Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Thank you Great Britain

<B>‘</B>DANKE <B>Österreich’</B>!<br><br>Siz de benim gibi tek kelime Almanca bilmiyor olabilirsiniz ama, eminim ki yukarıdaki ifadenin <B>‘teşekkürler Avusturya’</B> anlamına geldiğini çıkartmışsınızdır.

İşte, Hırvat gazetesi ‘24 Sata’ kocca puntolar kullanarak, salı sabahı bu manşeti attı.

Yani, Zagrep ceridesi Viyana’ya duyduğu şükranı Goethe lisanında dile getirdi.

Normaldir ve ucu tamamen bize dayandığı için konunun ayrıntısına inmek istiyorum.

* * *

EFENDİM, gece cuma akşamıydı ve Avrupa ‘CNN’sinin canlı yayınında, müteveffa Yugoslavya’daki savaş canilerini yargılayan ‘Uluslararası Ceza Mahkemesi’ savcısı Carla Del Ponte’nin Zagrep dönüşü ve ayağının tozuyla düzenlediği basın toplantısını izledim.

‘Sinyora’ hukukçu açtı ağzını ve yumdu gözünü. Breh breh breh, ateş püskürüyor.

Pür hiddet, hanidir katliam sorumlusu olarak aranan ve ora ‘ulusalcılar’ı tarafından ‘milli kahraman’ addedilen General Ante Gotovina’nın hálá yakalanamadığını duyurdu.

Bırakın yardım etmeyi, Hırvatistan hükümetinin kapıları suratına çarptığını söyledi.

Sonra da, nihai raporunu pazartesi günü AB Konseyi’ne ileteceğini açıkladı.

Doğrusu, ben de şafak çok fena halde attı.

* * *

ATTI, çünkü malûm, o AB Konseyi bilhassa Türkiye’ye ilişkin hayati kararı alacak.

Ve yine malûm, Bursa’daki sağır sultan bile artık biliyor ki Avusturya ‘yah’ demeyi Hırvat şartına bağlayacak. Al gülüm, ver gülüm şantajı yapıp Zagrep’le müzakereyi dayatacak.

Ancaak, durum yukarı gibiyken ve Del Ponte’nin de Nuh deyip, peygamber demeyen cinsten bir ‘Osmanlı Hatun’ olduğu rivayet edilirken, şimdi işin işinden nasıl çıkılacak?

İngiliz Bakan Straw, ‘sırım’ mı, ‘sırık’ mı olduğu tartışmalı Viyanalı meslektaşı Ursula Plassnik’in kumpasını bozmak için iki sorunu ayıracağını söyledi ama, belli mi olur?

Osmanlı değilse bile yine de ‘Habsbourglu Hatun’ olan Frau Ursula pes eder mi?

* * *

GERİSİNİ anlatmayacağım, çünkü ‘mutlu son’u hepimiz biliyoruz.

Oysa, çok siste kalan fakat aslında her şeyin bam telini oluşturan hayati bir nokta var ki, zaten Hırvat gazetesi de onun için ‘Teşekkürler Avusturya’ manşetini Almanca attı.

Çünkü, işin esasında Viyana muradına erdi. Şantajında cidden başarıya ulaştı.

Tamam, resmiyette Zagrep kararı Del Ponte’nin raporuna dayandırıldı ama, el insaf!

Şu Allah’ın hikmetine bakın ki, daha cuma günü ateş püsküren İtalyan savcı topu topu kırk sekiz saat sonra fikir değiştiriyor ve pazartesi akşamı AB’ye ‘olumlu’ rapor sunuyor.

* * *

TEKRAR insaf yutmuyoruz ama, sonu bize hayırlı geldiğinden eyvallah demiş olalım.

Fakat kokusu sızınca berrak göreceğiz, belli ki hem Lüksemburg kulislerinde, hem de başkentler arasındaki ‘telefon katakullisi’nde kıran kırana bir pazarlık gerçekleşti.

Avusturya Türkiye’ye ‘he’ demenin ücretini, Londra’nın Hırvatistan taviziyle ödetti.

Daha ötesi, o Londra da o tavizi ‘joker kart’ olarak saklamayı baştan hesaplamıştı.

Doğrusu, burada tüylü Tirol şapkamızı çıkartıp, tuttuğunu kopartan Ursula Hanımın ‘kalıbının kadını’ olduğunu kabullenmemiz gerekir. Buna karşılık, tükürdüğünü yalayıveren Sinyorina Del Ponte’nin ‘Osmanlılıkla’ hiç ilgisi bulunmadığını da saptamamız gerekir.

Bir de şunu saptamamız gerekir:

Yolunda yürüdüğümüz kurumsal AB ve ona üye ülkeler tüm ‘ahlakiyatçı’ görünüme rağmen iş son kerteye vardığında, ‘realpolitik’ denilen ‘gerçekçilik siyaseti’ne dönüyorlar.

İşte salı günü de, İngiltere’nin diplomatik mahareti sayesinde biz bundan yararlandık.

Bari ben de yazımı o İngiltere’ye hitaben ‘thank you Great Britain’ diye bitireyim.
X