Gündem Haberleri

    "Toplama kamplarına izin yok"

    Hürriyet Haber
    31.05.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Gazze Özgürlük Filosu baskınının kurbanları, baskının yıldönümünde, Mavi Marmara gemisinde düzenlenen bir basın toplantısında anıldı. Uluslararası Gazze Özgürlük Filosu Koalisyonu adına açıklama yapan Gazze’ye Yunan Gemisi Hareketi Koordinatörü Vangelis Pisias, “Hiç kimsenin bu denizlerde açık hapishaneler ve toplama kampları kurmasına izin vermeyeceğiz” dedi. Pisias, İsrail’in filoya müdahale etmemesi için başta Birleşmiş Milletler ve katılımcıların hükümetleri olmak üzere uluslararası kamuoyunun kendilerine destek vermesini istedi.

    Dünyanın dört köşesinden, geçen yıl bu zamanlarda düzenlenen Gazze Özgürlük Filosu’na katılan aktivistler, bugün Mavi Marmara’da bir araya geldi. Toplantıda konuşan İHH temsilcisi Hüseyin Oruç, “Bugün yanımızda olan dostlarımız o gün de elleri kelepçeli halde burada tutsaktılar. Bir sene önce dokuz kardeşimiz burada şehit edilmişti” dedi.

     

    Geçen seneyi unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını ifade eden Oruç, geçen yıl 6 organizatör kurumla 38 milletten insanın Gazze’ye gittiğini, bu yıl ise 22 kurumla 100 ülkeden 1500 kadar gönüllünün filoya katılacağını vurguladı. Oruç, bu akşam saat 21:30'da Taksim'de düzenlenecek törenle, kayıpların bir kez daha kez anılacağını belirtti.

     

    BASKININ YILDÖNÜMÜNDE AKTİVİSTLER MAVİ MARMARA'DA TOPLANDI / FOTO GALERİ

     

    "TOPLAMA KAMPLARINA İZİN VERMEYECEĞİZ"

    Sevin TURANhurriyet.com.tr

    Gazze’ye Yunan Gemisi Hareketi Koordinatörü Pisias ise toplantıda yaptığı konuşmada, yanında getirdiği 4000 yıllık bir Girit gemisinin maketini Oruç’a hediye ederek, “Bu gemi Ege’de ve Akdeniz’de 5000 yıldan fazla süre özgür bir biçimde yolculuk ediyor olmamızın sembolüdür. Bugünden sonra da hiç kimsenin bu denizlerde açık hapishaneler ve toplama kampları kurmasına izin vermeyeceğiz. Gazze sahilleri özgür olmalıdır, bunun için yola çıkıyoruz” dedi.

     

    Filoya, İspanya, Fransa, Yunanistan, İtalya ve İrlanda’nın yanı sıra ABD ve Kanada’dan toplam 15 gemi katılacağı, Türkiye’yi ise Mavi Marmara’nın temsil edeceği ifade edildi.

     

    Filoya katılacak gemilerin 20 gün sonra Akdeniz’in çeşitli limanlarından yola çıkacağını ifade eden Pisias, “Bu filo aynı zamanda insanların bütün sorunlarını barışçıl yollarla çözebileceğinin bir sembolüdür. Dolayısıyla, onlarca ülkeden insanla özellikle de Türk kardeşlerimizle birlikte yola çıkacak olmaktan onur ve gurur duyuyoruz” dedi.

     

    AİLELER HALA ADALET BEKLİYOR

    Koalisyona katılan 22 örgütün ortak açıklamasını da kamuoyuyla paylaşan Pisias, uluslararası kamuoyundaki kınamalara ve BM soruşturmasının İsrail’i suçlu bulan kararına rağmen İsrail’in henüz sorumlu tutulmadığını, Mavi Marmara kurbanlarının ailelerinin hala adalet beklediğini, milyonlarca Filistinlinin ise hala insan haklarına saygı gösterilmesini talep ettiğini söyledi.

     

    Mısır’ın Refah Sınır Kapısı’nı açmasının memnuniyetle karşıladıklarını ancak İsrail’in yasadışı ablukasının hala sürdüğünü belirten Pisias, “İsrail hala Filistinlilerin sahillerini kullanmalarını engelliyor ve malların Gazze’ye giriş çıkışını sınırlandırıyor. Dolayısıyla biz de ablukayı delme girişimlerimizi sürdürüyoruz” dedi.

     

    Pisias açıklamaya şöyle devam etti: “Bütün devletlere, Birleşmiş Milletler’e ve uluslararası kurumlara eylemlerimizi desteklemeleri ve İsrail’den gemilerimize saldırmaktan kaçınmasını talep etmeleri çağrısında bulunuyoruz” dedi

     

    "TUNUS HALKINA RESMİ MERCİLERİ KULLAN DEDİK Mİ?"

    Gazze’ye gönderilecek malların İsrail’in denetimindeki resmi kanallar üzerinden teslim edilmesi çağrılarını reddettiklerini de ifade eden Pisias, “Tunus ve Mısır halklarına sorunlarını çözmek için Mübarek ve Bin Ali hükümetlerinin resmi mercilerine başvurmaları çağrısı yaptık mı?” diye sordu.

     

    İsrail’in Türk filosunu Ankara hükümeti destekli bir girişim olarak göstermek istediğine de dikkat çeken Pisias, Türk hükümetinin vatandaşlarının haklarını korumasının ve hukukun üstünlüğünü savunmasının kendilerini yüreklendirdiğini belirtti.

     

    Pisias, Özgürlük Filosu’nun uluslararası bir sivil toplum girişimi olduğunu vurgulayarak, “Biz İsrail’in Filistin halkını sömürmeye devam etmesine karşı sessiz kalmayı reddeden dünyanın her yerinden insanları temsil ediyoruz ve İsrail’in şiddetinin bizi caydırmasına izin vermeyi reddediyoruz” dedi.

     

    Pisias, sözlerini filo katılımcılarının hükümetlerine, İsrail’in filoya saldırmasını önlemek için ellerinden geleni yapmaları çağrısıyla sonlandırdı.

     

    KORKU DA VAR KARARLILIK DA

    Toplantı sonrası Hurriyet.com.tr’nin sorularını yanıtlayan aktivistler, korksalar da yola çıkmaya kararlı olduklarını ifade etti.

     

    İsrail kabinesinin Arap milletvekillerinden Muhammed Zeydan, “Bu yıl filoya daha da büyük bir grupla katılacağız. Dünyanın dört bir tarafından insanlar gelirken biz nasıl katılmayız? Biz İsrail’in zulmünden daha güçlüyüz” dedi.

     

    Aynı zamanda İsrail’de yaşayan Filistinlilerin temsilcisi olan Zeydan, geçen yılki filonun ardından, “İsrail askerlerini tehdit etmek, İsrail devletini tehdit etmek, İsrail’in düşmanlarıyla işbirliği yapmak ve silah bulundurmak” suçlamalarıyla tutuklanmış ve hakkında 15 yıl hapis istemiyle dava açılmıştı.

     

    “İsrail vatandaşı olmamıza rağmen, İsrail’in adaleti sayesinde değil, Türk hükümetinin duruşuyla oradan çıkarıldık” diyen Zeydan, Türk hükümetine teşekkür etti. Zeydan dava dosyalarının halen kapanmadığını da sözlerine ekledi.

     

    Zeydan, “Korkuyor musunuz?” sorusuna yanıt olarak ikinci filo açıklandığı zaman İsrail kabinesinin, gemileri ilk seferinde olduğu gibi durdurma kararı aldığını hatırlatarak “Biz korku duvarını yıktık” dedi ancak “İsraillilerin bir aptallık yapmayacağını umduklarını” da dile getirdi.

     

    "OBAMA'YA KENDİ DİLİYLE MEYDAN OKUYORUZ"

    ABD’li aktivist Ann Wright ise “Genç erkekler ve silahları bir araya getirdiğinizde, ne kadar eğitilmiş olurlarsa olsunlar korkmanız doğaldır” dedi.

     

    Geçmişte, 29 yıl boyunca ABD ordusunda görev yapan, ardından 16 yıl boyunca da ABD Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan ve Afganistan, Moğolistan, Sierra Leone ve Mikronezya’da büyükelçi yardımcılığı yapan Wright, 2003 yılında Bush yönetiminin politikalarına daha fazla dayanamadığını ve istifa ettiğini söyledi.

     

    Gazze’ye ABD Gemisi Hareketi olarak Obama yönetimiyle bağlantı kurduklarını, kendilerine bütün ABD vatandaşları için geçerli bir Gazze’ye seyahat uyarısı olduğunun hatırlatıldığını belirten Wright, “Biz de onlara, ‘Biz orada ne yaşandığını biliyoruz, siz gitmediniz ama biz oraya gittik. O topraklarda şiddetin sebebi İsrail ve ABD’nin İsrail’e sattığı silahlardır” dedi.

     

    ABD'nin gemisinin adının ABD Başkanı Barack Obama'nın kitabının da ismi olan "The Audacity of Hope" olduğunun hatırlatılması üzerine Wright, "Başkan'a kendi kitabının adıyla meydan okuyoruz. Obama'nın bundan hoşlandığını pek zannetmiyorum ama umuyorum yakında hem İsrail hem de ABD'de Filistin halkına çektirdiklerinin farkına varacak" dedi.

     

    YOLCULARA "PASİF DİRENİŞ" EĞİTİMİ VERİLECEK

    Son olarak konuştuğumuz İsveçli Yahudi aktivist Dror Feiler, şiddet için değil, insani bir mesaj vermek için ve dayanışma için yola çıktıklarını belirtti. Bütün yolcuları şiddete şiddetsizlikle yanıt verme teknikleri konusunda eğiteceklerini belirten Feiler, saldırıya uğramaları durumunda “pasif direniş” sergileyeceklerini söyledi.

     

    Bunun bütün gemiler için geçerli olacağını ifade eden Feiler, farklı uluslardan katılımcıların farklı gemilerde karışık bir biçimde yola çıkacağını ifade ederek, "İsrail kötü gemiler ve iyi gemiler diye bir resim çizmek isteyecektir. Biz gemilerde farklı uluslardan yolcuları bir araya getirerek bütün gemilerin iyi olduğunu göstermek istiyoruz" dedi.

     

    Gazze’ye İsveç’e Gemisi hareketinin sözcüsü olan Feiler, geçen yılki filoya katıldığı için doğum yeri olan İsrail’e girişinin yasaklandığını, bir yıldır annesini göremediğini belirtti.

     

    Yunanistan ve İsveç’ten çıkan kargo gemilerinde toplam 600-700 ton çimento ve kanalizasyon altyapı malzemesi gibi ürünler götüreceklerini ifade eden Feiler, bunun asıl öneminin sembolik olduğunun altını çizdi.

     

    “İsrail’in yıktığını yapmak için 20-30 bin ton çimentoya ihtiyacınız var. Biz sadece 700 ton götürebiliyoruz. Elbette anlamı sembolik, ama bu çimentonun işe yarayacağına da şüphe yok. Dahası bunu bir kere başarabilirsek, insanlar yapılabileceğini görecek ve umuyorum bunu devam ettireceklerdir” diyen Feiler, İsveç hükümetiyle yaptıkları görüşmelerde kendilerine "gitmemelerinin söylenmediğini" belirtti.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı