Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

THY, pilotları hataya mı zorluyor?

<B>HEP </B>pilotaj hatası. Son olarak <B>‘‘çok benzer’’ </B>bir kaza Van'da meydana gelmişti.

Karlı ve görüş mesafesinin az olduğu bir gün, ‘‘ille de’’ inmek isteyen bir başka pilot THY'nin İstanbul-Van seferini yapan uçağını yaklaşma anında Edremit'te bir tepeye çarptırarak düşürmüştü.

O zaman da konuşulanlar bugünkünden pek farklı değildi.

Önceki akşam düşen uçak piste ‘‘metreler kala’’ yere çakılmıştı.

Van'da düşen uçak da yarım metre daha yukardan uçuyor olsa iniş takımı yere çarpmayacak ve düşmeyecekti.

THY'nin son iki kazasının ‘‘öyküleri’’ ne kadar da benzer değil mi?

Kötü hava şartları ve inmekte ısrarlı pilotlar. Peki bu pilotların yolcuların hayatlarına önem vermediklerini varsayın, ki mümkün değil, ama biz varsayalım, bunların kendi sevdikleri, eşleri, çocukları yok mu?

Var elbet..

Peki bu adamlar birer maceraperest mi?

Değil elbet. Peki bu ısrar niye?

Israrın nedeni THY'nin kuralları mı?

Konuştuğumuz pilotlar, ‘‘Pilotlar inmek için ısrarcı olmak zorunda. Çünkü yapılamayan her iniş THY'ye itiraz olarak geri dönüyor. Yolcular THY'yi suçluyor. THY de yapılmayan inişleri pilotların siciline işliyor. Yani bir anlamda inmeyen pilotun sicili bozuluyor. THY pilotları bu nedenle inmeyi sonuna kadar deniyorlar’’ diyorlar.

Bu iddia korkunç bir iddia.

Ve pilotların hava şartlarının getirdiği risklere rağmen inmeyi denemelerini ve bazen de başarısız olmalarını açıklayan bir iddia. THY, pilotlarının neden bu kadar riskli uçtuklarını bayrağını taşıdığı millete izah etmek zorundadır.

Dünyanın en iyi pilotları ile en fazla pilotaj hatası yapıyor olmak gerçekten zor bir iştir.

Hukuk Türkçesi

AŞAĞIDA yazacağım satırlar Türkiye'de hákimlik yapan bir kişinin ağzından çıkmış ve zabıt kátibi tarafından yazılmıştır. Okuyun ve ‘‘fenalık geçirin’’:

‘‘Mahkememizde bir davaya esas olmak üzere:

Ulusal yayın yapan Remzi ve Fatma'dan olma, 1968 doğumlu B.K. ile Mecit ve Elif'ten olma, 1973 doğumlu M.R'nin bilinen mesleki itibarı ile müdürlüğünüzde yayın yapıp yapmadığı ve tanındığı takdirde tebligata yarar açık adresinin etraflı bir şekilde tesbitle duruşmanın atılı bulunduğu ..... gününden evvel mahkememize bilgi verilmesi rica olunur.’’

Mahkeminin bu metninden çıkan sonuçlar şöyle:

B.K. tek başına ulusal yayın yapabiliyor.

B.K.'nın bu özelliği genetik. Ana babadan geçmiş.

Meslek itibarı ile müdürlüğümüzden yayın yapabiliyor.

Aynı durum M.R. için de geçerli.

Bu Türkçe ile bu mahkeminin alacağı kararı ve bu kararı nasıl yazacağını çok merak ediyorum doğrusu.

NOT: İsimler, kişilerin haklarının korunması amacıyla tarafımdan değiştirilmiştir.

İçerik gerekli, üslup ve bazı davetliler gereksiz!

GENELKURMAY Başkanlığı önceki akşam bir davet verdi. Kendi gazetemin haberi olmamış ve katılanlar listesine adımı koymamışlar ama ben de oradaydım.

İçeriğini okumuşsunuzdur.

Askerler ‘‘hassas’’ oldukları ve aslında ‘‘hepimizin’’ bu hassasiyeti paylaştığı konularda mesajlar verdiler.

Hem de 1. ağızdan.

Hem de ‘‘çok sert’’ bir tonda.

Umarım bu, sivil kanattan gelecek açıklamalarla polemik haline gelmez. Ben Genelkurmay Başkanı'nı içerikte haklı, üslupta sert buldum.

Bu açıklama için bir kokteyl düzenlemek ise bence ‘‘gereksiz masraf’’ olmuş.

Davetliler arasında ise basın patronları da vardı. Bazıları gelmişti, bazıları ise gelmemişti.

Fakat basın patronlarının ‘‘neye göre’’ çağrıldığını anlamadım.

Çünkü ‘‘devletin resmi belgelerinde’’ basın patronu olmayan ama basın patronu olduğu ‘‘tahmin edilen’’ bazıları da davetli listesindeydiler.

Yasalara saygılı askerlerin bu kişileri ‘‘neye dayanarak’’ çağırdıklarını anlamadım.

Açıkçası ben Genelkurmay'ın ‘‘açık açık’’ gazetecilik yapanları davet etmesini beklerdim.

‘‘Perde arkası’’ basın patronculuğu oynayanların değil.

Sıra sizde Hıncal Abi

BENİM eleştirdiğim, Hıncal Uluç'un bana destek verdiği ama bir yandan da ‘‘Ne oldu ilkelerinize’’ diye sorduğu Gözcü Gazetesi'nde yayınlanan fotoğraf Doğan Medya Grubu Yayın Konseyi'nin gündemindeydi.

Ve Konsey aldığı kararı bir yazıyla bana da iletti.

Hürriyet Gazetesi Konsey'in aldığı kararı haber yaptığı için, ben bu kararı kendi sütunuma taşıma gereği duymadım.

Sonuç olarak büyük bir hassasiyet gösterildi ve Gözcü Gazetesi'nin bu haberi ve haberi bu şekilde yapanlar kınandı.

Bildiğim kadarıyla bu bizim meslekte bir ilk ve memnuniyet verici bir gelişme.

Durum bu Sevgili Hıncal Abi.

Şimdi bir rica da benden sana. Lütfen senin içinde bulunduğun grup da ilkelerini ‘‘korkmadan’’ yayınlasın.

Ben de gerektiği zaman sana sorabileyim ‘‘Nerede ilkeleriniz’’ diye.

Olur mu Hıncal Abi?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kararsızlığın ve gecikmenin de bir bedeli olduğunu unutmadığımız zaman.
X