Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Trabzon'un hızına yetişemiyor

Yemeği hızlı yemeye, hızlı konuşmaya horonukolbastıyı hızlı oynamaya alışkın olan kentin insanlarına Bross’un oynatmaya çalıştığı futbol heyecan vermiyor.

TRABZONSPOR yıllardır istenen başarıyı yakalayamıyor. Eski günlerini mumla aratıyor. Futbol aşkıyla yanıp tutuşan şehir şampiyonluk hasretini dindireceği günü bekliyor. Bunun reçetesi belli. Akıllı yönetim şekli, doğru transfer ve öze dönmek. Bordo mavili camia niçin bu halde? Başarı niçin artık mazide kaldı? Geçen sezona uzanalım ve o günden bugüne Trabzonspor’da neler oldu bir bakalım...
Güneş, Aybaba ve Eriksson
Ersun Yanal’ın istifasının ardından yönetimin aklına ilk gelen isim Seul’ü çalıştıran Şenol Güneş oldu. Ama Seul’den gelen olumsuz cevap yönetimi zor durumda bıraktı. Ardından Samet Aybaba ismi tepki çekti. Yaşananlar üzerine yönetim Genel Kurul kararı aldı.
Kulübün önde gelen isimleri devreye girdi ve Başkan Sadri Şener tekrar adaylık için ikna edildi.
Aybaba’ya gösterilen tepki neticesinde yönetim yabancı hocada kesin kararlıydı. Önce Swen Goran Erikkson ile anlaşmaya varıldı ama sonunda Belçikalı Hugo Broos ile el sıkışıldığı duyuruldu. Beklentileri üst düzeyde olan camiada bu isim pek sıcak karşılanmasa da Samet Aybaba’dan daha kariyerli olduğu için ona gösterilen tepki Belçikalı hocaya gösterilmedi.
Broos’un yardımcılığına Metin Diyadin getirildi ve Ünal Karaman da sportif direktörlük koltuğuna oturtuldu. Federasyon’daki görevinden ayrılan Metin Kazancıoğlu’nun da kulüpte göreve başlaması takdir topladı. Ancak tüm bu yaşananlar taraftarın ilgisinin takımdan uzaklaşmasına neden oldu. Bunun en somut örneği de satışa çıkarılan kombinelere gösterilen ilginin azlığıydı. Taraftarın yeni sezondan beklentileri pek iç açıcı değildi.

80 yaşındaki nine bile bu takımdan şikayetçi

TÜRK futbolunu yakından tanımayan Bross’un, hedefleri ve beklentileri büyük olan Trabzonspor’a sağlayacağı uyum süreci ve oynatacağı futbol merak konusuydu. İlk hafta deplasmandaki Sivasspor galibiyeti camiayı heyecanlardırsa da peşpeşe gelen puan kayıpları ve Avrupa’ya erken veda, camiada umutların erken kaybolmasına neden oldu.
Yemeği hızlı yemeye, hızlı konuşmaya, horonu, kolbastıyı hızlı oynamaya alışkın olan kentin insanlarına, Bross’un oynatmaya çalıştığı futbol heyecan vermedi. Kıbrıs’ta yaşayan 80 yaşındaki fanatik Trabzonsporlu nine bile gönül verdiği takımının futbolundan şikayetçiydi. Heyecanın erken kaybolmasıyla Bross, tartışmaların odağındaki ilk isim oldu.
Tercih onun ama...
Sistem ve futbolcu tercihleri hocanın takdiridir. Uyum süreci içerisinde bu konularda hocaya müdahil olunması ya da eleştirilmesi pek doğru bir yaklaşım olmayabilir. Ancak, bir hocanın bilmesi gereken en önemli şeylerden birisi de elindeki futbolcuların kulüplerin en önemli mal varlıkları olduğu ve bunların ticari değerleridir.
Alanzinho, maliyet açısından Trabzonspor’un en değerli futbolcularından biridir. Hoca olarak sisteminizde böyle bir futbolcuya yer olmayabilir ya da herhangi bir nedenden bu futbolcuyu oynatmak istemeyebilir. Bu teknik adamın tercihidir. Ama, futbolcunun ticari değerini korumak da aynı zamanda hocanın bir başka görevidir.
Bu futbolcuyla alakalı olarak bugüne kadar yapmış olduğu uygulamalarla Bross, bu konunun çok uzağında olduğunu göstermiştir.

İbrahima Yattara sırttaki kambur

GEÇEN sezon Katar’a transferi gündeme gelen Yattara, kulübün sırtında ciddi bir kamburdur. 4 milyon lirayı bulan yıllık maliyetli Gineli, sezon basından beri bir türlü geçmek bilmeyen sakatlığıyla da tartışılan isim olmayı sürdürüyor. Futbol bilgisi ve tekniğine herkesin hayran olduğu bu yıldız, takımın ona en fazla ihtiyacı olduğu günlerde ortalarda yok.  Şüphesiz bu haliyle vitrinden uzaklaşan bir futbolcunun ticari değerini de kaybettiği su götürmez bir gerçek. Hangi yönüyle bakılırsa bakılsın maddi açıdan karşılığı alınamayan bir yatırım, yanlış yatırımdır.
90 milyon liraya ulaşan borç yükü, futbolcuların alacaklarının zamanında ödenmemesine neden olmakta, özellikle yabancıların bunu fırsat bilerek  FIFA’ya başvurmaları, takım içi disiplini bozmakta ve büyük sıkıntı yaratmaktadır.

Üç büyüklerin politikasıyla olmaz

YILLARDIR uygulanan politikalar şunu göstermiştir. Trabzonspor’un Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın uyguladığı politikaları uygulayarak Süper Lig’de başarılı olma şansı yoktur.
Trabzonspor kendi sistemini yaratmak zorundadır. Gelirleri bu takımlara karşı son derece sınırlıdır. Üç büyüklerin sistemini uygulama çabaları Trabzonspor’u borç batağının içine itmekten öteye gitmez ve başarı beklemek hayal olur.
Alt yapıdan son 12 yıldır, ilk 11’de banko oynayabilecek tek bir futbolcu yetiştiremeyen Trabzon’da 80 amatör ve 7 profesyonel takımın mevcut potansiyelinden gerektiği gibi yararlanamayan yönetim, gelir gider dengesini oluşturmaktan uzak bir bütçeyle hareket ettiği sürece bordo mavililer için şampiyonluk hayal olur.
Anadolu’ya gidin
Trabzonspor kendi özkaynaklarını kullanarak, ancak çok ihtiyacı olan mevkilere uygun maliyetli, kente ve takıma uyum sağlayabilecek oyuncular transfer ederek yola çıkmak zorundadır.
Brezilya’ya futbolcu izlemek için adam gönderileceğine, Anadolu’nun çeşitli kentlerine gönderilsin. Uyanık olunsun, genç yetenekler üç büyüklerden daha önce keşfedilip bordo mavili renklere daha ucuz maliyetle kazandırılsın. Bu, Trabzonspor için çok mu zor?..

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI