Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Trafik kazalarını azaltan tenor

    Hürriyet Haber
    05 Nisan 1998 - 00:00Son Güncelleme : 05 Nisan 1998 - 00:01

    Ama tenor, Andrea Bocelli hayatını ve yeni albümü ‘Aria’yı anlattı

    Sinyor Bocelli... Sesiniz, tek kelime ile harika... Ama gerçekte siz nesiniz? Bir tenor mu? Yoksa bir hafif müzik şarkıcısı mı?..

    - Ben iki tip müzik arasında bölünmediğimi söyleyebilirim. Ben sesini uygun şartlara göre değiştirebilen bir şarkıcıyım. Gerçekte lirik bir sese sahibim. O halde bu tür şarkıları söylemem gerek. Şunu hatırlatmakta fayda var. Geçmişte ve günümüzde birçok tenor opera dışına taşmış hafif batı müziği şarkıları okumuşlardır. Böylece dinleyici ile doğrudan ve rahat bir iletişim kurabilmişlerdir. Örnek mi? Pavarotti. Sesini alanlara, meydanlara, parklara taşıdı... Opera binası içerisinde sıkıştırmadı, kapatmadı. Halk Pavarotti'yi, ‘‘Tosca’’ operası yanı sıra, ‘‘O solo mio’’yu da söylerken izlemek istiyor. Biz genç lirik sanatçıları da aynı yoldan gitmek zorundayız. Benim menajerim Pavarotti'nin eski eşi Adua.

    ATA BİNMEYİ SEVİYOR

    İlk kez ciddi bir opera ile sahneye çıktınız, ‘‘La Boheme’’ ile. Nasıl bir his?

    - Ben daha önce lirik şarkılarla Stockholm'de sahneye çıkmıştım. Kanada'da konserler vermiştim. Opera benim ilk gözağrım.

    Size birileri yardım ediyor mu?

    - Görme özürlü olmakla zaten insan yalnız oluyor. Ama herkesin bir yaşama türü vardır. Benimkisi karanlıkta. Ama kendim ve etrafımla kusursuz bir uyumla yaşıyorum. İnsana önce kendisi yardım ediyor. Sonra etrafından destek geliyor.

    Siz mesleğinizden daha çok sporla ilgileniyorsunuz. At biniyorsunuz.

    - Ben çiftliklerde büyüdüm. 12 yaşıma dek görüyordum. Üç yaşından beri at binerim. Haram var. Ata karanlıkta binmek beni korkutmuyor. Tam tersine, uzun ince bir yolda dörtnala koşarken, ‘‘adeta’’ yürürken sakinliği tadıyorum. İlham alıyorum.

    Ya sahnede? Sahnede yalnızlık sizi ürkütüyor mu?

    - İtiraf etmeliyim ki, sahnede heyecanlanıyorum, korkuyorum... At binmeye benzemiyor.

    Ya kadınlardan?

    - Küçüklüğümde çok utangaçtım. Ama sonra bunu yenmeyi başardım.

    Eşinizle nasıl tanıştınız?

    - Ciahhi'de bir konserime gelmiş. Ben piyano çalıyordum. Çalış şeklimi beğendiğini söyledi. Sesi çok sıcaktı. 17 yaşındaymış. Ertesi gün yine geldi, 1993'te evlendik. Şimdi iki çocuğumuz var. Karımı çok ama çok seviyorum.

    Şöhretiniz aile yaşamınızı düzensizliğe itti mi?

    - Doğrusu insanın özel hayatı pek kalmıyor. İster istemez biraz para harcayıp özel uçakla seyahat etmek, hotel yerine saraylar kiralamakla bunu biraz engelleyebiliyorum.

    Avrupa'da U2, Spice Girls, John Miles arasına listelerde adını yazdırmak nasıl bir his?

    - Hafif müzik benim için bir oyun... Listeler ve klasik sanat aynı yolda. Paralel gidemez. Ama bu şarkılarla şimdilik ben kendime bir yol çizdim. Beni heyecanlandıran bir yol. Konserlerden ciddi operalara geçmek. İki ayrı platformda başarıya ulaşmak, heyecanlanmak, heyecanlandırmak duygusunu yaşamak oloğanüstü.

    Albümlerinizde hep napoliten eserler var.

    - Ben Toskano bölgesindenim, ama kendimi hep Napoli'de doğması gereken biriymiş gibi görürüm. Onların artistik, sıcakkanlılığı ve özverileri hoşuma gidiyor.

    Madem bu kadar müzikle içli dışlıydınız, niçin hukuktan mezun oldunuz?

    - Müzik aslında benim boş zamanları değerlendirme aracımdı. 7 yaşında piyano çalmaya başladım. Sonra kanto çalıştım. Çünkü gerçek konum lirik operaydı. Ama bu demek değil ki müziği ikinci plana attım...

    1994'te San Remo Şarkı Festivali'nde birincilik kazandınız.

    - Her zaman söylerim. Birincilik Giorgia'nın hakkıydı. Belki özürlü olduğum için tercih edildim. Ama en güzel şarkı Giorgia'nındı.

    Bu bir alçakgönüllülük mü?

    - Alçakgönüllülük aydınlığın bir kuralı. Alçakgönüllü olmayan aptaldır. Ben birinci, Giorgia yedinci oldu. Benim on mislim plak sattı. Benim yüreğim ağzımda. O zaman hissettiğimi söylerim.

    San Remo sizin için bir oyun olduysa, ciddisi hangisiydi?

    - 1994'te Macbeth'ti... İşte o benim ilk profesyonelce şöhret kapısını aralamamdı diyebilirim.

    Bocelli şöhrete ulaşmadan önceki yaşamından neyi özlüyor?

    - Çiftlik yaşamını. Toprak kokusunu, ahırdaki gübre yumuşaklığını. At binmeyi. Ne bileyim, temiz havayı özlüyorum.

    ‘‘Con te Partiro’’nun sizin yaşamınızda ne gibi bir etkisi oldu?..

    - ‘‘Con to Pertiro’’ öncelikle Belçika, Almanya, Hollanda gibi yabancı ülkelerde aylarca liste başı kaldı, arka arkaya platin plak kazandı. Aynı şarkıyı İngilizce olarak ‘‘Time to say Goodbye’’ adı ile Sarah Brightman ile birlikte söyledik. Amerika'da bile listeye girdi.

    YENİ ALBÜM AĞIR

    Ve son albümünüz ‘‘Aria...’’

    - Bu çok ağır bir çalışma. Lirik bir çalışma. Birçok sevdiğim bestecinin adı üzerinde elit aryaları... Bir araya getirdik. İddialı bir çalışma. Plak şirketim hiçbir şeyi esirgemedi.

    Tanıtım konuşmasında İngiliz, Alman ve Fransızlardan sonra doğrudan Türkiye'nin adını vererek teşekkür ettiniz.

    - Sizin geleceğinizi bana haber vermişlerdi. Bana anlatılan, İstanbul'da otomobil kullanırken beni dinleyenler daha sakin otomobil sürüyor ve daha az kaza yapıyorlarmış. Bu aklıma geldi ve beni duygulandırdı.

    Geçen yıl Türkiye'de en çok satan yabancı albümler arasında bir tenorun, Pavarotti'nin varisi olarak gösterilen Andrea Bocelli'nin ‘‘Romanza’’ albümü de vardı. Yeni albümünün tanıtım kokteylinde Türkiye'ye de teşekkür eden Bocelli, ‘‘Bana anlatılan, İstanbul'da otomobil kullanırken beni dinleyenler daha sakin otomobil sürüyor ve daha az kaza yapıyorlarmış. Bu aklıma geldi ve beni duygulandırdı’’ dedi. Yeni albümü ‘‘Aria’’ kısa bir süre sonra Türkiye'de de çıkacak olan Bocelli, Hürriyet'in sorularını yanıtladı.

    Luciano Pavorotti onun için, ‘‘İşte benim tahtıma geçecek bir tenor artık var’’ diyor.

    Enrico Caruse'lardan, Beniamino Gigli'lerden, Giuseppe Di Stefano'lardan, Mario Del Monaco'lardan sonra İtalyan lirik müziği Luciano Pavorotti'nin varisini buldu: Andrea Bocelli...

    Görme özürlü genç tenor, ‘‘U2’’ topluluğunun solisti Bono'nun yazdığı ‘‘Miserere’’ şarkısını söyleyen İtalyan pop yıldızı Zucchero ile tenor Luciano Povorotti'ye sahnede eşlik ederek aslında pop müzikle kendisini tanıtmış oldu.

    San Remo Şarkı Festivali'ne katılarak 1994 yılında birinci olan Andrea Bocelli, daha sonra lirik-hafif müzik türü arasında birçok çalışması oldu... ‘‘Bocelli’’ ve ‘‘Viaggio in İtalia’’ iki platin plak kazanan ünü bugünlerde zirveye ulaşan Andrea Bocelli, ‘‘Romanza’’ ile de altın plağı aldı.

    Zucchero ve Pavorotti'nin dışında ilk gerçek single'ı ‘‘Con to Partire’’ ile inanılmaz bir başarı kazanan Bocelli, daha sonra bu şarkıyı Sarah Brightman ile ‘‘Time to say Goodbye’’ adı altında söylemiş ve Belçika, Hollanda, Almanya'da platin plak kazanmıştı. İlk kez bir operada ‘‘La boheme’’de sahneye çıkan Andrea Bocelli geçenlerde Bologna'da muhteşem bir geceyle tamamen lirik şarkılardan oluşan ‘‘Aria’’ (Arya) adlı albümünü tanıttı. Türkiye dahil 24 ülkede birden satışa çıkarılacak yeni albümünde Andrea Bocelli, Verdi'nin, Puccini'nin, Giordano'nun, Bellini'nin, Leoncavalle'nun, Bizet'nin, Denizetti'nin, Massenet'in, Ponchinelli'nin, Strauss'un, Cile'nın eserlerini okuyor.

    Andrea Bocelli, bu arada 19 Nisan'da Washington'da ABD Başkanı Bill Clinton ve First Lady Hillary Clinton için Kennedy Center'da yaşamının en ciddi ve zor konserini verecek. Bocelli daha sonra Meksika'da Placido Domingo ve soprano Cecilia Bartelli ile birlikte sahneye çıktıktan sonra Avrupa turnesine başlayacak.

    Andrea Bocelli ile Bologna'da görüştük.






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı