Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Toplam kalite yönetimi anlayışı

Geçtiğimiz hafta, Yenimahalle Belediyesine ait Nazım Hikmet Kültür Merkezinde, Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü Toplam Kalite Ödül töreni yapıldı.

Yöneticiler, öğretmenler ve davetliler katıldı bu törene.
Dereceye giren okullara ödülleri verildi.
Toplam Kalite, bir anlayış, bir felsefe, bir yönetim ve yaşama standardıdır.
Okullardaki yansıması ise, eğitim ortamlarının tertip, düzen ve temizliğinden; öğrenci, öğretmen ilişkilerinin düzeyine; yönetimin kişilere gösterdiği duyarlığa kadar bir çok başlığı kapsamaktadır.
Ankara eğitimin her alanında öne çıkan bir kent.
Bu yıl Ankara’daki 2255 okuldan 709’u, “bu yarışta ben de varım” diyerek sürece dahil oldu.
Bir okulun beyaz bayrak alması, beslenme dostu okul seçilmesi, toplam kaliteye müracaat etmesi çok önemlidir.
Okulun, standartlarına güvenmesidir.
Yönetim anlayışına, ekibine, öğretmenlerine değer vermesi ve kurumsallığına inanmasıdır.
Hem ekip, hem de kurum kategorilerinde Ankara, son üç yıldır Türkiye’nin ilk üçü içinde yer alıyor.
Okullarımız bu yarışta öne çıkmak için harıl harıl çalışıyorlar.
Ankara’nın okulları, teker teker yıldızlaşıyor.

Eş, hayatın anlamıdır.
Hayat ırmağı coşarak sele dönüştüğünde, birbirimizin eline tutunarak boğulmayız.
Sert kayalara, devrilmiş ağaçlara çarpmayız.
Aslında eş, aşkın kardeşidir.
Tutunur, sarılır, kucaklaşır, ayakta kalırız.
Başkalarının üstümüze devirdikleri göklere, birlikte direk olur, altında kalmayız.
Ezilmeyiz.
Yorulmayız.
Eşimizle direniriz.
Ayakta kalışımızı, başka nedenlere bağlarsak, yanılırız.
Hayatın kıvrımlarında yürüyor olmanın tek gücü, eşimizdir.
Çocuklarımızın, en yakınlarımızın, akrabalarımızın yükünü de; işimizin, aşımızın yükünü de eşimizle taşırız.
Yorulunca da, birlikte dinleniriz eşimizle.
Akşam olup da, sırlarımızla baş başa kalınca, içimizde birikmiş ne kadar ağırlığımız varsa, hepsini, hiçbir sansür uygulamadan eşimize aktarabiliyorsak, dünyanın en güçlü insanıyız demektir.
En usta terapist, eştir.
En vefalı yoldaş, çıkarsız, hilesiz, yalın dost, eştir.
Başarılarımızdan rahatsız olmak şöyle dursun; başarılarımızı kendi başarısı sayan; aklını aklımıza katarak, başarılarımızla gurur duyan, eştir.
Eş, bu dünyanın cennetidir.

 
KELEBEK GİBİ YAŞAMAK

“kelebek,
birbirini gören iki tepe arasında,
bir tek gün yaşadı.
kelebek gibi yaşadı,
uzun yaşadı bizden.”

Bu dizeleri, “Kelebeklerin Dansı” adlı şiirimden aldım.
Kelebekleri yakından inceleme fırsatı bulanlar bilirler, ömürleri oldukça kısadır.
Birkaç gün yaşayanları da vardır.
Bu birkaç gün o kadar kıymetlidir ki onlar için, çoğu zaman beslenmeye bile vakit ayıramazlar.
Bir günümüze bakalım.
Kaç saati verimli geçti.
Yaşam doyumumuza ne kadar katkı sağladık.
Kendimiz için, ailemiz için, insanlar için neler yaptık bir günde.
Zamana dost olamamış ve bir kelebek kadar zamanı algılayamamışsak, boşluktayız demektir.
Önemli olan yaşamak değil, kelebekler gibi özgürlüğe uçmak, özgürlüğü aramak, özgürlüğün ulaşılmazlığı yolunda olmaktır.
Önemli olan içimizdeki boşluğu doldurmaktır.
Önemli olan, ruhumuzu inciten, kalbimizi kıran, bizi “mahkûm” eden ne kadar neden varsa; özgürlüğümüze vurulmuş ne kadar zincir varsa, tamamının üstesinden gelmek için çaba sarf etmektir.
Kimseden yardım beklemeden, kimseyi küçümsemeden, kimseden korkmadan, kimseyi dışlamadan, içindeki sesin peşinden gitmektir önemli olan.
Hayatın tek amacı vardır.
Bu amacı yakalamaktır önemli olan.
Hayatın amacına doğru giden yolda, karşımıza çıkanlar, ezmeye çalışanlar, ayağımıza çelme takanlar, düşürenler, acıtanlar, yüreğimizi kanatanlar olacaktır.
Bunlar normaldir.
Özgürlük öyle bir duygudur ki, herkesi içine alabilir.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI