AB’yi uyardı. Demiralp, özetle şunları söyledi:

    AVRUPA BİRLİĞİ’NE: Türkiye ile Kıbrıs arasında bir tren yolu yoktur. Dolayısıyla bir tren kazası olamaz. Bu teşbih kadar, dayandığı mantık da yanlıştır.

    TÜRKİYE’YE: Eylül ayından itibaren siyasi reform konularında, 9’uncu reform paketinin hayata geçmesi ile ilgili çalışmaların yoğunlaşmasını bekliyoruz.

    Hem Ankara’ya hem de Brüksel’e "diplomat diliyle" uyarılarda bulunan Demiralp, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Olli Rehn’in Türkiye’nin limanlarını Kıbrıslı Rumlara açmaması halinde tren kazası olabileceğine dair iddiasına da yanıt verdi. Demiralp, "Türkiye ile Kıbrıs arasında bir tren yolu yoktur. Dolayısıyla bir tren kazası olamaz. Bu teşbih kadar, teşbihin dayandığı mantık da yanlıştır. Limanlar konusu basit bir gümrük birliği konusu değildir. Olsaydı AB bu konuyu bu kadar siyasi düzeyde ele almazdı" dedi.

    Demiralp, siyasi reformlar konusundaki beklentileri hatırlattı. Brüksel’e ise Kıbrıs konusunda net bir yanıt vererek "Şunu yapmazsanız müzakereleri keseriz şeklindeki tehditlerden Türkiye’nin etkilenmesi söz konusu değildir" dedi.

    Demiralp’in dile getirdiği görüşler şu şekilde:

    ANKARA’YA REFORM UYARISI

    Eylül ayından itibaren siyasi reform konularında, 9’uncu reform paketinin hayata geçmesi ile ilgili çalışmaların yoğunlaşmasını bekliyoruz.

    * Bir aday ülkenin AB’ye katılım sürecinde en önemli konu siyasi reformların devamlılığıdır. Siyasi reformlar aslında halkımızın beklentilerine cevaptır.

    TCK’nın 301’inci maddesi ile ilgili son gelişmeler, bu konuya eylül ayında özel bir dikkat göstermemizi gerektirmektedir. Mahkemelerin ve yargının bağımsızlığına herhangi bir şekilde halel getirilmesi söz konusu olamaz.

    Ruhban okulu konusunda çözümsüzlüğü savunmuyoruz. Bulunabilecek çözüm, Türkiye’nin laik milli eğitim sisteminin dışında olamaz.

    Müzakere süreci daha komplike hale geldikçe, mali işbirliği programları geliştikçe uzman sayısında artışa gitme ihtiyacı doğmaktadır.

    Maalesef ABGS binası beş yıldır hizmette olmasına rağmen Türkiye’ye özgü nedenlerle hala inşaat müsaadesi alınamamıştır. Şu anda işlemler Çankaya belediyesindedir. Bu işlemler ne kadar çabuk biterse, ABGS’nin idari sorunları o kadar kısa zamanda çözülür.

    ELÇİ’DEN AB’YE KIBRIS UYARISI

    Biz KKTC’ye yönelik gayrı hukuki ve gayrı insani tecrit uygulamalarının kaldırılmasını ve bu çerçevede limanlar konusuna bir çözüm bulunmasını öneriyoruz. Garantör bir ülke başka türlü davranamaz. KKTC’ye zarar verecek herhangi bir adım atamaz. Dolayısıyla Türkiye’nin yapması gereken limanları açmak değil, tek taraflı olarak açmamaktır.

    Türk limanlarının Rum gemilerine açılıp açılmaması, genel Kıbrıs sorununun bir parçası olarak ortaya çıktı.

    AB meseleyi, "limanların açılmaması, ekonomik operatörlerin mallarını Türkiye’ye getirirken en tasarruflu yolu seçme imkanından mahrum bırakılması" olarak ortaya koyuyor. Basit bir ticaret hukuku sorunu olarak tarif etmesine rağmen, Türkiye’ye karşı sert söylem kullanıyor. Sorunun tarifi ile takdimi açısından büyük bir çelişki yaşıyor. Ama KKTC’ye yönelik tecridin kaldırılması taahhüdüne ise uymuyor. AB bu çelişkiyi aşmak zorunda.

    Bizce bu çelişki, Türk kültürünün önemli parçası olan adalet duygusunu yaralamaktadır. Adalet duygusuna hitap etmeyen hiçbir davranış ve kararların, kamu vicdanında destek bulması beklenmemelidir. Avrupalı dostlarımızın Kıbrıs konusunda ciddi özeleştiri yapmalarının zamanı çoktan gelmiştir.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı