Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

TGSD konfeksiyonculara ‘İnsan Hakları Sertifikası’ verecek

<B>TGSD’</B>nin yeni Başkanı Aynur Bektaş, konfeksiyonda insan haklarının çok önemli olduğunu ve dünya markalarının bunu bir satış politikası olarak kullandığını belirterek, ‘Biz de ‘İnsan Hakları Sertifikası’ verebilir konuma gelmek istiyoruz’ dedi.

TÜRKİYE Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) yeni Başkanı Aynur Bektaş, konfeksiyonda artık insan haklarının çok önemli olduğunu ve dünya markalarının bunu satış politikası olarak kullandığını belirterek, ‘Biz de TGSD olarak ‘İnsan Hakları Sertifikası’ verebilir konuma gelmek istiyoruz’ dedi. Yabancı markaların artık birebir insan haklarını oturtmuş firmalarla çalışmak istediklerine dikkat çeken Aynur Bektaş, İstanbul Sanayi Odası ile birlikte bu konuda çalışmalara başladıklarını söyledi.

Banka memurluğundan emekli olduktan sonra iki evini satıp, maaşından her ay aldığı altınları bozarak Hey Tekstil’i kurduğunu söyleyen Aynur Bektaş, bugün 80 milyon dolar cirolu, yaklaşık 2 bin çalışanı olan 5 şirketli bir grubun başında. Üretiminin tamamını ihrac eden Hey Tekstil, Çankırı Çerkeş tesislerinde Reebok gibi uluslararası markalara üretim yapıyor.

On yıl aradan sonra TGSD’nin ikinci kadın başkanı olan Aynur Bektaş, TGSD’ye bu yıl kaydetmeyi planladığı 200 yeni üyenin de en az yarısının kadın üye olmasına çalışacağını belirtti. Aynur Bektaş’la, konfeksiyon sektörünün yanısıra Hey Tekstil’i konuştuk.

Reebok gibi dünya markalarına üretim yaparken, en çok dikkat ettiğiniz konular neler?

- Hey Tekstil’de insan hakları en üst düzeyde uygulanıyor. Çocuk işçi, sigortasız işçi yok. Reebok, Nike gibi firmalar Avrupa Birliği standartlarında koşullar istiyorlar. Biz firma olarak 8 yıldır bunlara uyuyoruz. Personel istemezse fazla mesaiye kalmayabilir. Bizi şikayet de edebilir. Artık bu kurallara uymayan üreticiler kesinlikle yabancı markalardan iş alamayacaklar. Geç kalmadan bu standartlara herkes uyum sağlamak zorunda.

TGSD olarak bu konuda çalışmalarınız var mı?

- Konfeksiyonda insan hakları çok önemli olmaya başladı. Artık yabancı markalar birebir insan haklarını oturtmuş firmalarla çalışıyorlar. Bunu satış politikası olarak da kullanıyorlar. Biz de TGSD olarak ‘İnsan Hakları Sertifikası’ verebilir konuma gelmek istiyoruz. İstanbul Sanayi Odası (İSO) ile birlikte bunu oluşturmaya çalışıyoruz. Artık şirketlere sertifika vermek istiyoruz. Bu sertifikaya sahip olanların yurtdışından iş alabilmesini planlıyoruz. Çünkü insanların emeğini yok ederek, sigortasız işçi çalıştırarak bir yere gelmek mümkün değil. İnsan haklarına önem verdiğimiz takdirde daha çok sipariş alacağımıza inanıyorum.

Tekstil ve konfeksiyon sektörünü 2005’te neler bekliyor?

- Çin’i arkamıza, İtalya’yı önümüze alıp bu yolda devam etmemiz lazım. Bizim için en tehlikeli boyutlarda olan Çin. Çünkü kotaların kalkmasıyla Çin’de konfeksiyonun daha fazla büyüyeceğini ve Türkiye’de konfeksiyonun azalacağı düşünülüyor. Bunun bir kısmı doğru, bir kısmı yanlış. Küçük ölçekli konfeksiyon üreticileri için tehlike var, çünkü koleksiyon yapamıyorlar. Ancak, yurtdışına açılan, ARGE’ye öncelik veren, Anadolu’ya yatırım yapan bizim gibi firmalar ayakta kalacak.

Hükümetin sektörünüze karşı yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

- Tekstil ve konfeksiyonda altyapı hazır, çok iyi elemanlar yetiştirdik. Bu sektöre biraz daha iyi bakmaları lazım. TGSD Başkanı olarak benim ilk işim hükümetle iyi geçinmek. Başbakan’dan da bu konuda bir talebim olacak. İlk üye toplantımızı kendisinin açmasını rica edeceğim. Şansımızı önce böyle deneyeceğiz, ama olmazsa, dernek olarak 600 üyemiz var, sesimizi duyururuz. Hükümet bizleri sahiplenmeli ki, dünyaya açılalım. İstanbul’u turizm ve moda merkezi yapmalıyız. Hükümet bunları bütün halinde görürse çok iyi eder. Bir ülkeye giderken turizm artı moda diye gidiliyor artık.

Başkanlığınız sürecinde neler yapmak istiyorsunuz?

- TGSD’ye bu yıl 200 yeni üye daha katmayı hedefliyorum. İç piyasadaki konfeksiyoncularla da sıkı bir işbirliğine gitmek istiyoruz. Biz bir bütünüz. Herkese bunu anlatmaya çalışacağım. Ben olumlu bir ihracatçıyım. Hiçbir zaman moralimi bozmuyorum. Moralimizi bozduğumuzda fırsatları göremeyiz, daha da sıkıntıya gireriz. Derneğe de moral getireceğime inanıyorum. Derneğin altyapısını kuvvetlendirip, biraz daha pazarlamaya ağırlık verilmesine çalışacağız. Ayrıca, TGSD içinde genç bir grup oluşturmayı hedefliyorum.

Bankadan emekli oldu 80 milyon doları buldu

Hey Tekstil’i nasıl kurdunuz?

- Bir aile şirketiyiz. Hey Tekstil’i 1992 yılında kurduk. Ben bankacıyın, 20 yıl bankacılık yaptım. Emekli olduktan sonra 500 metrekarelik küçük bir atölyede 22 kişiyle üretime başladım. Bir arkadaşımın eşi tekstili çok iyi biliyordu. Onunla birlikte başladık. Daha sonra planlı bir şekilde büyüdük.

2004 yılını nasıl geçirdiniz? 2005 hedefiniz?

- 2004’ü 80 milyon dolar ciroyla kapattık. Son üç yılda koleksiyonumuz çok büyüdü. Başka firmalara fason üretip onların etiketini diksek de kendi dizaynımızı oluşturmaya başladık. İngiltere’de bir dizayn ofisi açtık. Çin’de üreterek Çin’e mal satmak istiyoruz. Orada fabrikası olan bir Alman firmayla işbirliği yapmak üzere görüşmelerimiz sürüyor.

Hacı Bektaş’a 200 odalı otel geliyor

Turizm sektöründe neler yapacaksınız?

- Eşimin memleketi Hacı Bektaş’ta 200 odalı bir otel yapacağız. Nevşehir teşvik kapsamında ama burada hiçbir zaman tekstil düşünmedik, oranın geleceği turizm. Manevi yönü de çok fazla bizim için Hacı Bektaş’ın. 5 milyon dolara mal olmasını planladığımız oteli 2006’nın ilk yarısında açacağız. 80 dönüm arazi üzerine iki spor sahası, kongre ve seminer salonları, büyük bir yüzme havuzu yapacağız. Yörenin otantik havasını yansıtan bir otel olacak. Daha sonra golf sahaları da yapacağız. Memleketim Çerkeş’te de Safranbolu evlerine benzer birkaç konak var, onların da bazılarını koruma altına alacağız.

İki evimi ve altınlarımı sattım, Hey Tekstil’i kurdum

Konfeksiyon atölyesi kurmak için gereken sermayeyi nereden buldunuz?

-
Konfeksiyon en ucuz kurulabilen iş kolu. Çok fazla sermaye gerektirmiyordu. 500 metrekare atölyenin kirasını ödeyebilir olmak yetiyor. Ben Ankara’da çok zor şartlar altında aldığım evimi ve İstanbul’da Florya’daki kooperatif evimi sattım. Çalışmaya başladığım ilk günden itibaren her çalışan Anadolu kadını gibi maaşımdan bazen bir, bazen 2-3 altın alıp bir kenara atmıştım. Böyle küçük küçük şeyler zamanla çok büyük birikime dönüşüyor. Ciddi bir riskle bu işe girdim. O zaman 37 yaşındaydım, ‘Başaramazsam yine bir bankada işe başlarım’ diye düşünüyordum.

AYNUR BEKTAŞ

Hey Tekstil kurucu ortağı ve Genel Müdürü Aynur Bektaş, 1951 Çankırı Çerkeş doğumlu. 1974 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Muhasebe Bölümü’nden mezun oldu. 20 yıl banka - finans sektöründe üst düzey yöneticilik ve eğitmenlik görevlerinde bulundu. 12 yıl önce konfeksiyon imalatı ve ihracatı yapan Hey Tekstil A.Ş. firmasını kurdu. Halen firmanın genel müdürlüğünü yürütüyor. Bektaş, 2005 Ocak ayından itibaren de Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi.
X