Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tokyo fotoğrafları

<B>BAŞBAKAN Erdoğan </B>ile ekonomiden sorumlu devlet, ulaştırma ve sağlık bakanlarının eşlerinin Japonya fotoğraflarına bakmak içimden gelmedi.

Sanırım, benim gibi milyonlarca insan da ‘Muasır medeniyetler seviyesine çıkmayı hedefleyen’ Türkiye’nin, dünya sahnesinde bu görüntülerle temsil edilmemesine karşıdır.

Çünkü Başbakan ile üç bakanın eşlerinin giyim kuşamları, çağdaş dünya kadınlarının giyim kuşamlarıyla tam bir çelişki içindedir.

Geleneksel Türk tarzı deseniz değil, Arap tarzı deseniz o da değil.

Peki nedir bu?

Hangi anlayışın öngördüğü bir giyim tarzıdır?

Ben çok ciddi olarak şunu merak ediyorum:

‘AKP içinde Milli Görüş çizgisinden gelmeyen, o anlayışın eğitiminden geçmeyen çok sayıda milletvekili ve partili var.

Acaba Tokyo’dan gelen ve gazetelerde boy boy yayınlanan o fotoğraflar, AKP içindeki bu insanları hiç mi rahatsız etmiyor?

Hele aynı günlerde yine gazetelerde boy boy yayınlanan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in zarif ve şık eşi Mihriban Aliyev’in fotoğraflarıyla kıyaslanınca...’

Denilecek ki, Başbakan’ın ve üç bakanın eşlerinin giyim kuşamı kendi tercihleridir, kimseyi ilgilendirmez.

Doğru, ilgilendirmez ama laik, demokratik, çağdaş bir ülke olan Türkiye’yi dışarda temsil etmemek koşuluyla.

* * *

Tokyo fotoğraflarıyla ilgili görüşlerim böyle...

AKP’liler ve yandaşları istedikleri kadar kızıp küfürler yağdırsınlar. Bunlar yadsıyamayacakları gerçekler.

Neyse... Bu konuyu burada noktalayalım.

Şimdi biraz da AKP’lilerin çok iddialı oldukları ‘demokrat’ kimliklerini irdeleyelim.

Ben anlayamıyorum, nasıl demokratlık bu?

Örneğin, Meclis Başkanımız 23 Nisan davetiyesinde neden eşinin adının bulunmadığını soran gazeteciye, ‘Bunun karşılığı şeyini şey ettiğimin şeyidir’ yanıtını verdi.

Doğrusu bu kadar demokrat olmak herkesin harcı değildir.

Aynı şekilde Başbakan’ın, KKTC Cumhurbaşkanı’na ‘Ne anlatacaksan Kıbrıs’ta anlat’ diyebilecek kadar nezaket kurallarını çiğnemesi de her demokratın harcı değildir.

Hoşuna gitmeyen soru sordu diye ‘Sen sarhoşsun, ağzın leş gibi içki kokuyor’ diye gazeteci azarlamak da...

Örnekler çoğaltılabilir. Bence bu kadarı yeterli.

* * *

Görüldüğü gibi ‘liberal demokratım’ veya ‘muhafazakár demokratım’ demekle ya da kendinizi öyle tanımlamakla demokrat olunmuyor.

Çünkü demokrasi bir dünya görüşüdür, bir kültürdür. Engin bir hoşgörü sahibi olmayı gerektirir.

Zaten önümüzdeki günlerde bu iktidarın ne kadar demokrat olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Kimsenin kuşkusu olmasın, Meclis’e getirecekleri yasalar için ‘Demokrasiyi eksiksiz hale getirmek amacıyla bunları çıkarmak istiyoruz’ diyecekler.

Zaten TÜBİTAK’ı da demokrasi uğruna(!) darmadağın etmediler mi?

Sırada başta üniversiteler olmak üzere öteki kurumlar var. Hele halkın hoşnutsuzlukları artmaya başlasın, o zaman Başbakan ve arkadaşlarının demokratlıklarını hep birlikte göreceğiz.

Biraz sabır lütfen.
X