Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Toplamı sıfır olmayan oyun

<B>‘‘OYUN Kuramı’’</B> (Game Theory) hakkında zaman zaman yazılar yazıyorum. Hatta bu alanın büyük ustalarından <B>Nash'</B>in ölümü vesilesiyle, üç yazılık bir seri makale kaleme almıştım.

Daha önce işlediğim konuları tekrar etmekten mümkün mertebe kaçıyorum. Ekonomik meseleleri kavrayabilmek için, bilinmesinin, daha doğrusu bilincine varılmasının şart olduğuna inandığım, ‘‘toplamı sıfır olmayan oyun’’ kavramını bir kez daha dikkatinize sunmak istiyorum. Sonra ‘‘batan bankalardan hortumlanan paraları, patronlarından söke söke alalım’’ ifadesini irdeleyeceğim.

* * *

İnsanlar, hayatı bir yandan yaşar, bir yandan da gözlemler. İçinde yaşadıkları bu karmaşık (karışık değil) düzenin ‘‘nasıl işlediğini’’ çözmeye çalışır. Bulunduğu konumda elde ettiği, sınırlı sayıdaki bireysel gözlemlerinden bazı çıkarımlar yapar. Bunları çevresiyle paylaşır. Paylaştığı kişiler de onun gibidir. Onlar da, toplumsal düzenin işleyiş kurallarını zihinlerinde resmederken, filozofik düşünmez, bireysel gözlemlerini ve atalarının deneyimlerini kullanır. Böylece, toplum düzeninin, bireyler ve sosyal kümeler açısından ‘‘ortak görünüşü’’ ortaya çıkar. Mesela, ‘‘gemisini kurtaran kaptandır’’, ‘‘ben kimsenin hakkını yemedim, ama benim çok hakkımı yediler’’, ‘‘Allah, devlete zeval vermesin’’ veya ‘‘devlet gölge etmesin başka ihsan istemem’’ gibi kalıp cümleler, kültürün yapı taşları olur. Bu kalıpların, iktisadi hayatı hatalı kavramak bakımından en önemlisi ‘‘madem ki birileri kaybetmiştir, öyleyse birileri kazanmıştır’’ şeklinde ifadesini bulan ‘‘iş hayatı, toplamı sıfır olan bir oyundur’’ paradigmasıdır.

Toplamı sıfır olan oyun demek, belli bir oyundaki oyuncuların kazanç ve kayıplarının toplamının sıfır olması demektir. Mesela, bir arkadaşınızla ‘‘yarın borsa yükselecek’’ diye yüz lirasına iddiaya girseniz, borsa yükselse de düşse de biriniz 100 lira kaybedecek, diğeriniz 100 lira kazanacaktır. Böylece, siz ve sizinle iddiaya giren arkadaşınız ‘‘toplamı sıfır olan’’ bir oyun oynamış olursunuz.

* * *

Enflasyon düzeltmesi yapılmamış kanuni muhasebe kayıtlarına göre, 2000 yılında Türkiye'de faaliyette bulunan 79 bankadan 19'u, toplam 7 milyar dolar zarar etmiş, 60'ı, toplam 3 milyar dolar kár etmiş, neticede bankacılık sektörü 4 milyar dolar zarar etmiş. Şimdi bu bilgiyi ‘‘toplamı sıfır olan oyun’’ mantığıyla ele alırsak, şöyle bir sonuca varırız: Zarardaki bankalar 7 milyar dolar zarar ettiğine göre, birileri 7 milyar dolar kár etmiştir. Kısaca birilerinin (mesela banka sahiplerinin) cebine 7 milyar dolar girmiştir. Kárlı bankalar, 3 milyar kár ettiğine göre, birileri 3 milyar dolar zarar etmiştir. Neticede sektör 4 milyar dolar zarar etmiş olduğuna göre, birileri bu işlerden 4 milyar dolar kazanmıştır. İşte bu çıkarım yanlıştır. Çünkü, iktisadi hayatta kárlarla zararların toplamı sıfır değildir. İktisat, temelde ‘‘toplamı sıfır olmayan bir oyun’’dur. Yani herkesin kazanıp herkesin kaybettiği, kısmen veya tamamen kaybettiği haller de vardır.

* * *

Hele hele böyle bir hatalı kabulden kalkarak, banka patronlarının ümüğü sıkılırsa, onlar da haksız olarak ceplerine attıkları 7 milyar doları kusar, diye düşünmek gaflettir. Şüphe yok ki, batan bankaların patronlarının haksız olarak ceplerine hortumladıkları paralar, onlardan geri alınmalıdır. Ama şurası bilinsin ki, maalesef bu paraların çoğu yanmış bitmiş kül olmuştur. Külfeti, bağıra bağıra halk çekecektir. Çünkü, iş hayatında zarar, çoğu zaman heba olan ‘‘ulusal kaynak’’ demektir.

SON SÖZ: Firmaları kár eden ülke, zenginleşir.
X