Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Topkapı Sarayı’nda Ortaylı bilmecesi

    Sefa KAPLAN
    04 Ocak 2011 - 00:00Son Güncelleme : 03 Ocak 2011 - 23:45

    Topkapı Sarayı’na müze müdürü olarak atanan Yusuf Benli, ilk demecinde Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın görevinin ‘misafirleri ağırlamak’ olduğunu söyledi. Artık bütün yetkilerin kendisinde olduğunu vurgulayan Benli, müzenin iyi yönetilmediğini de iddia etti. Prof. Ortaylı ise “Ben bu üslupla konuşan birisi ile muhatap olmam” dedi.

    HAFTA sonu Zaman Gazetesi’nin ekinde ‘Topkapı Sarayı’nın çiçeği burnunda müdürü’ sıfatıyla Yusuf Benli ile yapılmış bir söyleşi yayımlandı. ‘Sarayla ilgili her konunun tek hukuki yetkilisi’ olduğunu vurgulayan Benli, 9 Ağustos’ta Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü’ne geldiğini, Prof. İlber Ortaylı’nın ise artık misafirleri ağırlayacağını söylüyordu. Benli, muhabirin, “İlber Bey gidebilir mi” sorusunu ise “Zaman zaman yorulduğunu söylüyor ama onu kendisi bilir. Sormak da bize yakışmaz” diye cevaplıyordu. Kendisinden önce tek yetkili olan Prof. İlber Ortaylı’nın Topkapı Sarayı Müzesi’ni kötü yönettiğini, hatta ‘Saray’ın damarlarının tıkanmasına yol açtığını’ iddia eden Yusuf Benli, “Artık öyle bir şey yok. Onlar geçmişte kaldı” diye sürdürüyordu sözlerini.
    ‘Misafir ağırlamak da
    çok önemlidir’
    İstanbul İl Kültür Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili ise Prof. İlber Ortaylı’ya karşı nezaketsizlik yapmaya kimsenin hakkı olmadığını belirterek şunları söyledi:
    “Yusuf Benli’nin ‘Müze Müdürü’ sıfatıyla yaptığı açıklamalar nezaketten uzak bir üslûp taşıyor. Benli’nin ‘misafir ağırlama’ diye küçümsediği iş son derece önemlidir. Topkapı Sarayı veya Ayasofya gibi yerlerde misafir ağırlamak, dünyanın en önemli diplomatik işlerinden birisidir. Bunun için uluslararası tecrübe, geniş bir kültür ve dil bilgisi gerekir. Dolayısıyla bu öyle küçümsenecek ‘lokum mu akide şekeri mi’ esprisiyle geçiştirilemeyecek bir iştir.”
    Genel Müdür’den
    henüz yanıt yok
    Prof. İlber Ortaylı’ya, bu görevlendirmenin kendisinin durumunu belirsizleştirip belirsizleştirmediğini, bunun bir görevden alma anlamına gelip gelmediğini sorduk. Prof. Ortaylı, konunun muhatabının Tabiat Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü olduğunu, ondan bilgi alabileceğimizi söyledi. Biz de bunun üzerine Tabiat Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü’yü aradık. Toplantıdaymış. Asistanına durumu ve aciliyetini anlatıp beklemeye başladık. Haberi sayfaya gönderdiğimizde hâlâ bekliyorduk.

    PROF. İLBER ORTAYLI

    Görevimin başındayım

    YUSUF Benli’nin Ortaylı’nın müzeyi kötü yönettiğine dair açıklamaları üzerine Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı aradık. Ortaylı, Yusuf Benli’yi hiç görmediğini ve muhatap almayı da düşünmediğini belirterek şunları söyledi: “Ben görevimin başındayım. Görevim de sadece misafir ağırlamak değil. Kraliçe İkinci Elizabeth’i veya bir başka ülke liderini Saray’da ağırlamak mühim bir meseledir. Ama daha önemlisi, bürokraside bir terbiye, bir üslup vardır. Kaliteli bürokratlar nasıl konuşulacağını, nasıl oturup kalkılacağını bilir. Bu arkadaşın bunlardan haberi yok. Ben böyle insanlarla muhatap olmam.”

    TOPKAPI SARAYI MÜDÜRÜ YUSUF BENLİ

    ‘İlber Bey’in işi misafir ağırlamak’

    ZAMAN Gazetesi’nde Yusuf Benli ile yapılan söyleşiden bazı bölümler:
    ? Davet ve toplantılarda ‘Merhaba ben Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Yusuf Benli...’ dediğinizde insanların ilk tepkisi ne oluyor?
    Önce bir duruyor, şaşırıyor; sonra ‘İlber Bey ne oldu?’ diyorlar. Açıklıyoruz. Onun başkan vekili, bizimse müze müdürü olduğumuzu anlatıyoruz.
    ? Tek yetkili siz misiniz?
    Hukukî olarak evet. 2863 sayılı yasa ve Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü İç Hizmetler Yönetmeliği çerçevesinde tüm yetki ve kararlar müze müdüründe.
    ? İlber Bey ne yapıyor?
    Misafirleri ağırlıyor.
    ? İlber Bey gidebilir mi?
    Zaman zaman yorulduğunu söylüyor ama onu kendisi bilir. Sormak da bize yakışmaz.
    ? Örneğin misafirler için ikramlık alınacak. İlber Bey lokum diyor, siz akide şekeri... Hangisi alınır?
    Akide şekeri.

    Sinema destek başvuruları

    KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen, uzun metrajlı film yapım ve yapım sonrası destek için başvuruları 14 Ocak’ta sona eriyor. Daha önce destek alan yapımcılar, geri ödemesiz desteklerde söz konusu projelerini tamamlayıp teslim etmeden, geri ödemeli desteklerde ise projelerini teslim edip geri ödemelerini tamamlamadan ikinci kez başvuruda bulunamayacaklar. ? ANKA

    İsveçli aktörün yandığı sanılıyor

    İSVEÇ sinemasının dev ismi Per Oscarsson’un evinde çıkan yangında öldüğü sanılıyor. Polis, yangından sonra evin küllerinin arasından bir kişinin kalıntısının bulunduğunu, kalıntıların 83 yaşındaki aktöre ya da 67 yaşındaki eşi Kia Ostling’e ait olabileceğini belirtti. Polis sözcüsü, ‘Hunger’ filmiyle 1966 Cannes Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Oscarsson ile eşinden geçen cuma gününden bu yana haber alınamadığını, evde yangının çıktığı cuma günü çiftin evde olduğunun sanıldığını söyledi. İsveç’in güneybatısındaki Skara kasabasının dış kesimlerinde bulunan evin tamamen yandığı, itfaiyeciler ulaştığında evin sadece bacasının kaldığı kaydedildi. Yangının sebebi henüz bilinmiyor. Aktör 100’den fazla İsveç filmi ve televizyon dizisinde rol aldı. ? A.A

    Per Oscarsson’u en son ‘Ateşle Oynayan Kız’ filminde izlemiştik. Küllerdeki cesedin Oscarsson veya eşine ait olduğu düşünülüyor.

    Efsane kansere yenildi
    1993 YILINDA “Babam İçin” (In the Name of the Father) filmindeki rolüyle en iyi yardımcı oyuncu Oscar’ına aday olan İngiliz aktör Pete Postlethwaite 64 yaşında yaşamını yitirdi. Usta aktörün eski arkadaşlarından Andrew Richardson, uzun süredir kanser tedavisi gören Postlethwaite’in İngiltere’de Shropshire’daki bir hastanede pazar günü öldüğünü açıkladı. “Jurassic Park: Kayıp Dünya” ve “Amistad” gibi filmlerinde rol alan aktör en son “Inception” filmiyle beyazperdede yer almıştı. Steven Spielberg filmlerinde rol alan aktörü “dünyanın en iyi oyuncusu” sözleriyle övmüştü. DIŞ HABERLER SERVİSİ

    Gabor’un bacağı kesilecek

    MACAR asıllı ünlü Amerikalı oyuncu Zsa Zsa Gabor’un, kangren dolayısıyla sağ bacağının dizden aşağısı kesilecek. Kangren olan bacağı kesilmezse, Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA hastanesine kaldırılan 93 yaşındaki Gabor’un hayatını kaybedebileceği belirtildi. Trafik kazasının ardından 2002’de kısmi felç geçirerek tekerlekli sandalye kullanmaya başlayan Gabor, 17 Temmuz’da yere düşmüş ve kalça kemiğini kırmıştı. Temmuzda geçirdiği kalça kemiği ameliyatı sonrası Gabor’un sağlık durumu kötüleşmişti.

    DIŞ HABERLER SERVİSİ

    Anhalt Prensesi

    EN göz alıcı aktris kategorisinde 1958’de Altın Küre’yi kazanan Gabor, evlilikleriyle gündemde oldu. Gabor 9 evliliğinden ilkini, 1937’de evlenip 1941’de boşandığı Türk siyasetçi Burhan Asaf Belge ile yaptı. Ardından Conrad Hilton ile evlenen Gabor’un bu evlilikten tek çocuğu doğdu. Gabor’un 1954’te boşandığı eşi George Sanders, ablası Magda Gabor ile evlendi. Prens Frederic von Anhalt ile 1986’dan bu yana evli olan aktris, Anhalt Prensesi unvanına da sahip.

    Devlet destekli feminist porno

    İSVEÇ’te devletin desteğiyle çekilmiş feminist içerikli porno filmi geçen perşembe günü vizyona girdi. 12 kısa porno filminden oluşan, cüretkar seks sahneleri bulunan ‘Dirty Diaries’ (Kirli Günlükler) adlı film, devletten 69 bin dolar maddi destek aldı. Yönetmen Mia Engberg AFP ajansına verdiği demeçte filmin İsveç’in ‘erkek odaklı erotizmin anavatanı’ imajını düzeltmek amacını taşıdığını söyleyerek “Porno hep erkekler için erkekler tarafından yapılıyordu” dedi. Filminin cinsiyetçiliğe ve pornografiye karşı, feminist bir film olduğunu söyleyen yönetmen “Görüntüler kâr güdüsüyle ya da erkek izleyicileri memnun etmek için yapılmadı” dedi. Feminist porno filmi bazı grupların tepkisini çekti. İsveç anti-feminist girişim blogunun yazarı iktidar partisi üyesi Beatrice Fredriksson devletin filme bütçe ayırmasına tepki gösterdi.
    Hem de anti-kapitalist
    İsveç Film Enstitüsü sözcüsü Cissi Elwin Frenkel ise “Bu sıradan bir porno değil. Kimse isteği dışında bir şey yapmıyor, herkes filmlerden kazandıkları parayı eşit olarak paylaşıyor” diye konuştu. DIŞ HABERLER

    ‘2012 tam bir felaket’

    AMERİKAN Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) bilim insanları bugüne kadar en kötü bilim-kurgu filmi olarak 800 milyon dolarlık hasılatı olan 2009 yapımı felaket filmi “2012”yi seçti. “Independence Day” (Bağımsızlık Günü) ve “The Day After Tomorrow” (Yarından Sonra) gibi yapıtlarıyla “felaket filmi” tarzının bir numarası olan Alman yönetmen Roland Emmerich’in yönettiği “2012”de, asırlar önce yaşayan Maya uygarlığının takvimi doğrultusunda 2012 yılında yaşanması beklenen kıyamet konu ediliyordu. Ancak NASA uzmanlarına göre John Cusack ve Thandie Newton’ın başrollerini paylaştığı film “bilimsel açıdan türünün en hatalı” filmi. Filmde anlatıldığı gibi nötral zerreciklerin fiziksel maddelerle etkileşime girmediğini kaydeden uzmanlar yerkürenin çekirdeğinin ısınma hızının da “abartıldığını” savundu.
    Blade Runner’a övgü
    NASA’nın eleştirdiği diğer filmleri ise Texas büyüklüğündeki bir göktaşının sondaj aletiyle parçalandığı “Armageddon”, Arnold Schwarzenegger’in birkaç saatte klonlandığı “6’ncı Gün” filmi oldu. Kurumdan övgü alan filmler ise İngiliz yönetmen Ridley Scott’ın “Blade Runner” (Bıçak Sırtı) ve “Gattaca” filmleri oldu.

     

     

     

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı