Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Trajik haberdeki bir cümle

    Hürriyet Haber
    02.10.2003 - 19:12 | Son Güncelleme: 02.10.2003 - 19:12

    Adana’daki piknik cinayetini siz çözebildiniz mi, kim kimin nesiymiş, kim kimi ne yapmış? Ben henüz anlayabilmiş değilim. Doğan Haber Ajansı’nın son geçtiği haberde bir cümle vardı ki, bu denli bir trajedide bile, insanın “gülümseyecek” bir şey bulabileceğinin işaretiydi.


    DHA muhabiri Yüksel Eker’in Adana’dan geçtiği “Vahşetin Yetimi” başlıklı haber şöyle başlıyordu: 

    "ADANA'daki piknik yeri vahşetinde, günahsız 2 çocuk para hırsı ve çarpık ilişkilerin kurbanı olarak trajik biçimde ölürken, öldürülenlerden Hasan Ak'ın 2 yaşındaki kızı Selenay da, babasının kaybetmenin yanısıra, annesi de tutuklandığı için ortada kaldı."

    "29 yaşındaki Hasan Ak, 6 yıl önce evlendiği Leyla ile bu evliliğinden dünyaya gelen kızı 2 yaşındaki Selenay'ı 3 yıl önce trafik kazasında kaybetti. Çok sevdiği eşi ve kızını unutamayan Hasan Ak, akrabalarının da devreye girmesiyle teyzesinin kızı 27 yaşındaki Perihan Ak ile ikinci evliliğini yaptı. Bu arada, eski komşuları 22 yaşındaki Cennet Kayan ile ilişkisi de olduğu ileri sürülen Hasan Ak, 17 Eylül'de Sarıçam Ormanı'nda piknik alanındaki vahşette Cennet Kayan ve ilişkilerini bilen 26 yaşındaki Serpil Sertbaş ile birlikte öldürüldü. Cennet'in 2 yaşındaki kızı Buse Kayan ile Serpil'in askerde olan nikahsız eşinden dünyaya getirdiği 2 yaşındaki oğlu Çağrı Yalçın da cesetlerin başında açlık ve susuzluktan yaşamını yitirdi.”

    *

    Eğer işin içinde feci şekilde ölen o iki çocuk olmasaydı, ben bu kimin eli kimin cebinde haberini biraz deşecektim.

    Türk köylerinde, bizim bilmediğimiz, bizim alışık olmadığımız ilişkiler söz konusudur. Ahlak anlayışı bizimkinden farklı olabilir, doğaldır, ama köy yerinde, tabii coğrafyasına, etnik yapısına, kültürüne göre değişen, farklı ama bir “ahlâk” vardır muhakkak. Muhakkak. 

    Şehirde de öyle. Bu da çevresine göre değişen, kiminin ahlaklı kiminin ahlaksız bulduğu ilişkiler olabilir, ama neticede bir “ahlak” anlayışı mevcuttur.

    GRİ BÖLGE Mİ FAY HATTI MI

    Halbuki, “ikisinin arasında kalmış” çevrelerde, ne köylü, ne şehirli, bazı “gri bölgeler” oluşmaktadır ki, dikkat edin bakın, kimin eli kimin cebinde, bu Adana’daki gibi, insanın başını döndüren, midesini kaldıran, o onunla yatmış, bu bundan evlilik dışı çocuk doğurmuş, o onu bununla aldatmış, enişte baldızı becermiş, senaryo yazmaya kalksanız hayal bile edemeyeceğiniz çirkin ilişkiler kurulmaktadır. Dikkat edin bakın, fuhuşa bulaşan çocuklar, sokağa atılanlar, geneleve satılan kadınlar, çarpık ve karmaşık ilişkiler, korkunç cinayetler... hep bu “şehirde ama şehirli olmayan” coğrafyada, “köylü ama artık tam da köylü değil de şehirli ama daha şehirli olamamış” kültürde yani coğrafyanın, kültürün, ahlakın “gri bölgelerinde” cereyan etmektedir genelde. Gri bölge mi, demeliyim, toplumun fay hattı mı, bilmiyorum.

    Anladınız değil mi, etrafında dönüp dönüp, lafı tam söyleyemiyorum. İnsanları mahkum etmiş gibi olacağım. Onun için.

    *

    Yukarıdaki haber diyor ki:

    "Çok sevdiği eşi ve kızını unutamayan Hasan Ak, akrabalarının da devreye girmesiyle teyzesinin kızı 27 yaşındaki Perihan Ak ile ikinci evliliğini yaptı. Bu arada, eski komşuları 22 yaşındaki Cennet Kayan ile ilişkisi de olduğu ileri sürülen Hasan Ak...”

    Hasan Ak karısını o kadar seviyormuş ki, ölümünden bir yıl sonra başka bir kadınla evlenmiş, evli bir başka kadınla da evlilik dışı ilişkiye girmiş...

    İhtiyar kadın pat diye ölüvermiş, kocasını arkasında bırakıp gitmiş. Cenaze kaldırılmış, ihtiyar adam perişan, üzüntüden, yorgunluktan ayakta duracak hali yok. Çocukları “Anamızın ardından, babamıza da bir hal olacak” diye korkmuşlar, “Baba sen duanın sonunu bekleme, çok yoruldun bugün, üzüldün, hadi çık odana da yat” demişler, evin genç yanaşma kızı da dedenin koluna girmiş, yatırmaya çıkmış.

    Aradan bir zaman geçmiş, ihtiyardan hiç ses yok. Kızıyla oğlu merak etmişler, “Anamızın ani ölümüyle perişan oldu, bir tarafına inmesin, yaşlı adamdır...” Sessizce yukarı çıkmışlar, babalarının yatak odasının kapısından başlarını şöyle uzatmışlar ki... Aman Allah, ihtiyar dede yanaşma kızı almış koynuna, iş üstünde.

    - Baba! N’apıyorsun sen? diye bağırmalarıyla, ihtiyar adam şöyle bir doğrulmuş yerinden:
    - Aaah yavrum sorma! demiş, Ben ananızın acısından ne yaptığımı biliyor muyum!

    *

    Artık bilmiyorum, cinayete kurban giden Hasan Ak’ın ifadesi olamayacağına göre, bizim muhabire “çok sevdiği eşi ve kızını unutamadığını” kim söyledi, ya da söyletti.

    Bu ne menem bir sevgiyse...

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı