"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Tom’un restoranındaki çılgın Türkler

Soğuk bir Londra gecesi. Chelsea’de bir mekandayız.

/images/100/0x0/55eaa93bf018fbb8f88e9cfa

İçerisi ağzına kadar dolu. Masaları kaldırmışlar.
Çünkü özel bir davet var.
Ama ne tuhaf ki içeride müzik sesi sıfır.
Sadece konuşma gürültüsü var.
Kokteylin sebebi, temmuzda kapılarını kapatan mekanın yenilenmiş haliyle tekrar açılmasını kutlamak.
Açılış şerefine Londra’nın önde gelen simaları/kokteyl canavarları burada...
Elbette hiçbirini tanımıyorum. Ama az ileride bizden iki etkili isim var. Hüseyin Çağlayan ve Elif Şafak.
Bir başka köşede ise İstanbul gece hayatının baş aktörlerinden Doors grubunun ortakları: Levent-Rıza Büyükuğur ve Berk Ekşioğlu.
Onların yanında ise mimar Hakan Ezer.
İyi de bu kadar Türk’ün Chelsea’deki bir restoranda buluşması tesadüf mü?
Elbette değil. Zaten bulunduğumuz mekan da sıradan bir yer değil.
Burası, michelin yıldızlı ünlü İngiliz şef Tom Aikens’ın kendi adını taşıyan restoranı.
Restoranın yeni sahipleri de İstanbul Doors grubu!
Geçen yılın mart ayında Tom Aikens Group’u bünyesine katmıştı Doors’çular.
Ve işte şimdi Tom’un Chelsea’deki en sofistike restoranlarından birini baştan aşağı yenileyip tekrar açtılar.
Açıkçası bu yenileme işine önce kuşkuyla baktım.
Çünkü biz Türkler elimize geçirdiğimiz her şeyi yeniliyoruz. Eski, orijinal haliyle bırakmayı pek sevmiyoruz.
Eski olan nedense hep tozlu, kirli olarak görülüyor.
Oysa Londra, Paris restoranlarının çoğu yıllardır aynı dekorasyona sahiptir. Değişmezler hiç.
O yüzdendir belki de İnci’nin, Emek’in aynı kalması için direnen insan sayısının bir avuç olması.
Neyse, Tom Aikens restoranın eski fotoğraflarına bakınca yapılan değişime ikna oldum diyebilirim.
Nitekim mekan 2003’te açıldığı için eski versiyonunda öyle yıllanmış bir tat yokmuş.
Tom -doğal olarak- çıkardığı yemeklere odaklanmış çünkü.
Hakan Ezer’in elinin değdiği bu yeni versiyonla Tom Aikens restoran New York mekanlarına selam çakmış.

Tom hakkında her şey

- Tom’un Londra’da başka mekanları da var. Tom’s Deli, Tom’s Terrace ve Tom’s Kitchen. Doors grubu en son saydığım Tom’s Kitchen’ı İstanbul’da da açmak istiyor. Şu anda uygun bir yer bakıyorlar.
- Tom’s Kitchen geniş kitlelere daha çok hitap edecek bir kafe-restoran. Açılışı yapılan, yanda bahsettiğim Tom’un ana mekanı Tom Aikens gibi değil. Et odaklı bir menüsü var. Tüm malzemeler çiftliklerdeki üreticilerden bizzat alınıyor. Doğal ve organik yani. Umarım İstanbul şubesinde de bu çizgi devam eder.
- Şef Tom Aikens yemekleriyle olduğu kadar özel hayatıyla da meşhur İngiltere’de. Üçüncü eşiyle evli olan Tom, aşklarıyla İngiliz gazetelerinin gündeminden düşmüyor. Düşündüm de, bizde neden bu kadar ünlü şef yok?
- En ünlü mekanları Anjelique olan Doors’çular yıllardır sessiz ve derinden, gayet kurumsal ilerliyor. Hep uzun vadeli düşünüyor ve iç pazarla yetinmiyorlar. Tom’la yollarının kesişmesi ise tesadüfler zinciri.
Ya da şöyle diyelim: Ortak sosyal ağın getirdiği bir işbirliği. Bu işbirliğinde Tom’un geçen yıl yaşadığı mali krizin de büyük etkisi var elbette.

Umarım...

- Nuri Bilge Ceylan’ın SİYAD töreninde giydiği hırka moda olmaz.
- Gülben Ergen’in twitter’da trend topic, yani en çok konuşulan listesine giren oğlu Atlas’tan sonra ikizleri de aynı listeye girmez.
- Yıldız Tilbe mavi saçlarından sonra sarışın olmaya filan kalkmaz. Nitekim mavili hali gayet yakışmış kendisine.

En son buralarda görüldüm

- Karaköy’deki BEJ’de kahvaltı ederken...
Karakolun iki adım ötesinde, üstüne camdan bir plaza kondurulmuş talihsiz Fransız Geçidi’nde yer alan Bej’in kahvaltısı gayet güzeldi, ama fazla pahalıydı bir kahvaltı için. İki kişi bir kahvaltıya 80 lira ödedik.
“Biraz ilerideki Namlı’ya gitseydin” demeyin, oradaki açık büfe kuyruğu da hiç çekilmiyor sabah sabah.
- Nişantaşı’nda-ki SARRAF’da demlenirken...
Kebapçı Venge’nin bahçesinde yer alan Sarraf, yeni açılan bir meyhane. Nişantaşı’nda doğru dürüst meyhane yoktu. Bir boşluğu doldurdular, iyi oldu.
Sarraf’ın mezeleri özenli ve leziz, bir sürü farklı ot kullanıyorlar. Çünkü mekanın sahibesi Melek Boz’un kökleri Girit’e uzanıyor. Böyle olması gayet doğal yani.

X