"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Toplu bir eğlence ayininin ortasında

Şu anda bu satırları yazarken oteldeki odamın içine muhteşem bir şekilde akan gürültünün haddi hesabı yok.

Hayır, pencereler kapalı. Ama dışarısı bağrış kıyamet, asla fayda etmiyor.
Son ses bir DJ müziği...
İnsanların zaman zaman toplu halde attıkları en tizinden coşku çığlıkları...
Bitmek bilmiyor. Dün gece yarısından beri böyle.
Üstelik eğlencenin/gürültünün dozu giderek artıyor.
Toplu bir kendinden geçme/kopma hali...
Peki neredeyim ben? Amsterdam’da.
Kraliçe’nin her yıl 30 Nisan’da kutlanan doğum günü şenliklerinde.

YAŞASIN ESNEK MONARŞİ!

Kraliçe dediysem şimdiki Kraliçe Beatrix’in doğum gününü değil, annesi Juliana’nın doğum gününü kutluyorlar.
Aslında Kraliçe Juliana da 30 Nisan’da filan doğmamış.
31 Ocak doğumluymuş!
Ama kışın çok soğuk olur ve dışarıda eğlenemeyiz diye 30 Nisan’da kutlamaya karar vermişler Kraliçe’nin doğum gününü! (yaşasın esnek monarşi!)
O gün bugündür geleneksel bir delilik hali işte Hollanda ağzıyla “Koninginnedag”, yani “Queen’s Day.”
Öyle ki tüm Avrupa’yı kendine çekiyor. İngilizi, İtalyanı, Almanı, İspanyolu, hatta Türk’ü; bu toplu eğlenceye dahil olmak üzere her yıl Amsterdam’a akıyor.

KANALA İLK KİM DÜŞECEK

Ama ne akmak! Az önce dışarıda dört-beş saat süren koca bir tur attım. Sadece meydanlar ve ana caddeler değil, ara sokaklar bile hınca hınç insan doluydu.
Herkesin üzerinde bugünü temsilen turuncu bir aksesuvar ya da en basitinden bir tişört, ellerde birer içki, her köşe başında farklı bir müzik...
En çok kanalda tekne kiralayanlar eğleniyor ama.
Sabahtan akşama kadar tekne üzerinde zıp zıp zıplayanları seyretmek, “acaba kanala hangisi düşecek?” diye bahse tutuşmak, bu toplu eğlence ayinini yerinde görmek iyi hoş, ama bir süre sonra -ne yalan söylemeli- bu şenlik hali iç bayıyor.
Eminim yıllardır bu geleneksel güne alışmış Hollandalı için “Queen’s Day” şöyle bir hissiyata da sebep oluyordur:
“Bugün bütün Avrupalı apaçi kalabalığı şehre akıyor, hiç dışarı çıkmayıp evde DVD keyfi yapsak daha iyi.”
Hani ben yıllarca burada yaşasam, gerçekten dışarı çıkmazdım “Queen’s Day”de.

IVIR ZIVIR SATIŞI

Bu arada Queen’s Day’in en ilginç yanı, isteyen herkesin kullanmadığı ıvır zıvırını sokağa serdiği örtüler üzerinde sergilemek suretiyle üç-beş Euro’ya satabilmesi...
Vergisiz/sualsiz...

ÇÖP YIĞINI, İDRAR DERELERİ

İnsan bir yandan düşünmeden edemiyor tabii.
Bu kadar kalabalık (bir milyonluk şehir nüfusu bu özel gün sebebiyle iki milyonu buluyormuş) İstanbul sokaklarında toplansa ne olurdu diye...
“Olan olurdu” diyelim, geçelim.
Fazla düşünmeye gerek var mı?
Bol alkollü Queen’s Day boyunca burada olan tek fena şey ise şu: Sokaklar ve kanalların bir süre sonra pet/bira şişesi çöplüğüne dönüşmesi.
Bir de oraya buraya yapılan tekinsiz işemeler sonucu küçük idrar derelerinin oluşması!
Yoksa kimseyi kimseyi taciz etmiyor. Gasp etmiyor. Üstelik polislerin pek ortalıkta gözükmemesine rağmen...

GECE DEVAMI VAR...

Evet, an itibariyle ortalık çöpten geçilmiyor, ama insanların hiçbir şey ama hiçbir şey umrunda değil.
Kopma halindeler. Daha bunun gecesi var üstelik.
Akşam sekiz itibariyle açık havada müzik yapmak yasak olduğu için bu kez barlara/kulüplere akacak sokaktaki turuncu yığın.
Monarşi masalı eşliğinde toplu eğlenceye devam yani... Ne diyeyim, doğum gününüz kutlu olsun Kraliçe!

X