Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Topbaş: Taşımak kolay bir iş değil

    A.A.
    14.08.2006 - 18:08 | Son Güncelleme: 14.08.2006 - 18:08

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul gibi bir kentte insanları bir yerden bir yere taşıyarak kentsel dönüşümü yapmanın 10 yıl alacağını söyledi.

    Topbaş, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenen “Bütünleşik Afet Riski Yönetimi” konulu uluslararası konferansta, basın mensuplarının 17 Ağustos 1999 depreminin 7. yıldönümünde İstanbul'da depreme yönelik yapılan hazırlıklara ilişkin sorularını yanıtladı.

    Türkiye'de depreme en fazla hazırlık yapan kentin İstanbul olduğunu, bugüne kadar ciddi adımlar atıldığını ve bu adımların hala devam ettiğini dile getiren Topbaş, bugünkü sorunların doğru yerlere doğru yapıların yapılmamış olmasından kaynaklandığını söyledi.

    Topbaş, 17 Ağustos depreminin ciddi bir uyarı olduğunu, ancak olası depreme karşı kısa sürede hazırlanmanın da mümkün olmadığını ifade ederek, bugüne kadar yapılan çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi: “İstanbul'da depreme hazırlanmak için ilk adım olarak Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü kurduk. Ardından kentin jeolojik haritaları çıkartıldı, zemin etüdleri yapıldı. Şu anda 10 ilçeyi kapsayan tarama çalışmalarımız var. Zeytinburnu tamamlandı. Uygulama için yasal çalışmalar gerekiyor. Bu düzenleme, kentsel yenileme açısından bizim ufkumuzu açacak kanun olacaktır. Risk alanlarını azaltıcı tedbir alma çalışmalarımız var. Özellikle viyadük ve kavşakları güçlendirme çalışmalarının büyük bölümünü bitirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait binalardaki güçlendirmeler büyük ölçüde bitti. Ama halkın yaşadığı riskli yaşam alanlarını kentsel dönüşüm adı altında iyileştirmeye tabi tutmak için İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi ile birlikte yeni yerleşim alanlarını tespit ediyoruz.”
      
    “BİNANIZIN DEPREME DAYANIKLILIĞINI SORGULAYIN”
      
    Topbaş, bu yıl bütçeden deprem harcamalarına 220 milyon YTL ayrıldığını, bunun dışında itfaiyeyi güçlendirmek için yurt dışından  90 milyon dolar civarında destek aldıklarını ve bütün bunların ciddi rakamlar olduğunu söyledi.

    Vatandaşların aldığı binanın depreme dayanıklı olup olmadığını mutlaka sorgulaması gerektiğini, bunu da belediye aracılığıyla yapması gerektiğini dile getiren Topbaş, böylece bir otokontrol olacağını ve müteahhitlerin de sağlam binalar yapmak zorunda kalacaklarını kaydetti.

    “1 MİLYON 600 BİN BİNANIN BİRÇOĞU RİSKLİ”
      
    Topbaş, İstanbul'da 1 milyon 600 bin binanın birçoğunun risk taşıdığını, ancak herkesin “En son benim binam yıkılır. Bu inşaatı biliyorum yapılırken çok sağlam yapıldı” anlayışında olduğunu, oysa fazla demirin doğru yerde kullanılmaması halinde de binanın sağlam olamayacağını vurgulayarak, “Biz diyoruz ki, risk taşıyan bölgelerde, özellikle yoğunlaşmanın yaşanmadığı alüvyonlu yerler, vadi ve dere yataklarında yapılar çok sağlam yapılar da, kazıklama sistemiyle yapılmamışsa risk taşıyor anlamına geliyor. İstanbul'un çok büyük acılar yaşamadan deprem riskini azaltması için çok ciddi bir kaynağa ihtiyaç var. Çok ciddi bir kaynak olsa, herkes bize güvense, 'bu konuda her türlü yetkiyi size veriyoruz. İşte şu kadar da para' dese, o zaman 10 yıl içinde her şeyi yeniden yapabilirsiniz. Ancak bir taraftan hayat devam ediyor. İnsanları bir yerden bir yere taşımak çok kolay bir iş değil, büyük bir iş. İngiltere 30 hektarlık bir alanda 10 yıldan beri kentsel dönüşüm çalışması sürdürüyor, hala bitirilmiş değil. İstanbul gibi bir kentte bu işe girmek birkaç on yılı alır” dedi.
       
    "5 MİLYAR DOLAR ENDÜSTRİYEL HASAR, 200 BİN İŞSSİZ"
      
    Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandili Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik de, İstanbul depreminin yalnız konutların yıkılması, insanların ölmesi gibi yaklaşımlarla ele alındığını, ancak olası depremin sanayi ve ekonomiye etkilerinin de ele alınması gerektiğini söyledi.

    Kentteki büyük ölçekli tesislerin büyük bölümünün iyi durumda olduğunu, ancak küçük sanayinin çok kötü durumda bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Erdik, bu tür işletmelerde deprem sonrası işçilerin işe gelmelerinin mümkün olmadığını kaydetti.

    Prof. Dr. Erdik, bu tür küçük işletmelerin işletmesini kapatıp gittiğini, devletin işini kurması için kendisine kredi vermesinin de çözüm olmadığını vurguladı.

    Küçük işletmelerin çok iyi örgütlenmesi ve belli bir sigorta sisteminin işlemesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Erdik, şunları söyledi: “DASK sistemi sadece konutlar için işleyen bir sistem. Bu sistemin küçük sanayiye de entegre edilmesi ve bunların da zararlarının telafi edilmesi gerekir. Diğer türlü büyük bir deprem sonrasında meydana gelebilecek en düşük endüstriyel hasar 4-5 milyar dolar civarında olacak, 200 bine yakın insan işsiz kalacaktır. İstanbul'daki büyük bir sanayinin durması demek, bu sanayi ile birlikte tedarikçilerin de durması, işçilerin maaşlarının ve vergilerin ödenmemesi demek. Bunlar zincirleme uzun süre devam eden etkiler.”

    Prof. Dr. Erdik, İstanbul'da böyle bir şey olduğunda borsanın ne olacağını düşünmek gerektiğini, ayrıca para piyasasının bir kısmını tespit eden Kapalıçarşı'nın depremde çok başarılı bir sınav vereceğini sanmadığını belirtti.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı