Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Toprağın bol olsun santiago

STALİN’in ceberut mirasına Sovyetler tanklarla konuyor, önce 1956’da Budapeşte işgaliyle. Dünya sosyalistleri pek kondurmak istemiyor. On iki yıl sonra 1968’de Sovyet tankları bu kez Prag sokaklarını kana buladığında, takke artık düşmüş bulunuyor.

Sosyalizmin özgürlük kalesinde çok büyük gedik açılıyor. Bütün bir hayatın hep birlikte değişeceğine duyulan inanç dünyada bir anda sarsılıyor. Dünyanın ünlü filozofları, aydınları kendi ülkelerindeki komünist parti üyeliklerinden birer birer çekiliyor. Avrupa’da yeni arayışlar başlıyor.
Santiago Carillo işte tam bu sırada ortaya çıkıyor. İtalyan Berlinguer ile el ele vererek Avrupa Komünizmi tezi ile sol arenada sahne alıyor. Sovyet baskısına karşı çıkan ilk teorik, sonradan pratiğe dönüşen ve Avrupa Solunda hızla yayılan hareketi ateşliyor.
Demokratik sosyalizmle özdeş bir hareket. Sağlığa, eğitime, sosyal, hukuk devletine eşit mesafede, ama özgürce ve bireyin haklarını devlete ezdirmeden.
Sovyet komünizmine, o totaliter baskıya reddiye çıkartarak, Rusya’dan ülkesi İspanya’ya dönüşü Avrupa Komünizmi için dönemeç. İspanya’da hem İspanya Komünist Partisi’nin yasallaşmasını sağlıyor, hem de Franco faşizmini çökerterek, İspanya’yı demokratik kulvara çeken Cumhuriyet’in kuruluşunda pay sahibi oluyor.
Dünya kapitalizmi bir kaç on yılını bu kez Carillo’nun Avrupa Komünizmi kabusundan kurtarmaya çabalıyor. Yine de Sovyet korkusuna son verdiği için şükrediyor. Sosyalizmin tarihinde ve kabuk değiştirmesinde, katılın veya katılmayın, en büyük damgalardan birini Santiago vuruyor.
Üç gün önce Santiago 97 yaşında hayata veda ediyor. Kral Juan Carlos anında başsağlığı ziyaretine gidiyor. Dünya TV’leri ve yazılı basın Santiago Carillo’nun kimliğine ve ölümüne büyük yer ayırıyor.
Bizde tek haber yayınlanmıyor. Kafasını kuma gömmüş, dünyadan kopmuş, terör ve magazin haberleri arasına sıkışmış bir toplumdan bu kadar.
Toprağın bol olsun Santiago.

Gündem

TV’yi açıyorum.
Teröre üç şehit Beytüşşebap’ta. Savcı şehit Ovacık’ta. Hapishanede yangın Ardahan’da. Mayın patlıyor, iki şehit Hakkari’de. Polisler taranıyor, dokuz şehit Bingöl’de. İzinden dönen askerlere pusu, on şehit Elazığ-Bingöl karayolunda. Karakol komutanı şehit Muş’ta.
O gün terörü atlatmışsak, dokuz ölü trafik kazasında Konya’da. Sel basıyor Isparta’da. Çatı uçuyor Muğla’da.
Çivisi çıkıyor ülkenin, Türkiye’de.

Hayatımızın dökümü

“Büyüdük, büyüyoruz” efsanesine inancımız tam perçinleşmişken, yeni gelir bölüşümü araştırması ile son bütçe rakamları açıklanıyor. Açıklamanın ayrıntıları ile rakamların açılımı bize hayatımızın dökümünü veriyor.
-43.6 milyon insanımız iki günde bir et, tavuk ya da balık yiyebiliyor.
-25.6 milyon insanımız evinde yeteri kadar ısınamıyor.
-58.1 insanımız eski mobilyalarını değiştiremiyor.
-25.9 insanımız kendine yeni giysi alamıyor.
-62.9 milyon insanımız bir hafta tatil yapamıyor.
-48.9 milyon insanımız ay sonunu ucu ucuna getirebiliyor.
-61 milyon insanımız konut masraflarını karşılayamıyor.
-41.7 milyon insanımız borçlarından yakınıyor.
75 milyon insanımız hep birlikte, “Allah bu iktidarı başımızdan eksik etmesin” diye dua ediyor.

CHP’deki Oslo

MİT elemanlarının PKK temsilcileriyle Oslo’da buluşmalarının dumanı hala tütüyor. CHP sözcüsü Haluk Koç’un elindeki Oslo görüşmelerine ilişkin mektuplar, yazılar AKP iktidarının PKK’ya belli sözler verdiğini gösteriyor. Koç, AKP’den hesap soruyor.
Derken CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Koç’un eleştirilerinin tam tersine “PKK silah bırakacaksa, Oslo görüşmeleri devam etmelidir” diyor.
Hem genelde, hem CHP içinde bu iki faklı yaklaşımdan çıkartılacak ahlak dersleri
var:
-Bu kadar ciddi bir olayın kamu oyu ile paylaşılmadan önce parti yönetiminde mutlaka tartışılmış olması gerek. Öyle değilse, garip bir yanlışlık.
-Tartışıldığı halde, ortaya iki farklı görüş çıkıyorsa, yine garip.
-Önemli olan Kılıçdar-oğlu’nun tavrı. Oslo’ya koşullu destek veriyor. Kılıçdaroğlu doğru yapıyor. Dünyadaki örnekleri gibi, bizde de, PKK ile görüşmeyi sürdürmek gerek.
Kılıçdaroğlu bir başka doğru daha yapıyor.  Adnan Menderes’in kabrini ziyaret ediyor.

X