Gündem Haberleri

    Travmaları ideolojikleştirmek

    Hürriyet Haber
    05.12.2009 - 12:45 | Son Güncelleme:

    'Ferec', Kürtçede 'Sabah, tan kızıllığında güneş doğmadan önce gökte görülen son parlak yıldız; karanlıktan aydınlığa geçişin arifesi' anlamına geliyor.

    Özgür ÖĞRE

    Aynı zamanda bu tanımları bana veren Reh Fuat’ın vokalisti olduğu, ilk Kürtçe metal albümü “Helîkoptêr”i yayınlayan grubun adı. “Biz de yaşadığımız karanlığın sonuna geldiğimiz inancındayız” diyor Fuat.

    Ferec, kafelerde, düğünlerde ve barlarda protest müzik ve Anadolu rock yorumları yapan 10 kişilik bir gruptan ayrılan elemanlar tarafından kurulmuş; Reh Fuat, Kaya Baratarna (gitar), Afirîş (bas) ve Zêde (davul). Hepsinin müziğe başlama noktası küçüklüklerinden bu yana gelen bağlama tutkusu. Müzikte farklı arayışlar içersinde oldukları bir dönemde bu dörtlünün eline içindeki müziğin kime ait olduğunu bilmedikleri çekme bir kaset geçmiş ve böylece metal ile tanışmışlar. “Yapmak istediğimizin bu olduğunu biliyorduk ama o albüm elimize geçmeden de bunun ne olacağını bilmiyorduk” diyor Fuat. Ama ne yazık ki bu mühim kasedi kaybettiklerinden hangi metal grubunun Ferec’in temelini attığını bugün bilemiyoruz.

    GEREKSİZ OLARAK ALGILANDIK

    İlk Kürtçe metal albümünün sahibi olarak müzik tarihine geçtiler ama ilk oldukları gibi aynı zamanda tekler mi acaba? “Metal değil ama hard rock yapan, Ermenistan kökenli bir Kürt rock topluluğu olan Koma Wetan vardı” diyor Fuat ama metalde ilkler. Metal yapıyor olmaları muhtemelen yadırganmıştır da. “Yaşamın bu kadar zorlu olduğu bir yerde yaşamın doğrudan maddi üretimine dayalı olmayan her uğraş yadırganır” diyor Fuat, ilk başlarda en kibar tabirle “gereksiz” olarak algılanmışlar.
    Bir endüstri toplumu ürünü olan metal müziğinin birey kültürünün olmadığı geleneksel bir toplum içinde var olmasının zorluğundan bahsedip devam ediyor: “Fakat biz insanlığın giderek bir topluluk olduğunu biliyoruz; bunun maddesel temellerinin Hakkâri’de olmaması aslında çok belirleyici değil.” Yaşadığımız çağda sadece yerel değil global bir gündeme de sahip olmamızın bireyselleşmeyi hızlandıracağına inanıyorlar.
    Albümün kartonetinde açılış şarkısı bir Şivan Perwer bestesi olan “Hevalno” fakat CD’de yok. Şivan Perwer’in kendisine ulaşamamışlar ve avukatları telif için çok yüksek bir bedel istemişler. “Hevalno” buna tepki olarak albümün açılış şarkısı gibi görünüyor ve konserlerde çalmakla yetiniyorlar. Helikopter’in kapağına baktığınızda çok sert bir politik içerik bekliyorsunuz, ki mevcut, fakat bu kadarla kalmıyor. Ferec’in aşk şarkıları da var.
    “Sadece siyaset yaşanmıyor buralarda; âşık da oluyoruz, kavga da ediyoruz” diyor Fuat. Şarkı sözleri isyankâr ama karamsar değiller: “çi bikin warê me hemû sotin” (ne yapalım evlerimizi hep yaktılar) satırını “tev werin warê xwe nûda xemlînîn” (gelin beraber evlerimizi yeniden süsleyelim) takip ediyor. “İyimser olmak bizim dünyaya bakışımızın en önemli parçası” diyor Fuat. “Biz umut üretmeye çalışıyoruz. Sadece itiraz etmek için haykırmıyoruz, sadece küfretmiyoruz, dünyanın iyi olabileceğine ilişkin umut da besliyoruz. Umutsuz ayakta kalmanın çok zor olduğu bir coğrafyada olmamızdan olsa gerek. Travmalarımızı ideolojileştirmek istemiyoruz.”
    Diğer yandan Ferec bir metal grubu; öfke de müziklerinin bir parçası. Çocukken oyun gibi gördükleri askeri helikopterlerin ne anlama geldiğini çok da büyümeden anlamalarının bir ürünü olan ‘Helîkoptêr’ şarkısının bir satırı da Türkçe olan sözlerine bakmak yeterli: “serleşker dike qêrî” (komutan bağırıyor) “rahat hazır ol nişan al”.

    KARDEŞLERİNİZE DÜŞMAN ETTİK, ÖZÜR DİLERİZ DENMELİ

    Fuat, Hakkâri’nin sadece doğup büyüdükleri yer olduğu için değil pek çok açıdan onlar için çok özel bir şehir olduğunu anlatıyor. Önemli Kürt edipleri yetiştirmiş olması, farklı etnik grupların ve inançların tarihten bugüne Hakkâri’de uyum içerisinde yaşamış olmaları bunun başlıca nedenlerinden. “Hoşgörü” tanımını sevmiyorlar, onlara göre bu “bir arada yaşama kültürü”. Ferec elemanları “Kürt yoktur” söyleminden bu gelinen noktayı tabii ki olumlu buluyorlar. Devletin en üst düzeydeki isimlerinin yapılan haksızlıkları, işkenceleri ve zulümleri dile getiriyor olmalarını bir özür gibi algıladıklarını söylüyor Fuat ama yeterli olmadığını da ekliyor: “Kürt düşmanı haline getirilen, militarize edilen, bizimkine paralel travmalar yaşatılan diğer Türkiye yurttaşlarından da özür dilenmesi gerekiyor. Türk halkına, 90 yıldır sizi kandırdık, kardeşlerinize düşman ettik, sizden de özür diliyoruz denmeli

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı