Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tırpanlanan Sav değil genel sekreterlik kurumu

<b>ANKARA</b><br>ÖNCEKİ gün bu köşede yayınlanan "İstanbul’a Kemal Derviş markası" başlıklı yazımda CHP’de yeni yönetim modelini sorguladım, sürecin "Genel Sekreter Önder Sav’ın yetkilerini tırpanlama" anlamına geleceğini vurguladım. Son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Kemal Derviş’in isminin geçtiğini aktardım.

CHP Genel Sekreteri Önder Sav, dün sabah uzun ve gayet nazik bir mektup yolladı.

Köşemin imkánları dahilinde görüşlerine yer veriyorum.

* * *

Neden söz ettiğimize dair kısa bilgi:

CHP, mayıs ayında yaptığı kurultayın ardından yönetim modeli arayışına girdi. Deniz Baykal ve ekibi, genel başkan yardımcılığı sayısını 10’a çıkarmayı, genel sekreterlik kurumu yetkilerini yeniden düzenlemeyi planlıyor. Bu amaçla toplanacak kurultayın tarihi geçen haftaki MYK toplantısında görüş ayrılığı yarattı. Baykal ve ekibi toplantıda aralık ayında kurultay isterken, Önder Sav önce itiraz etti, ardından çekimser oy kullandı.

Şimdi gelelim Önder Sav’ın itirazına...

Önder Sav, mektubunda "Yetkileri tırpanlanacak Önder Sav, tüzük değişikliğini yerel seçim sonrasına bırakmaya çalışıyor" ifademe, "Makam ve yetkilerini koruma kaygısıyla çabalayan bir siyasetçi gibi algılanmama çok üzüldüm" diye karşılık veriyor. Maksadımı aştıysam ben de çok üzülürüm.

Ama Sav’ın mektubunda yer alan diğer ifadelerin benden çok Genel Başkan ve parti tabanına dönük olduğu izlenimini aldım. O yüzden yorumsuz aktarmayı tercih ediyorum.

* * *

"Deniz Baykal ve ekibi partide yeni bir örgüt modeli denemek istiyor" diyorsunuz. Parti yönetiminde Deniz Baykal karşıtı kimse yoktur ki bir ekipleşmeden söz edilebilsin. Kendi ufak bireysel siyasi çıkarı ve mevki hırsı için Sayın Deniz Baykal’ın etrafında dolaşanları kastediyorsanız onların bir ekip olamayacak kadar zafiyet içinde olduklarını da bilmenizi isterim. Benim, Sayın Baykal ile ilişkilerim hep düzeyli ve karşılıklı anlayış ölçüleri içinde olmuştur. Ben, Deniz Baykal ile dostluğu 51 yılı dolduran bir siyasetçiyim. Görüşlerine katılmadığım zamanlar da hep açıkça söylemişimdir. Söylemeye de devam ederim. Bunu Sayın Baykal da bilir, yeri geldiğinde takdirlerini ifade eder."

* * *

"Henüz Deniz Baykal’ın nasıl bir tüzük değişikliği düşündüğü etraflıca belli olmadan 7 Mayıs’ta aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştım:

1. 26-27 Nisan 2008’de yapılan bir kurultaydan sonra ’kurultay’ sözü edilmesinin uygun olmayacağını, ’Madem öyle bir düşüncemiz vardı, 10 gün önceki kurultayda niçin gündeme getirmediniz’ denileceği, ’CHP kurultaylar partisidir’ nitelemesi yapanlara haklılık kazandıracağı,

2. Henüz AKP ile ilgili kapatma davasında kararın belli olmadığı,

4. Mevcut tüzüğün düşünülebilecek çalışmalara ve yapılanmalara engel olmadığı,

5. Dikkatlerin Yerel Yönetim Seçimleri’ne çevrilmesi, ondan önce bir kurultayın yapılmasının sakıncalı olacağı, çalışmaların hızını azaltacağı..."

* * *

"Ayrıca çok önemli bir konuda yetkilerin tırpanlanması söz konusu ise Önder Sav’ın değil tüzükte tanımı yapılan ’Genel Sekreterlik’ kurumunun yetkilerinin tırpanlanmasıdır."
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI